<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260</id><updated>2011-10-04T11:14:45.454-07:00</updated><title type='text'>AFSAD ENGELSİZ CUMHURİYET</title><subtitle type='html'>Bu blog AFSAD tarafından Cumhuriyet Gazetesi Ankara Eki Engelsiz Yaşam köşesi için hazırlanan yazıların arşivlenmesi ve ilgilenenlere ulaştırılması için oluşturulmuştur.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>75</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-512693503977168296</id><published>2010-10-22T10:49:00.000-07:00</published><updated>2010-10-22T11:32:33.904-07:00</updated><title type='text'>POLİTİKACILAR, SİZ DE ÇÖZÜMÜN YOLUNU AÇIN</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TMHYN0e9X_I/AAAAAAAAASQ/np2lsZQrlbw/s1600/nurankansu-k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TMHYN0e9X_I/AAAAAAAAASQ/np2lsZQrlbw/s400/nurankansu-k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530939549326073842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;f: Nuran KANSU&lt;br /&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Evvelki Pazar günü, takvim yaprakları 10/10/10 tarihini gösteriyordu. Bu tarihin çekici güzelliği pek çoklarını evlilik dairelerine aylar öncesinden kayıt yaptırmaya yönlendirirken, bazıları da bu günü kozmik bir dönüm noktası olarak görerek meditasyon yapmayı tercih etti. Bizler ise ilgisizlik ve ataletinden sıkıldığımız politikacıları iklim değişikliği konusunda adım atmaya çağırmak üzere bisikletlerimizle sokaklardaydık. Artık konuşma değil, iş yapma zamanıdır diyerek 10 kentle birlikte Ankara’da bisiklet yolu açılışımızı gerçekleştirdik. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sokaklardaydık çünkü biliyoruz ki sanayi devriminden bu yana, insanoğlunun açgözlü saldırganlığı, kaynaklarımızı tüketmekle kalmadığı gibi Dünya’mızı da yaşanmaz hale getiriyor. İklim değişikliğinden kaynaklanan aşırı iklim olayları ve doğal afetler yaşama hakkımızın önündeki en büyük engel olarak her geçen gün daha şiddetle varlığını hissettiriyor. Çoktan kapımıza dayanmış olan bu tehdit karşısında politikacıların vurdumduymaz duruşu, yalnız bizleri değil, gelecek kuşakları da etkileyecek sonuçlara neden olmakta. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Küresel bir iklim hareketi olarak 350, bu endişeden yola çıkarak, 10/10/10 günü tüm dünyada bir çalışma/iş yapma partisi düzenledi. 181 ülkede 7347 etkinlikle insanlar iklim değişikliği ile mücadele konusunda artık politikacıları bekleyecek sabırları kalmadığını, artık iş yapmak üzere kolları sıvadıklarını haykırdı. Ankara’da Gençlik Parkı’nda buluşan 200 kadar bisikletli konvoyla Kuğulu Park’a geldi ve törenle bisiklet yolu açılışını gerçekleştirdi. Benzer şekilde Yalova’da Cumhuriyet Meydanı’nda Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve Yalova Belediye Başkanı Yakup Koçal’ın da desteklediği yüzlerce bisikletçi basın açıklaması yaptı. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Antalya’da AKM önünde toplanan bisikletçiler basın açıklaması yaptıktan sonra Karaalioğlu Parkı’na giderek müzik dinletisi gerçekleştirdi. İzmir’de kalabalık bir grup basın açıklaması yaparak Bostanlı Parkı’ndan Üçkuyulara süren bir bisiklet turu düzenledi. Adana’da Ziraat Mühendisleri Odası önünde toplanan arkadaşlarımız basın açıklamasının ardından tüm şehri anonslar ve tezâhüratlarla turladı. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Edirne, Eskişehir ve Trabzon’da da basın açıklamaları ve bisiklet turları ile sokaklar rengârenk bisikletlerle şenlendi. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ankara’daki bisiklet yolu açılışında kurdeleyi kesen genç kardeşlerimiz Aslan (12) ve Ceren’in (10) &lt;b style=""&gt;“Biz bisiklet yolumuzu açıyoruz, politikacılar, iklim için siz de çözümün yolunu açın”&lt;/b&gt; diyerek haykırırken gösterdikleri cesaret ve kararlılık, aynı saatlerde diğer kentlerde sokaklarda olan herkese güç ve umut verdi. Çünkü doğru politikaları uygulamak için hâlâ yeterli zaman da para da mevcut. Yeter ki iklim değişikliğinin etkilerinden omuz silkerek kurtulamayacağımızın farkına varıp, adım atmaya başlayalım. Milyarlarca doları nükleer santrallare, otoyollara, beşinci on beşinci köprülere ayırmak yerine bunun çok daha azıyla gerçekleşecek &lt;b style=""&gt;engelsiz ve sürdürülebilir bir yaşam&lt;/b&gt; için yaya ve bisiklet yolları yapımına fırsat tanıyalım.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sesimiz katlanarak, kulakları sağır eden bir çığlık olana kadar, yüzler binleri, binler milyonları getirerek sokaklarda aynı mesajı çınlatmaya devam edeceğiz. 350 toplumsal bir hareket olarak iklim değişikliği engelini ortadan kaldırmak üzere yoluna devam edecek. Geleceğimizin önündeki&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;iklim değişikliği engelini ortadan kaldırmak isteyen herkesi bizimle birlikte olmaya çağırıyor, 350 hareketini http://350ankara.blogspot.com adresinden izlemeye davet ediyoruz.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;(Engelsiz Yaşam konusunda görüşlerinizi paylaşmak için: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/pages/Engelsiz-Yasam"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;http://www.facebook.com/pages/Engelsiz-Yasam&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;Serhan Demirci&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;350 Ankara Aktivisti&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="mailto:serhandemirci@gmail.com"&gt;serhandemirci@gmail.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="mailto:serhandemirci@gmail.com"&gt;(Bu yazı 22 Ekim 2010 tarihli Cumhuriyet Ankara ekinde yayımlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-512693503977168296?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/512693503977168296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/10/politikacilar-siz-de-cozumun-yolunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/512693503977168296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/512693503977168296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/10/politikacilar-siz-de-cozumun-yolunu.html' title='POLİTİKACILAR, SİZ DE ÇÖZÜMÜN YOLUNU AÇIN'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TMHYN0e9X_I/AAAAAAAAASQ/np2lsZQrlbw/s72-c/nurankansu-k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-7063973274833972395</id><published>2010-10-18T12:31:00.000-07:00</published><updated>2010-10-18T12:34:30.354-07:00</updated><title type='text'>ENGELSİZ SANDIK İSTİYORUZ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TLyhQed27nI/AAAAAAAAASI/Bd7l4UiaY3w/s1600/sandik.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 274px; height: 158px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TLyhQed27nI/AAAAAAAAASI/Bd7l4UiaY3w/s400/sandik.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529471746932403826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleşen bir referandumu daha geride bırakıp, yaklaşmakta olan genel seçimleri düşünerek ilgililere engellilerin de oy kullandıklarını ve seçim sandıklarının engelsiz olmasının gerekliliğini hatırlatmak istedik. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Yapılan nüfus sayımlarında engelli bireylerin kayıtları da yapılmaktadır. Nüfus idaresi ile Yüksek Seçim Kurulu (YSK) koordineli çalışarak engellilerin de her vatandaş gibi oy kullanabilmesi konusunda çözüm üretmelidir. YSK tarafından seçim, referandum vb. durumların ilanı ile birlikte engelli bireylere bulundukları illerde nasıl oy kullanabileceklerine dair bilgilendirme yapılabilir. Ayrıca oy kullanmak isteyen engellilere, engel durumu ve nasıl rahat oy kullanabilecekleri gibi bilgileri belirtebilecekleri telefon ya da internet ile başvuru imkanları sağlanabilir. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Engellilerin de oy kullanabilmeleri için oy kullanılan her bina ya da okulda en az 1 oy sandığının erişilebilir ve başındaki seçim görevlilerinin engellilere yardımcı olmak konusunda bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. Bu sandıklarda ayakta duramayanlar için oturacak bir sandalye bulunmalıdır. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Ancak engelliler için özel sandık istemiyoruz. Engellileri toplumdan soyutlayan, ayıran uygulamalar istemiyoruz. Engellilerin erişiminin sağlandığı sandıklarda herkes oy kullanabilmelidir. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bürokrasinin oy kullanma işleminde engellilere engel çıkarmasına engel olmalıyız. Engelli bir vatandaşın oy kullanacağı sandık onun erişemeyeceği bir yerde olabilir. Bu durumda engelli bireyin aynı binada erişilebilir olan başka bir sandıkta oy kullanabilmesi sağlanabilir. Bina hiç erişilemez durumda ise, engelli seçmen oy kullanabileceği kendisine ulaşım açısından en uygun binada oyunu kullanabilir.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Tekerlekli sandalye kullananların karga tulumba merdivenlerde taşınmasını, daracık kapı ve koridorlarda sıkışıp kalmasını istemiyoruz. Tekerlekli sandalye, sandığın bulunduğu yere kadar rahatça gidebilmeli, sandığın bulunduğu kapalı alan tekerlekli sandalyenin sığabileceği genişlikte olmalıdır. Aslında oy kullanmak için bunları talep etmek çok anlamsız, çünkü aslında her çocuğun eğitim alma hakkının olduğu bir ülkede tüm okulların engelsiz olması, tekerlekli sandalyeye uygun olması gerekirdi. Özürlüler yasasına göre de tüm binaların engellilere uygun olması gerekirdi. Maalesef ne binalarımız ne de okullarımız engelliler için uygun. Okullarımız ve binalarımız tekerlekli sandalyeye uygun şartları sağlayabilseydi, tüm bu düzenlemelere de gerek kalmayacaktı. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Mevcut seçim ve oy kullanma sisteminde görme engelliler yanlarında biri ile sandığa giderek oy kullanabilmektedirler. Gerekli çalışmalar yapılarak (kabartmalı yazı, elektronik sistemler, vb. gibi) görme engellilerin tek başına oy kullanabilmeleri sağlanmalıdır. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Oy kullanmak isteyen ancak evinden çıkamayacak kadar engelli olan vatandaşlarımızın da oy kullanabilmesi için de gerekli koşullar sağlanmalıdır. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Seçim sandıklarının engelsiz olması konusunda en büyük görev yine engellilere düşüyor. Her vatandaş oy kullanma hakkına sahiptir. Oy kullanmak ise her vatandaşın görevidir. Bu bilinçle, engelliler oy kullanacakları yerin engelsiz olması konusunda oy kullanmadan önceki günlerde Yüksek Seçim Kurulu’na ve oy kullanacakları binanın sorumlularına bu konuda başvurmalıdırlar. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:10pt;" &gt;(Engelsiz Yaşam konusunda görüşlerinizi paylaşmak için: &lt;a href="http://www.facebook.com/pages/Engelsiz-Yasam"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;color:#000000;" &gt;http://www.facebook.com/pages/Engelsiz-Yasam&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;, afsadengelsizyasam@&lt;a href="http://googlegroups.com/" target="_blank"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;color:#000000;" &gt;googlegroups.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;ŞULE TÜZÜL&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="mailto:sule.tuzul@isbank.net.tr"&gt;sule.tuzul@isbank.net.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="mailto:sule.tuzul@isbank.net.tr"&gt;(Bu yazı 15 Ekim 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayımlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-7063973274833972395?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/7063973274833972395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/10/engelsiz-sandik-istiyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7063973274833972395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7063973274833972395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/10/engelsiz-sandik-istiyoruz.html' title='ENGELSİZ SANDIK İSTİYORUZ'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TLyhQed27nI/AAAAAAAAASI/Bd7l4UiaY3w/s72-c/sandik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-558316482627333762</id><published>2010-10-09T11:55:00.000-07:00</published><updated>2010-10-09T12:10:35.965-07:00</updated><title type='text'>Yarın atamayacağınız adımlar için şimdi adım atma zamanı!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TLC-IDyvjXI/AAAAAAAAASA/UhNY8hvKyvo/s1600/350-k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TLC-IDyvjXI/AAAAAAAAASA/UhNY8hvKyvo/s400/350-k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5526125788449967474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"&gt;Etiyopya’lı çiftçi Mulualem, yaşadığı bölgede eskiden 3-4 metreden su çıkarken, artık 50 metreden su bulamadıklarından yakınırken, iklim değişikliğinin yarattığı etkilerden yakınıyordu Kopenhag iklim zirvesine karşı yapılan alternatif zirvede. “İklim meselesini artık Afrika’da herkes biliyor. Televizyonlardan izliyoruz. Babamların döneminde problem yoktu ancak şimdi biz çevre aktivistleri olduk.” sözlerini ülkesinden gelerek söylüyordu. Etiyopya’nın Başbakanı Mele Zenawi’nin Afrika ülkelerini bir araya getirerek ortak hareketi oluşturmasından da övgüyle bahsediyordu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"&gt;Etiyopya’da bunlar olurken, Anadolu’nun pek çok yerinde artık suyun 100 hatta 150 metreden çıktığına dair haberleri duyuyoruz. Borçka’da Demirci ailesinin 5 üyesi, hayatlarını geçirdikleri evlerde ilk defa sele kurban oldular. Haziran ayında yaşanan aşırı yağışlar, Temmuz ve Ağustos’da sıcak hava dalgaları iklim felaketlerinin örneği sayılabilir. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"&gt;İklim değişikliği yaşamımızdaki tanımların sınırlarını değiştiriyor. 2007 kuraklığında suya ulaşamamanın zorlukları, mevcut altyapının ve anlayışın ne kadar çözümsüz olduğunu ortaya koydu. İnsanlar, ilk defa yaşamlarında başka engellerin olabileceğini görmeye başladı. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"&gt;Sanayileşme öncesi atmosferde 280 ppm (milyonda parçacık) karbondiksit varken bu sayı bugün 392’ye çıktı. Bunun karşılığında ise yaklaşık 1 derece yerküre ısındı. 2 derece ısınmaya yaklaştığımızda, artık geri dönülmez noktaya varıyoruz. Bilim dünyası, bu noktada son uyarısını yaptı. Geri dönüşü olmayan noktaya kadar fosil yakıt yakmaya devam etmemiz durumunda, yaşadığımız aşırı iklim olaylarının olağan hale geleceğini yıllardır anlatıyorlar. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"&gt;Bilim dünyasının 350 çağrısı bugün milyonları harekete geçirdi. 24 Ekim 2009’da 5000’den fazla kentte ortak eylem yapılarak Kopenhag’da politikacıların artık çözümü hayata geçirmesi talep edildi. Ancak, Kopanhag’da bütün devletlerin büyük bir başarısızlığı, imza bile atamayacak bir süreç gerçekleştirmesi, bizleri daha net bir mesaj vermeye zorladı: Siz yapamadınız, biz beklemiyor ve işe başlıyoruz!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"&gt;24 Ekim’de iklim değişikliğine karşı 200 bisikletle meclise doğru pedal çevirmiş,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;yaya ve engelli gönüllülerce karşılanmış ve vekilleri de davet edip taleplerimizi iletmiştik. Bisikleti çok sevmiştik, çünkü iklim dostuydu, cüzdan dostuydu ve fosil yakıtlara karşı en iyi cevaplardan birisi idi. Yani bisiklet&lt;a name="_GoBack"&gt;&lt;/a&gt; çözümdü. Biz bunları yaparken, Mayıs ayında hükümetin imzaladığı “İklim Değişikliği Strateji Belgesi’ne göre ulaşım konusunda kısa vadede “bisiklet ve yaya ulaşımına imkân veren düzenlemeler özendirilecektir” deniyor. Yani, ülkemizde yürümek ve bisiklet gibi temel ihtiyaçlarımızın çoktan karşılanması gerekiyorken, bugün iklim değişikliği ile daha önemli hale gelen yaya yolları ve bisiklet yolları konusunda politika sadece “özendirme” ile sınırlı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"&gt;İşte bu yüzden, 10 Ekim 2010’da bisiklet yolumuzu biz açacağız ve “Bizler bisiklet yolu açıyoruz. Politikacılar, iklim için çözümün yolunu siz açın” diyeceğiz. Bu sene ise, farklı olarak 1 kentte değil, aralarında Trabzon, Yalova, İzmir, Antalya, Eskişehir, Bursa, Adana gibi kentlerin de olduğu, Tüketici Dernekleri Federasyonu-Tüdef’e bağlı tüketici örgütlerinin, Perşembe Akşamı Bisikletçileri’nin desteği ile yapacağız.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"&gt;İklim Değişikliği hayatımıza kalıcı zararlar vererek yeni engeller çıkartacak. Atılması gereken adımlarda geç kaldık ve artık bekleyemeyeceğiz. Yarın atamayacağınız adımlar için, lütfen sizde 10 Ekim’de adımınızı atın. 10.10.10’da saat 10:10’da Gençlik parkında buluşuyor, Kuğulu Park’da bisiklet yolumuzu açıyoruz. Detaylı bilgileri &lt;a href="http://www.350ankara.blogspot.com/"&gt;www.350ankara.blogspot.com&lt;/a&gt; adresinden edinebilirsiniz!’&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: right; line-height: normal;" align="right"&gt;Önder Algedik&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: right; line-height: normal;" align="right"&gt;350ankara aktivisti&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: left; line-height: normal;"&gt;(Bu yazı 08 Ekim 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayımlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-558316482627333762?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/558316482627333762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/10/yarn-atamayacagnz-admlar-icin-simdi-adm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/558316482627333762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/558316482627333762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/10/yarn-atamayacagnz-admlar-icin-simdi-adm.html' title='Yarın atamayacağınız adımlar için şimdi adım atma zamanı!'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TLC-IDyvjXI/AAAAAAAAASA/UhNY8hvKyvo/s72-c/350-k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-4192474828466794590</id><published>2010-10-07T03:50:00.000-07:00</published><updated>2010-10-07T03:58:34.157-07:00</updated><title type='text'>Yerel Yönetimim Uyuyor Mu?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TK2mxWEPySI/AAAAAAAAAR4/LGX_CxXN03c/s1600/foto_01_k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TK2mxWEPySI/AAAAAAAAAR4/LGX_CxXN03c/s400/foto_01_k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525255684520659234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if !mso]&gt;&lt;object classid="clsid:38481807-CA0E-42D2-BF39-B33AF135CC4D" id="ieooui"&gt;&lt;/object&gt; &lt;style&gt; st1\:*{behavior:url(#ieooui) } &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ortaokuldaydım ve yaşım on beşti; unutmuyorum. Spastik engelli olduğum için yürüyemiyor ve sağ elimi kullanamıyorum. Aynı okulda resim öğretmeni olan babam, ek dalının sanat tarihi ve bu konuda ehil bir insan olmasından dolayı, okulun gezi kolunu yönetirdi. İstanbul’a tedavi amacıyla defalarca gitmemize rağmen o güne kadar pek gezme fırsatımız olmadığı için o İstanbul gezisine ben de katıldım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Eyüp Sultan camiinde gezerken tekerlekli sandalyeme yaklaşan yaşlı bir amca, istemsiz olarak açılıp kapanan sağ elimi tuttu; ardından da hızla uzaklaştı. O an elimde bir şey hissettim. Tepkisel olarak kapanan elimi açtıktan sonra avucumda bozuk bir parayla karşılaştım. Şoke olmuştum; kısa bir süre olayı tam kavrayamadım ama sonra parayı hırsla alıp kimse görmeden fırlattım. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hayatımda ilk defa, toplumun &lt;i style=""&gt;“sakat(!) eşittir dilenci”&lt;/i&gt; ön yargısı ile yüz yüze gelmek beni çok üzmüştü. Üzerindeki kıyafet, yanındaki insanlar önemsiz detaylardı. Tekerlekli sandalyedeyseniz siz mutlaka &lt;i style=""&gt;‘dilenci’ &lt;/i&gt;yani &lt;i style=""&gt;‘daima yardım edilesi bir varlık’&lt;/i&gt; olmalıydınız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cahil bir vatandaşın densiz bir hareketi olarak görebilirdim bunu ama &lt;i style=""&gt;“ya öyle değilse?”&lt;/i&gt; diye düşündüm. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Çünkü zaman geçtikçe o amcanınkinden çok daha sert ve anlamsız ön yargılarla karşılaştım. Hadi o, cahil, bir ayağı çukurda bir ihtiyardı o an benim gözümde; ya sonra karşılaştıklarım?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Lisedeyken, okul çıkışında karşılaştığımız ve babama benim için zaman zaman &lt;i style=""&gt;“zekâsı nasıl?”&lt;/i&gt; diye soran; okurken, işe girerken, çalışırken zorluk çıkartan insanların bu amcadan tek farklarının &lt;i style=""&gt;“diploma”&lt;/i&gt; olması daha da acı...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Her şeye rağmen son yirmi yılda önemli mesafeler kat edildiği kanaatindeyim. Artık, &lt;i style=""&gt;“engelli çocuğunuzu toplumdan kaçırmayın, onu sosyal hayatın içine katın”&lt;/i&gt; mesajlarının daha az verilmesi kadar, sokaktaki problemlerin, sosyal hayatın devamını sağlayacak unsurların en azından tartışılıyor olması bir adım... &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bütün bunlarla beraber, engelliye bir takım fazladan imkânlar vererek yaşadığı toplumdan soyutlama anlayışına da temelde karşıyım. Engelliler tatil köyü, engelliler otobüsü, engelliler parkı ne kadar itici ve farklılaştırıcı yani ötekileştirici değil mi? Ben, prensip olarak &lt;i style=""&gt;“herkes gibi, herkesle beraber”&lt;/i&gt; bir hayatı tercih ediyorum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yıllar önce yaşadığım ilçe’nin (Bursa/Yıldırım) o zamanki belediye başkanını evime çok yakın olan parktaki bir etkinlikte yakalamış, o parktaki birçok bölüme rampa olmadığı için giremediğimi söylemiş, en azından belli yerlere rampa yapılmasını istemiştim. Başkanın bana söylediği gerçekten ibret vericiydi:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Mesken’de engelliler parkı yaptık, oraya gidin.”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Dediği yer de oturduğum yerden en az &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;5 km&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;. uzaktaydı... Kaldı ki, &lt;i style=""&gt;ona “keyfimin kâhyası mısın kardeşim, ben bu parka gitmek istiyorum.”&lt;/i&gt; demek vardı ama acı acı gülümseyip ayrıldım yanından... &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yerel yönetimlere, yapmaları kanunen zorunlu hale getirilmiş şeyleri hatırlatmak zorunda mıyız? Yedi yıl süre konmuştu hatırlarsanız… Yoksa yine birçok konuda olduğu gibi bu konuda da &lt;i style=""&gt;“yumurtanın kapıya dayanması mı”&lt;/i&gt; beklenecek?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="color: rgb(51, 0, 0);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;(Engelsiz Yaşam konusunda görüşlerinizi paylaşmak için: &lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://www.facebook.com/pages/Engelsiz-Yasam"&gt;&lt;span style="text-decoration: none; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;http://www.facebook.com/pages/Engelsiz-Yasam&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;, afsadengelsizyasam@&lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" href="http://googlegroups.com/" target="_blank"&gt;&lt;span style="text-decoration: none; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;googlegroups.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;Alper Şirvan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11pt;"  &gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a href="mailto:alpersirvan@gmail.com"&gt;alpersirvan@gmail.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 01 Ekim 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayımlanmıştır.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-4192474828466794590?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/4192474828466794590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/10/yerel-yonetimim-uyuyor-mu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/4192474828466794590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/4192474828466794590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/10/yerel-yonetimim-uyuyor-mu.html' title='Yerel Yönetimim Uyuyor Mu?'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TK2mxWEPySI/AAAAAAAAAR4/LGX_CxXN03c/s72-c/foto_01_k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-869437324154591016</id><published>2010-09-24T10:55:00.000-07:00</published><updated>2010-09-24T11:02:35.968-07:00</updated><title type='text'>DAĞA GÖZ DEĞİL YÜREK TIRMANIR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJznmeaxprI/AAAAAAAAARw/DizNpe-h3WE/s1600/OZTURK-KAYIKCI-c3.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJznmeaxprI/AAAAAAAAARw/DizNpe-h3WE/s400/OZTURK-KAYIKCI-c3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520541891435800242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJzni7Xp_kI/AAAAAAAAARo/Czz2sN_gEnI/s1600/OZTURK-KAYIKCI-c2.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJzni7Xp_kI/AAAAAAAAARo/Czz2sN_gEnI/s400/OZTURK-KAYIKCI-c2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520541830487866946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJznfHw0uNI/AAAAAAAAARg/052ssqYDIU0/s1600/OZTURK-KAYIKCI-c1.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJznfHw0uNI/AAAAAAAAARg/052ssqYDIU0/s400/OZTURK-KAYIKCI-c1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520541765095176402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;fotoğraflar: Öztürk KAYIKÇI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Türkiye’nin ilk görme engelli milli atleti ve dağcısı Necdet Turhan geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği Mont Blanc tırmanışı öyküsünü sizlere şöyle anlatıyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002 Yılında New York Maratonu ile başlayan Beş Kıta projemin maratonlar bölümü ardından dağlar serisinde üçüncü kıta olan Avrupa’da Mont Blanc tırmanışı için Cenevre’ye uçuyoruz. Tırmanış öncesinde konaklayacağımız Fransa’nın Chamonix Kasabası Cenevre’ye hayli yakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cenevre Havaalanı’nda uzun kaya tırmanıcısı dostumuz Michael Piyola karşılıyor bizleri. Michael’in evinde birkaç saat soluklandıktan sonra ekibimize tahsis ettiği arabası ile İsviçre’den Fransa’ya geçip Chamonix’e yerleşiyoruz. Tarih; 2 Ağustos 2010.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü bir doğa sporları merkezi olan Chamonix kökleşmiş bir doğa sporları kültürüne ve 1902 yılında kurulmuş bir dağcılık okuluna sahip, dağcılığın ilk başladığı yer olarak kabul ediliyor bu kent.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chamonix’de Yapılan değerlendirme ve hazırlıklar ardından 3 Ağustos sabahı Nevzat Öntaş, Mustafa Kalaycı, Haldun Ülkenli ve Öztürk Kayıkçı’dan oluşan ekibimiz ile Ayşe Arman, Bursa Nilüfer Belediyesi ve North Face Firması tarafından desteklenen tırmanışımıza başlama kararı alıyoruz. Tırmanış, dişli trenden indiğimiz 2000 m. noktasından başlıyor. Hedefimiz ilk gün yaklaşık 1200 m. yükselerek Teterousse Dağ Evi’ne ulaşabilmek. Tüm Mont Blanc tırmanıcıları rotada var olan iki dağ evinden yararlanıyorlar zirveye ulaşabilmek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekip düzeni oluşturuyoruz. Önde giden arkadaş, sesine yoğunlaşıp takip ettiğim çanımı taşıyor. Yer yer dik kayalardan, bazen patikalardan, bazen de uçurum kenarlarından geçerek yükseliyoruz. Uçurum kenarlarından geçerken, kayalara “bold” dediğimiz metal çiviler ile sabitlenmiş çelik tellerden emniyetimi alarak yürüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşama doğru ilk dağ evine ulaşıyoruz, hayli yorgunum. Bilhassa son yarım saat içerisinde yorgunluğum artıyor. Bunda giderek ağırlaşan sırt çantamın payı büyük. Hava şartlarının olumsuzluğu nedeniyle iki gün kalacağımız dağ evine yerleşiyoruz. Yağmur olarak başlayan yağış kara dönüyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kar yağışının güzelliğini anlatıyor arkadaşlar bana. Kar bazen kelebekler misali savrularak bazen de bulgur taneleri misali serpilerek düşüyorlar. Bir yandan da stres duyuyorum bu durumda tırmanışımızın akıbeti ne olacak diye. ODTÜ Dağcılık Kolu Antrenörü ve faaliyet sorunlusu Nevzat Öntaş camdan dışarıya,  tırmanmamız gereken dik kaya etaplarına bakarak konuşuyor; “İşimiz çok zor…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah kar yağışının durduğunu görüyoruz,  kayaların sivri uçları dışında her taraf bembeyaz. Fakat dağcılık tekniği anlamında riskli bir beyazlık bu. Zira yeni yağan kar un misali tozak konumda. Kazma tutmuyor, gerektiğinde emniyet almak pek mümkün değil.&lt;br /&gt;İp birliği oluşturup ortalama yarım saat içinde ilk kaya bloğunun altına geliyoruz. Kaya kar ve buz kaplı.  Nevzat Öntaş “Dönmeliyiz!” diyor. Fakat tehlikeyi görebilmem için ilk etabı deneyebileceğimi söylüyor. Sol taraftaki sabit hattan emniyet alarak tırmanıyorum. Ayaklarımdaki grampon dediğimiz metal aparatlar ile kayaya tutunmakta zorlanıyorum.  Miks tırmanış denilen kar, buz ve kaya koşullarında dokuz on kaya etabı geçmemiz gerekiyor ve bunlardan beş altısı daha tehlikeli. Karın toz oluşu ve kazma tutmayışı tehlikeyi daha da artırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3500 m. noktasından dönüyoruz, bizim dışımızda dönme kararı alan başka ekipler de var. Bu kez rotamız 300 m. altımızdaki Teterousse Zirvesi. Bu Zirve’de  “YAŞAMI SEVMEK İÇİN YÜREK BAŞARMAK İÇİN EMEK GEREK” ve “DAĞA GÖZ DEĞİL YÜREK TIRMANIR” yazılı pankartları ve Türk Bayrağı açarak dönüşe geçiyoruz. Büyük bir deneyim oluyor benim için Mont Blanc etkinliği. Chamonix’te kalan üç arkadaşımızdan daha sonra dönüş kararı aldığımız kayalık bölgede iki dağcının düşüp vefat ettiğini öğreniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Engelsiz Yaşam konusunda görüşlerinizi paylaşmak için: http://www.facebook.com/pages/Engelsiz-Yasam)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necdet Turhan&lt;br /&gt;www.necdetturhan.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 24 Eylül 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayımlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-869437324154591016?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/869437324154591016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/09/daga-goz-degil-yurek-tirmanir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/869437324154591016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/869437324154591016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/09/daga-goz-degil-yurek-tirmanir.html' title='DAĞA GÖZ DEĞİL YÜREK TIRMANIR'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJznmeaxprI/AAAAAAAAARw/DizNpe-h3WE/s72-c/OZTURK-KAYIKCI-c3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-6541247337990214517</id><published>2010-09-17T12:04:00.000-07:00</published><updated>2010-09-17T12:06:49.067-07:00</updated><title type='text'>BEN MEZOPOTAMYA</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJO8Q3ZP2GI/AAAAAAAAARY/iWFB6jogoAE/s1600/midyat+toplu-c.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJO8Q3ZP2GI/AAAAAAAAARY/iWFB6jogoAE/s400/midyat+toplu-c.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517960966392764514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJO8M64I6kI/AAAAAAAAARQ/x53ty-Lb-hg/s1600/afis2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 275px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJO8M64I6kI/AAAAAAAAARQ/x53ty-Lb-hg/s400/afis2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517960898608163394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;...Ben Mezopotamya, iki nehrin arası yani. Sümerin, Asurun ev sahibi yani. Ben bereket tanrısı, ben yazının merkeziyim. Ben aşk, inanç, bereket üçgeninde en doruktaki kültürüm. Ben Mezopotamya, Dicle ve Fırat’ın anası. Ben Mezopotamya insanlık serüveninde medeniyetlerin ana rahmi. Ben Mezopotamya, renk cümbüşlü, kilim motifli, türkü örüklü, inanç kubbeli sonsuz deniz...&lt;br /&gt;ZİÇEV (Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı) bünyesinde Vakfın Ankara ve İzmir` deki okullarında eğitim gören ve kurum içinde kurulu ZİHİN ERGO SUM Fotoğraf Atölyeleri öğrencileri olan özel eğitime tabi genç ve çocukların;  Mardin ve Urfa ili ve çevresinde 2010 yılı Nisan (26-30 Nisan 2010) ve Mayıs (18 – 23 Mayıs 2010) aylarında yaptıkları 5 er günlük fotoğraf çekim gezileri ile yaratıcılıklarının ortaya çıkarılması ve artırılmasının yanı sıra, sosyal dönüşüm ve kaynaştırmada kültürün 'birleştirici' gücünü kullanarak, 'katılımcılık ve paylaşımcılığı' hedefleyen, sivil toplumda, yaşam engellerinin kaldırılması için; kamu ve yerel yönetimlerle birlikte çözüm üreten, toplumsal birliktelik ve kaynaşmayı artırırken bilinçlendirmeyi de sağlayan,  `öteki`nin farkındalığının, kültür ve sanat yoluyla ortaya çıkarılmasını ve yükselmesini, sanat etkinliklerine katılmalarına teşvik eden, aktif yaratıcı süreçlerde yer almalarını sağlayan ve hedefleyen bir projedir `Ben Mezopotamya`...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde insanlık herkesi içine alan, herkese uygun bir toplum modelinden yoksundur. Dışlanan kesimlerden birisi olan engellileri toplumla bütünleştirecek yollardan birisi de fotoğraf diye düşündük. Bizler toplum, içinde yaşayan bu insanları, onların sorun ve gereksinimlerini, özelliklerini ne ölçüde dikkate almaktayız? Herkesin yapılan hizmetlerden, engellilerin de yararlanmasını sağlamaktan sorumlu olduğuna inanıyoruz. Bu sorumlukta bize düşeni üstlenmek istedik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engellilere yönelik ayrımcı uygulamaların dünü oldukça eskilere dayanmaktadır ve karşılaştıkları "engelin' temelinde, sahip olunan "özür" değil; özrün yarattığı farklılığı bahane eden toplumun, özürlüye karşı geliştirdiği 'engelleyici tutumlar" yatmaktadır. Engellilere yönelik ayrımcılığın önlenmesinde en etkili unsur ise, onları yaşamın içine sokmak, üretken kılmaktır. Alacakları eğitim ile bunu başarabileceklerine inandık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engelli bireylerin yeterli eğitim ve rehabilitasyon yoluyla nitelik kazanmaları ve kazandıkları bu nitelikleri üretken bir biçimde kendileri ve içinde bulundukları toplumun yararına sunmaları ayrımcı uygulamaları da büyük ölçüde sona erdirecektir. Ayrımcı degil bütünleştirici olalım istedik.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engelli bireylerin önündeki en büyük engel, önyargıdır; önyargıyı aşmanın en etkili yolu da sosyal yaşamlarında gösterilecek başarıdır. Bir başka etmen de onlar hakkında oluşmuş olan son derece yanlış değer yargılarıdır. Toplum engelli bireyleri çoğunlukla "ellerinden hiç bir şey gelmeyen, korunmaya muhtaç, zavallılar" şeklinde algılar… Engellilere dair önyargı ve yanlış değer yargılarını yok edelim istedik. Farklı olmak "farklı muameleye tabi tutulmanın" haklı gerekçesi olamaz. Engelliler de herkes gibi, başka hiçbir sebeple değil; salt insan oldukları için onurlu bir yaşamı hak etmektedirler. Bunun için toplumsal yaşama tam katılımın önündeki her türlü engel kaldırılmalı ve eşitlik ilkesi gereğince yaşamın tüm alanlarında desteklenmelidirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu gerçekler bu projeye başlama/ çıkış noktamızın ve gerçekleştirmek istediğimizin temelini oluşturmaktadır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben Mezopotamya”  projemiz kapsamında çocuklarımız tarafından çekilen fotoğrafları 20-26 Eylül 2010 tarihleri arasında Ankara’da Milli Kütüphane sergi salonunda sergiliyoruz. Sergi açılışımız 20 Eylül 2010 saat 18.30. Tüm Ankaralıları sergimize bekliyoruz. &lt;br /&gt;Faika Berat Pehlivan&lt;br /&gt;faikaberatpehlivan@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 17 Eylül 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayımlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-6541247337990214517?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/6541247337990214517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/09/ben-mezopotamya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6541247337990214517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6541247337990214517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/09/ben-mezopotamya.html' title='BEN MEZOPOTAMYA'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TJO8Q3ZP2GI/AAAAAAAAARY/iWFB6jogoAE/s72-c/midyat+toplu-c.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-6525468006487873369</id><published>2010-09-10T03:25:00.000-07:00</published><updated>2010-09-10T03:37:36.291-07:00</updated><title type='text'>TÜRKÇE ENGELİNİ AŞALIM: HEDEFSİZ OLALIM !</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TIoKauIo26I/AAAAAAAAARI/w_8rAHjLXZg/s1600/hedeft%C3%BCrkiye.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 255px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TIoKauIo26I/AAAAAAAAARI/w_8rAHjLXZg/s400/hedeft%C3%BCrkiye.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5515232147845733282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oktay Sinanoğlu’nun Hedef Türkiye kitabını okuyorum büyük bir heyecanla. Türkiye’nin hedefsiz olmasının bütün karışıklıkların temel nedeni olduğunu söylüyor yazar. Amerika’nın aya gitme hedefini koymasıyla birlikte bilgisayar alanında ne kadar büyük gelişmeler kaydettiğini anlatıyor. Atatürk döneminden sonra ise Türkiye kendine bir hedef seçememiştir diyen yazar hedef de öneriyor. Ancak tüm bu hedeflerin önüne Amerika’nın nasıl setler çektiğini ve Türkçe ile nasıl “uğraşıldığını” anlatıyor. &lt;br /&gt; TED ile 1950’li yıllarda başlayan İngilizce ile eğitim sürecinin ODTÜ, Bilkent ve Boğaziçi’nde nasıl yaygınlaştığını anlatan yazar İngilizce ile bir fizik kavramını anlamaya çalışan gencin ne kadar zorlanabileceğini de ekliyor. Şu anda anaokullarında bile İngilizce dersi olmasının aslında Amerika’nın kültür endüstrisi tarafından işlendiğini ve Türkçenin yok edilmeye çalışılarak Türk kimliğinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını incelikleriyle anlatıyor. &lt;br /&gt;Temel sorunumuzun eğitim olduğunu söyleyen yazar eğitimin en önemli amaçlarından birinin birey olarak her vatandaşın milletinin  geçmişi ile geleceği arasında köprü olmak olduğunu belirtiyor. Ama bu geçmiş de Türkiye’de unutturulmaya çalışılıyor. Geçmiş unutturularak bireylerin ve milletin geleceğe yönelik hedef koyması da zorlaşıyor. &lt;br /&gt;Türk gencinin İngilizce ile her konuyu öğrenmesi ve sonunda kendi kimliğinden uzaklaşması söz konusu oluyor. Bu uzaklaşma kendine güveni azaltırken aşağılanma duygusu yaratıyor. Aşağılanma duygusu sonucunda da “ben ne yapabilirim ki” sorusu doğuyor.  Oktay Sinanoğlu bu aşağılanma duygusunu mutlaka ama mutlaka yenmemiz gerektiğini söylüyor. &lt;br /&gt; ANAOKULUNDA İNGİLİZCE&lt;br /&gt; Anaokulunda İngilizce öğretilmeye başlanmasıyla birlikte yaklaşık bir nesil sonra çocukların anne ve babalarıyla anlaşamayacağına da değinen Oktay Sinanoğlu,  bunun aslında Türk dilinin ortadan kaldırılması anlamına geldiğini söylerken bu durumu ciddiye almalı ve tepki göstermeliyiz diyor. Sömürgeleşmenin bu şekilde olduğunu söyleyen yazarı desteklemek yetmiyor. Bu meselenin  Türkiye için  ölüm kalım süreci olduğunu anlamak ve anlatmak gerekiyor. Çocuklarımız İngilizce öğrenmesinler mi diyenler için yabancı dil öğrenmenin zevkli olduğunu ve insana kazandırdıkları olduğunu ancak bütün eğitimin İngilizce olmasının gençlerin düşünmesinin önünde büyük bir engel olduğunu ve bunun hangi amaca hizmet ettiğini anlamamız gerektiğini vurguluyor Oktay Sinanoğlu. &lt;br /&gt; BİLİNÇ ZAMANI&lt;br /&gt; Bizlere düşen görevler var. Ancak insan bunu tam anlamıyla benimseyince bu görevlerin ne olduğunu ve hedeflerine nasıl ulaşacağını düşünmeye başlıyor. Son günlerde Türkiye’de yaşanan olaylar kaynayan bir kazana işaret ediyordu. Aslında uzun zamandır bu böyleydi. Böyle gelmişti ancak böyle gidemez demeye başlamam bir hafta oldu. Türkiye üzerine oynanan oyunları gerek kitaplardan gerek internetten araştırmaya başladım. Lütfen bu araştırmayı siz de yapmaya çalışın. Neler olduğunu anlamaya çalışalım ve bu olanlar karşısında tepki gösterelim. Sesimizi çıkaralım. Belki benden çok daha önce böyle yapmaya başladınız. Benim sözüm henüz bu olayların farkında olmayan arkadaşlarım için. Çünkü ben yeni uyandım! &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Fethullah Gülen’in Amerika ile ilişkileri ve Amerika’nın Türkiye’de gerçekleştirdikleri ve gerçekleştirmeye çalıştıkları üzerine araştırma yapmanızı öneririm. Neden Türkiye ile uğraşılıyor? Neden gençler hedefsiz? Neden bu ülkede kimse tepkisini göstermiyor? İngilizce öğrenmemiz neden bu kadar gerekli? Düşünelim ve araştıralım.  &lt;br /&gt; Ben artık bu ülke için önemli bir şeyler yapmak istiyorum. Bu kararım geç alınmış bir karar olsa da bir yerden başlamak istiyorum. Uyutulmuşluğumun ve uyuşmuşluğumun üstesinden geleceğim. Atatürk’e söz veriyorum. Geç kalmadık. Bilinçli olmamız ve hedefler belirlememiz çok önemli. &lt;br /&gt; Yasemin Şenyurt&lt;br /&gt;yaseminsenyurt@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 10 Eylül 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayımlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-6525468006487873369?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/6525468006487873369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/09/turkce-engelini-asalim-hedefsiz-olalim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6525468006487873369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6525468006487873369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/09/turkce-engelini-asalim-hedefsiz-olalim.html' title='TÜRKÇE ENGELİNİ AŞALIM: HEDEFSİZ OLALIM !'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TIoKauIo26I/AAAAAAAAARI/w_8rAHjLXZg/s72-c/hedeft%C3%BCrkiye.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-3023574724510223354</id><published>2010-09-03T12:14:00.000-07:00</published><updated>2010-09-03T12:16:55.359-07:00</updated><title type='text'>BEYAZ AT VE MAVİ AT</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TIFJhvNqs7I/AAAAAAAAARA/O5NbUPpllq8/s1600/elifkoca-k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 278px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TIFJhvNqs7I/AAAAAAAAARA/O5NbUPpllq8/s400/elifkoca-k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512768262836499378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;fotoğraf: Elif KOCA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Kapısını araladığım onca düş bahçesi, onca anılar tüneli ve zorluklarla çevrelenmiş yaralı hayatlar, &lt;i style=""&gt;“her şeye rağmen”&lt;/i&gt;lerin gölgesinde güneş yakan umut dolu bakışlar gözlerinde her birinin...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Bilmem bundan sonrasını anlatmaya yeter mi sözcüklerin gücü... Ben elimi uzattım sadece, uzattığım eli öylesine sıkı kavradılar ki, yüreğimi burada bıraktım ben... Neden bu büyüyü siz de yaşamayasınız? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=""&gt;                                                                                               &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;         &lt;/span&gt;Merve Yüksel&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bembeyaz bir at hayal edin. Bembeyaz atın kafasını ağaca vurduğunu gözünüzün önüne getirin.&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;Kafası acır dediğinizi duyar gibiyim. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Peki ama neden kafasını vuruyor ağaca dediğinizi &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;de biliyorum. Kafasını ağaca vurmasının nedenini öğrenmek için şu an bulunduğunuz yerden farklı bir yere geçmeniz gerekir dersem beni anlayışla karşılayacaksınız. Farklı bir yere geçip oradan baktığınızda atın kafasını boş yere ağaca vurmadığını anlayacaksınız. At kafasını ağaca vurdukça ağacın dallarına sıkışan kuşlar gökyüzüne uçabilmektedir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Gökyüzü yepyeni bir gelecektir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Kuşlar “normal” insanlardır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Beyaz at ;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;şizofreni hastalığını yaşayan bireydir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ağaç ise &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;kendimizi yerleştirmeye çalıştığımız kalıplardır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Beyaz at acı çeker ama o acısının gizli bir nedeni vardır. Beyaz ata hep olduğunuz yerden bakarsanız onun sadece acı çektiğini düşünürsünüz.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Farklı bir yerden bakmayı başardığınızda beyaz atın yapmak istediğini anlar ve onunla empati kurarsınız. Hangimiz beyaz at olabiliriz? Hangimiz kuşları düşünerek kendimizi yaralamayı göze alırız? Hangimiz ağacın köklü kurallarına kafa atma cesaretine sahibiz?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;Mavi At:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Ankara’da şizofreni hastalığını yaşayan bireylerin ve yakınlarının çalıştığı duvarlarında öyküsü yazan ve tavanlarından aşağıya kitaplarla sarmalanan aynı zamanda da bavulların sandıkların içinde de kitap bulabileceğiniz, çay ve kahve içebileceğiniz, dertleşebileceğiniz, tartışabileceğiniz özel bir mekan.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Beyaz At’ı hayal etmenizi istemiştim yazımın başında. Mavi At’ı hayal edenler ve gerçeğe dönüşmesi için emek verenler, fedakarlık yapanlar ve canla başla çalışanlar &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;sizin gelmenizi dört gözle bekliyorlar. Siz gelirseniz Mavi At başka şehirlerde de doğacak, büyüyecek. Bu aslında şizofreni hastalığını yaşayan bizleri yalnız bırakmadığınız&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;anlamına gelecek. Mavi At’a gelmeniz aslında önyargılara beraber kafa atmamız anlamına gelecek.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Mavi At’a gelip bir bardak çay içmek zor değil. Mavi At’a gelip “Siz boşa kürek çekmiyorsunuz. Yaptıklarınız, başardıklarınız çok önemli ve sizlerin yanında olacağız” demek için vakit kaybetmeyin.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Mavi At’ın heyecanını yüreğimizde duyabilir ve bu konuda duyarlı olmayı başarabilirsek Türkiye’de &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;şizofreni hastalığını yaşayan insanların içine su serpmiş olmakla kalmayacağız. Yirmili yaşlarında bu hastalıkla karşılaşan ve karşılaşabilecek tüm insanlara çalışma olanağıyla beraber üretkenliklerini ortaya koyabilmeleri için cesaret vermiş olacağız. Kendi içine çekilmiş ve odasından dışarı çıkmayan çoğu arkadaşım Mavi At’a gülerek geliyor; isteyerek ve severek çalışıyor. Dileğimiz Mavi At’ın yalnız kalmaması… Umudumuz Mavi At’ın başka şehirlerde de var olması!&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Mavi At Kafe Kültür ve Yaşam Ortamı: Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi 31/8 Beşevler (0312 212 00 06)&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Şizofreni Hastaları ve Yakınları Dayanışma Derneği : Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi 39/6 Beşevler (0 312 212 11 12)&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yasemin Şenyurt&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;yaseminsenyurt@gmail.com&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;(Bu yazı 03 Eylül 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-3023574724510223354?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/3023574724510223354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/09/beyaz-at-ve-mavi-at.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3023574724510223354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3023574724510223354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/09/beyaz-at-ve-mavi-at.html' title='BEYAZ AT VE MAVİ AT'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TIFJhvNqs7I/AAAAAAAAARA/O5NbUPpllq8/s72-c/elifkoca-k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-6920540088617281960</id><published>2010-08-27T08:29:00.000-07:00</published><updated>2010-08-27T08:39:58.308-07:00</updated><title type='text'>ENGELLERİ YARATAN ZİHNİYET</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/THfbrdDddiI/AAAAAAAAAQw/i7W-bULZxIE/s1600/nurankansu-k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 255px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/THfbrdDddiI/AAAAAAAAAQw/i7W-bULZxIE/s400/nurankansu-k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510114208691090978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;fotoğraf: Nuran KANSU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Engel dediğimiz şey bizim algılarımız nedeniyle vardır. Biz onu engel olarak algılamaktan vazgeçersek artık engel olmaktan çıkar.  Boyumuz erişmediği için dolaba uzanamadığımızı düşünelim. Peki, bunu engel olarak görüyor muyuz? Hayır. Bir tabureye çıkıp istediğimiz nesneye kolayca ulaşıyoruz. İşte toplumumuzda engelli bireylerin yaşadığı aynen budur. Gereken şey sadece bir tabure olduğu halde biz, ayrımcı bakış açımızla, “engelli“ ismini verdiğimiz bir grup yaratıp, onları dışlamayı ve soyutlamayı seçiyoruz.&lt;br /&gt;Yaşam ve çalışma alanlarını engelleri ortadan kaldıracak şekilde tasarlamak ve inşa etmek mümkün değil mi? Elbette mümkün. Bunun için öncelikle ayrımcı ve tek tipçi zihniyetin sorgulanması gerekiyor. Ülkemizde ne yazık ki farklı olan, farklı düşünen ya da farklı hareket edenler sık sık ayrımcılığa uğramaktadır. Peki neden? Nasıl bir zihniyet kendine benzemeyeni reddeder, yok sayar?&lt;br /&gt;Kaçımız bugüne kadar engellilerin haklarını ve bu hakların ne kadarının imkan sunulmaması nedeniyle gasp edildiğini düşündük? Bir ülkede tüm çocukların eğitim alma hakkı varken, tekerlekli sandalyede olduğu için, görme ya da işitme engelli olduğu için bir çocuğa “bu okulda okuyamazsın” demek eğitim hakkının gaspıdır. Bir işe başvuran engelliye engelli olduğu için, önyargıyla  “sen bu işi yapamazsın” demek, hakkını gasp etmektir.&lt;br /&gt;Toplumun azınlığının değil çoğunluğunun engelli olduğunu düşünelim bir an için. O zaman bambaşka bir toplumda yaşıyor olurduk. Tüm yaşam ve çalışma alanları engellilere uygun olarak düzenlenirdi.&lt;br /&gt;Toplumun tüm bireylerinin her türlü sosyal imkandan (eğitim, ulaşım, yasalar karşısında -icraata yansıyan- eşitlik) eşit olarak faydalanmasını sağlayabilen ve bu uğurda çaba gösteren toplumlara gelişmiş diyebiliriz.&lt;br /&gt;Bilim ve teknolojide bu kadar ilerlemiş olan insanlığın haklar ve özgürlükler konusunda, barış içinde birlikte yaşama konusunda bu kadar geri olması beni şaşırtıyor. İnsanlık olarak nasıl nesiller yetiştiriyoruz ki her yerde ayrımcılık, her yerde savaş, her yerde kavga. İnsanın güç sahibi, mülkiyet ve egemen olma hırsına bu derece tutsak olması, başkalaştırıcılığı, başka olanı değersiz ve düşman görmesi insanlık tarihine baktığımızda yüzyıllardır süregelen bir durum. Bu bir ütopya özlemi değil. Böyle bir dünyaya inananlar bu yolda bir adım atmalılar. Herkesin bu konuda yapabileceği bir şeyler olduğuna gönülden inanıyorum. İşe kendi sosyal çevremiz ile başlayabiliriz. Haklar ve eşitlik konusunda bilinçli olanlar sormaya ve talep etmeye başladıklarında zincirleme bir etki yaratacaklardır. Bu bizim kendimize ve gelecek nesillere olan borcumuzdur. Borcunu henüz ödeyememiş insanların hissettiği vicdan huzursuzluğunu hissedip, emek vermek, inanmak ve mücadele etmek, birlik olmak gerekiyor.&lt;br /&gt;O kadar kanıksadık ki her şeyi, trafik kazalarını, haksızlıkları, ölümleri. En kötüsü de bu. Hayata seyirci kalmaya bayılıyoruz. Kolay çünkü. Düşünmeyi gerektirmiyor, eylem gerektirmiyor. Dizi film izler gibi izliyoruz hayatı. Bizim dışımızda kalan hayatları seyretmekle yetiniyoruz. Bizim evimiz var, bizim arabamız var, bizi seven insanlar var, mutlu mesut yaşayıp gidiyoruz işte, gerisi bizi ilgilendirmez. Peki, bunun için mi yaşıyoruz? Ayrımcılık görenler, ezilenler, dışlananlar, haksızlığa uğrayanlar? Bizi ilgilendirmez. Gereken yerde tepkimizi dile getiriyoruz, ama tepki eylem değil.&lt;br /&gt;Kelebek etkisi yaratmaya ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLGE YİĞİT&lt;br /&gt;bilge.yigit@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 27 Ağustos 2010 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-6920540088617281960?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/6920540088617281960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/08/engelleri-yaratan-zihniyet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6920540088617281960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6920540088617281960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/08/engelleri-yaratan-zihniyet.html' title='ENGELLERİ YARATAN ZİHNİYET'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/THfbrdDddiI/AAAAAAAAAQw/i7W-bULZxIE/s72-c/nurankansu-k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-6868183975549415349</id><published>2010-08-21T05:23:00.000-07:00</published><updated>2010-08-21T05:58:16.038-07:00</updated><title type='text'>ŞİZOFRENİ HASTASININ KENDİNE MEKTUBU</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TG_NX5ve1bI/AAAAAAAAAQo/KqbDU32mN5w/s1600/sizofreni.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 346px; height: 169px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TG_NX5ve1bI/AAAAAAAAAQo/KqbDU32mN5w/s400/sizofreni.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5507846679818065330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;üşüyorum /beynim ne dersin? /iç üşümesi bu /beynim ne dersin? /ne ile ısınabilirim /ne ile örtebilirim ruhumu? /şiir yazıyorum/ uyaksız /uygunsuz /uykusuz /beynim ne dersin? /kıvrımlarında özgürlük /aşk /hayat var /sınırsızsın! /çarpıntısını duyuyorum yaşamın /beynim ne dersin? /sana karışmıyorum /ama sen sınırsız beynimsin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;farklı düşüncelerin derin içeriklerine aşık /beynim bu sabah da uyandım /ne dersin &lt;br /&gt;ürperti duyuyorum /ne dersin? / sen tüm varlığımın kilitlendiği NOKTA-NOTA/kurutulmuş çiçekler gibi durma/asisin/aşksın/aykırısın /anlamımsın/beynim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunca akıl oyunu içinde /kaybolmuyor/çoğalıyor/yoğunlaşıyorsun/akıyorsun/çağlıyorsun/çarpıyorsun yaşama&lt;br /&gt;sana övgü düzmek benim ne haddime?sana olan itaatim bile sınırlı/çünkü sen öğrettin/en bilgeye&lt;br /&gt;/en yetkine/en güçlüye bile itaatin sınırlı olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sınırlı olsun ki itaatin /sınırsız olasın!/boynunu bükme/beynim/mütevazi olma/hayatı algılıyor/kavrıyor/değiştiriyorsun/ilaçlar alıyorsun/doğru düşünmek için/biliyorsun: doğru düşünmek/bazen sınırsız düşünmenin önünde engeldir!&lt;br /&gt;/sana fikrini soruyorum/ karanlığın içinde /kıvılcımlar yakalayan /ateşle oynanmaz der misin /ateşin içinde ruhum /üşüyorum /bu çelişki mi dersin/ beynim sen çelişkiden çatışmadan /çarpışmadan korkmayan /çarpıyorum yaşama /dalgalar gibi /köpük köpük şiir yazıyorum /uçurumlar armağan ediyorum sana /derin /keskin /yoğun anlar armağan ediyorum /değerini bilirsin! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gösterişsiz beynim/ göster artık kendini /duyur sesini /ne dersin? yolculuğumuz /sınırsız anlayış değilse niçin?&lt;br /&gt;kurutulmuş çiçekler gibi durma/asisin/aşksın/aykırısın /anlamımsın beynim&lt;br /&gt;akıyorsun/çağlıyorsun /çarpıyorsun yaşama/ sana övgü düzmek benim ne haddime?&lt;br /&gt;boynunu bükme /beynim mütevazi olma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün herkesin yüzünde maskeler vardı/Arkalarında maskelerin/sevdiğin insan/Beynim buydu işte yaşamımı dönüştüren an/Sevgi yaşamsaldır/ Maskeler sayesinde/ Hissettin yaşamsal olan sevgiyi/Soluk aldın /Eh tabi/Bu biraz aykırı nefesti!/ Gerçeğe dönmek gerekliydi/ Gerçeğe döndüğünde de arayışın bitmedi /Akıl oyunu/ Şizofreni derken/ İlaçlar girdi içeri/ Aldın onları/Benimsedin/Kattın içine/Ama bildin değişmeyi de/ Değiştirmeyi de&lt;br /&gt;Şairler okudun/Filozoflardan etkilendin/Yaşamsal olanı arayışın sürdü/Süreğendi öyleyse/Alışman gerekliydi /Aykırı nefeslere /Bak şimdi/ Bu yüzü görüyorsun/Bu yüzün ardında başka yüz yok/ Sen yüzlerin ardında /Başka bir yüz görebilecek denli&lt;br /&gt;Aykırı nefessin&lt;br /&gt;İşte bunun içindir ki beynim şaşırtansın/Bana bile itaat etme demenin anlamı var/Kendim diye bir şey varsa o sadece sen değilsin/Beynim ne dersin?/Senin için uçtu gitti deseler geri döneceğini en iyi ben bilirim/Ben kimim?/Beynim ne dersin?/Bak şimdi/Televizyondaki adam konuşuyor/Ne senin hakkında/Ne seninle ilgili/Ama geçmişte/O adam senin hakında konuştu zannettin/ Amaca hizmet etti tüm bunlar yaşamında&lt;br /&gt;Rastlantı kaosunda yitip gitmeyen beynim/Sen gerçekleri görebilecek ve değiştirebilecek kadar zenginsin!&lt;br /&gt;Beynim/Üşüştükçe düşünceler yaşamına/Ürperdikçe sen/Kelimelere sarıldın/Kuran/Kurcalayan/Kurgulayan düşünceler geldikçe aklına /Sen onlardan bahçe yaptın/Yerleştin içine/O bahçede yetişti /Nice şiir /Nice öykü&lt;br /&gt;Kıvrımlarında devrim var senin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasemin Şenyurt&lt;br /&gt;                                                                 yaseminsenyurt@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 20 Ağustos 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-6868183975549415349?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/6868183975549415349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/08/sizofreni-hastasinin-kendine-mektubu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6868183975549415349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6868183975549415349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/08/sizofreni-hastasinin-kendine-mektubu.html' title='ŞİZOFRENİ HASTASININ KENDİNE MEKTUBU'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TG_NX5ve1bI/AAAAAAAAAQo/KqbDU32mN5w/s72-c/sizofreni.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-9141317193135585049</id><published>2010-08-13T10:39:00.000-07:00</published><updated>2010-08-13T10:56:22.725-07:00</updated><title type='text'>Engelli, spor ve sosyal yaşam…</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TGWHQcVXSzI/AAAAAAAAAQg/-J1nlaHAi_4/s1600/IMGP1190_hasankum.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TGWHQcVXSzI/AAAAAAAAAQg/-J1nlaHAi_4/s400/IMGP1190_hasankum.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504954836083755826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TGWHNCbcmEI/AAAAAAAAAQY/VlEJelvaAfM/s1600/DSCF7621_gok_ffc.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TGWHNCbcmEI/AAAAAAAAAQY/VlEJelvaAfM/s400/DSCF7621_gok_ffc.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504954777590339650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TGWHJezwlcI/AAAAAAAAAQQ/PhubaQRnYWM/s1600/DSCF0027_sergi2_20.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TGWHJezwlcI/AAAAAAAAAQQ/PhubaQRnYWM/s400/DSCF0027_sergi2_20.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504954716489029058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Spor, tüm sağlıklı insanlarda olduğu gibi engelli kişiler için de bir ihtiyaçtır. Kişinin sağlığı, fiziksel gücü, dayanıklılığı, sosyal entegrasyonu ve psikolojik rahatlığı ve iyileşmesi spor ile sağlanabilir ve arttırılabilir. &lt;br /&gt;Sporun, sağlıklı insanlar ile birlikte, engelli insanlar için de ne kadar yararlı ve ihtiyaç olduğunu anlamak güç değildir. Esasında insanları sağlıklı ve engelli olarak sınıflamanın da doğru bir yaklaşım olmadığını belirtmek isterim. Ancak, bir ayrımı ortaya koymak için sağlıklı ve engelli ifadelerini üzülerek kullanmak zorundayım.&lt;br /&gt;Engelli insanların, sağlıklı bir insan gibi her türlü sporu yapmasının mümkün olmadığı da bir gerçektir. İşte bu nedenledir ki, tüm dünyada bazı özel spor aktiviteleri normal sporları yapamayacak engelli insanlar için geliştirilmiştir.&lt;br /&gt;Eğer insanların engel durumları göz önünde bulundurularak doktor gözetiminde yeterli önlem alınır ve uygun önerilerde bulunulursa, engelliler de normal insanların katıldığı spor aktivitelerine katılabilirler.&lt;br /&gt;Esasında, engellilerin küçük yaştan itibaren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezleri’nde almış oldukları eğitim ve tedavi yöntemi de bir nevi spor üzerine kuruludur. Gelişmeleri rehabilitasyon ile mümkün olmaktadır. Ancak, belli bir yaş üzerindeki engellilerin, bazı nedenlerle söz konusu merkezlere alınmamaları veya kendilerinin gitmekten vazgeçmesi nedeniyle tedavi ve rehabilitasyonları sekteye uğramaktadır.&lt;br /&gt;Türkiye’de bilinen bir gerçek vardır ki, aileler engelli bireylerini toplumdan kaçırırlar. Sokağa çıkarmazlar. Çünkü meraklı bakışlar, ardı arkası kesilmeyen “Neden oldu? Nasıl oldu? Zekasında bir şey var mı?” şeklindeki sorular, aileleri bezdirir. Öyle bir noktaya gelinir ki, engelli bir aile bireyleri olduğu için utanırlar. Utanması gereken başkaları iken, utanmaması gerekenler utanırlar. Sonunda çareyi kaçmakta, engelli bireylerini toplumdan kaçırmakta, toplumdan izole etmekte bulurlar. Engelli kişi işte böyle bir ortamda elinde olmadan kendini toplumdan soyutlar.&lt;br /&gt;İşte bu noktada spor, engelli insanlar için sosyal ilişkiler kurması ve oluşmasını sağlama yönünde devreye girmektedir. Ancak, hangi engelli, hangi sporu yapar? Nerede yapar? Nasıl yapar? Bütün bunlar birer soru işaretidir!..&lt;br /&gt;Sağlıklı insanların dahi spora başlamadan önce bir doktordan sağlık raporu aldığını düşünecek olursak, engellilerin çok özel bir sağlık kontrolünden geçerek, bir spor faaliyetinde yer alabilmelerinin önemi ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;% 91 engeli bulunan biri olarak biliyorum ki, şu andaki konumuma gelmemin başlıca nedeni spordur. Belki spor olarak değil, tedavi amaçlı olarak yapılmış olabilir ama neticede yaptıklarımın hepsinin spor olduğunu hatırlıyorum. Fizyoterapistler, sağa döndürdüler, sola döndürdüler, diz üstü kaldırdılar, merdiven çıkardılar, ayaklarımı karnıma çektirdiler, bir şekilde beni ayağa kaldırdılar. Neticede baktığımda yaptıklarımın hepsi spordu.&lt;br /&gt;Yaz aylarında denize girdim, yüzdüm ve çok faydasını gördüm. Arkadaşlarımla top oynadım. Top oynadım derken, sandalyede oturarak kalede durdum, gelen topa ayağımla vurmaya çalıştım, elimle uzaklaştırmaya çalıştım. Ama bildiğim bir şey var ki yaptığım spordu ve arkadaşlarımla birlikteydim.&lt;br /&gt;Sonuç olarak; spor yaptım, kuvvetlendim, utanmadım toplumun içine girdim, toplumla kaynaştım-bütünleştim, bir gazetede spor dalında köşe yazısı yazıyorum, üniversiteyi bitirdim ve aranızdayım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BARIŞCAN İĞREK &lt;br /&gt;barcan88@hotmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 13 Ağustos 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayımlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-9141317193135585049?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/9141317193135585049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/08/engelli-spor-ve-sosyal-yasam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/9141317193135585049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/9141317193135585049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/08/engelli-spor-ve-sosyal-yasam.html' title='Engelli, spor ve sosyal yaşam…'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TGWHQcVXSzI/AAAAAAAAAQg/-J1nlaHAi_4/s72-c/IMGP1190_hasankum.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-4634174142705675701</id><published>2010-08-13T10:24:00.000-07:00</published><updated>2010-08-13T10:39:18.376-07:00</updated><title type='text'>BEN ALARA</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TGWDBd3HBGI/AAAAAAAAAQI/Egj0X4C1mJw/s1600/vals.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 289px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TGWDBd3HBGI/AAAAAAAAAQI/Egj0X4C1mJw/s400/vals.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504950180749182050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:Calibri; 	panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:0cm; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapedefaults ext="edit" spidmax="1026"&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapelayout ext="edit"&gt;   &lt;o:idmap ext="edit" data="1"&gt;  &lt;/o:shapelayout&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12pt;" &gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Yürüyemeyen Sadece Ayaklarım. Beynim Koşuyor...”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:100%;" &gt;Onu tanıdığımda 9 yaşındaydı. 3 yıl önce. Engelsiz yaşam konusunda bir fotoğraf sergimizi açmak üzere Aydın’a gitmiştik. Sergiden bir gün önce Alara ve ailesi bizi konuk ettiler. Akşam yemeğinde Alara ile tanıştık. O zamana kadar hakkında bildiğim tek şey Cerebral Palsi’li (CP) olduğuydu. Bir de ara sıra annesi aracılığı ile e-postama gönderilen kendi yazdığı kısa öyküleri…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:100%;" &gt;Ben dâhil, benim tanıdığım engellilerin büyük çoğunluğu, özellikle çocukluk dönemlerinde, bir topluluk içine girdiklerinde girişken değillerdir. Çünkü her şekilde engellenmişlerdir. Sokağa çıkamazlar, çıktıklarında başka çocuklar ya da yetişkinler tarafından dışlanmışlardır. Okula gidememişlerdir, gidebildiklerinde merdivenler, sıralar, tuvaletler ile ilgili sorunlar yaşamışlardır. Onlara uygun olmayan fiziki ve sosyal koşullara uyum sağlayamamalarının bedelini, bu koşulları yaratanlar değil onlar ödemiştir. Özgüvenlerini eksilte eksilte büyür engelli çocuklar. Ama engellendikçe yaşam kavgasındaki güçlerini büyütürler. Pek çok engelli için yaşam, ayrımcılığa karşı mücadelenin bir ömürlük hikayesidir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:100%;" &gt;Alara ile karşılaştığımda beni ilk şaşırtan ve etkileyen kimsede kolay kolay rastlanmayacak bitmez tükenmez özgüveniydi. Yürümekte ve oturmakta büyük güçlük çekiyordu ama nereye oturmak istediğine o karar verdi. Söylediklerini anlamakta güçlük çekiyordum, ama masada konuşulan konuların tamamını o yönlendirdi. Çoğunlukla onu en iyi anlayan ailesi tarafından söyledikleri tercüme ediliyordu. Her konuda bir fikri vardı. Yaşamla ilgili sorunları daha çocuk yaşta düşünmüş, tespit etmiş ve biz yetişkinlerin asla düşünemeyeceği çözüm yollarını da üretmişti. “Yapamam” Alara’nın sözlüğünde yoktu, “yapamazsın”ları takmıyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:100%;" &gt;Bu nasıl olabilirdi? Alara konuştukça &lt;b style=""&gt;“nasıl?”&lt;/b&gt;ını anlıyordum. Anne ve babası Alara için engelsiz bir yaşam sağlamaya daha CP teşhisi konduğu anda karar vermişler. 2 yaşında hem fizik hem de konuşma terapisti gelmeye başlamış evlerine. Onu koruma altına almaya kalkmamışlar, toplumdan soyutlamamışlar, onu korumak adına toplumla arasına kalkan olmamışlar, Alara’nın özgür bir birey olarak toplumun bir parçası olması için aracı ve destek olmuşlar. Alara yaşıtları gibi kreşe gitmiş. Diğer çocuklarla birlikte ilkokula başlamış. Kardeşi Sarp da Alara’ya destek olmak konusunda anne baba kadar başarılı. Ailesi kadar çevresi konusunda da şanslı Alara. Kimse Alara’ya sen bu okula gidemezsin dememiş, ellerini kullanamadığı halde öğretmeni onu diğer çocuklardan ayrı tutmamış, onlar gibi koşup oynamadığı halde arkadaşları onu dışlamamışlar. Alara onlarla her ortama her faaliyete katılmış. Öğretmenleri ve arkadaşları bunun için gerekli koşulları sağlamışlar. Bunun adına özveri dememişler, paylaşım demişler. Çünkü Alara ile paylaştıkları her şey onları da mutlu etmiş. Alara okul balosuna “bobi” ismini verdiği tekerlekli sandalyesini kendi gibi süsleyerek gitmiş, yürümekte zorlanmasını bahane etmemiş ve babası ile ayakta dans etmiş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:100%;" &gt;Bu yıl &lt;b style=""&gt;Ben Alara&lt;/b&gt; isimli öykü kitabı yayımlandı. Öykü yazmaya daha 5 yaşında, okuma yazma öğrenmeden önce başlamış. Annesine öykü yazmak istediğini söylemiş ve o söylemiş annesi yazmış. Kitabının başında “Yürüyemeyen Sadece Ayaklarım. Beynim Koşuyor...” yazıyor. Kitabı okuyanlar eğer hala, Alara’nın koşamadığını, uçmak isteyip uçamadığını, bir kedi olmak isteyip olunamayacağını, tekerlekli sandalyenin bir dosta dönüşemeyeceğini düşünürlerse, o zaman onlara soracağım: Sahi kim engelli; zengin düşleri ile Alara mı, düşlere inanmayanlar mı?...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:100%;" &gt;Kitabı okurken fark ettim ki; büyüdükçe ne çok eksilmişiz, ne çok… Kitabı ile yaşama dair unuttuklarımızı, geçmişin tozlu yollarında bıraktıklarımızı hatırlatan Alara’ya teşekkürlerimle…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;ŞULE TÜZÜL&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:Calibri;" &gt;&lt;a href="mailto:sule.tuzul@isbank.net.tr"&gt;sule.tuzul@isbank.net.tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:Calibri;font-size:100%;"  &gt;(Bu yazı 06 Ağustos 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayımlanmıştır.)&lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-family:Calibri;font-size:12pt;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-4634174142705675701?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/4634174142705675701/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/08/ben-alara.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/4634174142705675701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/4634174142705675701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/08/ben-alara.html' title='BEN ALARA'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TGWDBd3HBGI/AAAAAAAAAQI/Egj0X4C1mJw/s72-c/vals.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-6007155118575543097</id><published>2010-07-30T12:56:00.001-07:00</published><updated>2010-07-30T13:18:16.257-07:00</updated><title type='text'>ENGELSİZ YAŞAM EĞİTİMLE BAŞLAR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TFMzbE7t3gI/AAAAAAAAAQA/u-stu6LcYBA/s1600/DSC02769_k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TFMzbE7t3gI/AAAAAAAAAQA/u-stu6LcYBA/s400/DSC02769_k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499796110223203842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TFMzUGFgtmI/AAAAAAAAAP4/fPqyvBwJzE0/s1600/DSC02797_k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TFMzUGFgtmI/AAAAAAAAAP4/fPqyvBwJzE0/s400/DSC02797_k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499795990273635938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;fotoğraflar: Nuran KANSU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Kızım Duygu, Ankara’da görme engelliler okulunda, iki yıl okulöncesi olmak üzere,  toplam yedi yıl eğitim görmüş, altıncı sınıfa geçmişti. Sınıf arkadaşlarından geriydi ve birlikte çabalamamıza rağmen derslerinde yeterli başarıyı gösteremiyordu.  Bunun yanı sıra günlük yaşam içinde yaşadığı olumsuz davranışlara karşı kendini savunamaması; duygu ve düşüncelerini ifade edememesi; her geçen gün biraz daha içine kapanması gibi sosyal problemleri de vardı. Özgüven duygusunun giderek azaldığını gözlemleyebiliyorduk. Çözüm aramaya başladık.&lt;br /&gt;İki yıl önce Mersin’de görme engelli çocukların kaynaştırma eğitimi gördükleri okulu araştırıp bulmuştuk. Okul idaresinden bize güven veren bilgiler edinmemize rağmen çocuğumuzun bu durumdan olumsuz etkilenebileceği korkusuyla başlamadan geri dönmüştük. İki yıl sonra tekrar Mersin’e geldiğimizde, bu defa biz değil kızımız karar verecekti.   Korkularımızın üzerine gitmeye kararlıydık.&lt;br /&gt;Okulun başladığı ilk gün kızımızı sınıfına bırakıp okulun bahçesinde zilin çalmasını beklemeye başladık. Kendimi çok çaresiz hissediyordum. Derken zil çaldı, kızım arkadaşlarının yardımıyla yanımıza geldi. Ondan “evimize dönelim” demesini beklerken o bize bu okulda kalma konusunda ne kadar kararlı olduğunu anlattı. Ertesi gün Duygu’nun yeni arkadaşlarıyla tanıştık, görüştük, onların da fikrini aldık, nihayetinde eğitimine bu okulda devam etmesine hep birlikte karar verdik.&lt;br /&gt;Kızımız örselenmeden, kırılmadan yabancısı olduğu bu yeni ortamda başarıyı yakalayabilecek miydi? Okuldaki ve yaşamdaki başarı ancak normal bir sosyalleşme süreciyle birlikte oluşabilirdi. Kızımın ne kadar çok insanla iletişim kurarsa o kadar kendini geliştirebileceğini, iyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı ancak böyle ayırt edebileceğini, olası olumsuz durumların bile kızıma daha fazla yaşam tecrübesi katarak, onu güçlendireceğini biliyordum. Yine de kızım için endişelenmeden de edemiyordum. Ama yaşam zaten bu değil miydi? Engelli olsun ya da olmasın herkesten daha güçlü ve daha zayıf insanlar yok muydu? Zarar görme, zarara uğrama riski her zaman, her yerde ve herkes için vardı. Bu düşünceyle kendimi yeniden ikna etmeyi başardım.&lt;br /&gt;Yeni okulumuza başladıktan sonra bizim ‘başarı’ tanımımız ile mevcut eğitim sistemimizin başarıdan ne anladığı arasındaki çelişki yüzünden kısa süreli iletişim sorunları da yaşadık. Ama okul idaresine ve kızımın öğretmenlerine beklentilerimizi anlatabildik. Duygu, derse etkin olarak katılamasa bile, sınıftaki diğer çocukların kendi aralarında ve öğretmenleriyle aralarındaki iletişimden, paylaşımdan olumlu yönde etkilenecekti. Onlara, elbette kızımızın toplumda statü ve ekonomik refah sağlayan bir meslek edinmesini istediğimizi; ancak her öğrencinin yüksek puanlar alarak mühendis, doktor olmasının mümkün olmadığını; çocuğumuzun potansiyeli, ilgi ve yetenekleri oranında toplumda bir yer edinmesini istediğimizi; toplumdaki tüm mesleklerin gerekli ve saygıdeğer olduğunu; kızımızın ilerde hangi puanları alıp, hangi mesleği edineceğinin bizim için önemli olmadığını; sadece kendisiyle barışık, iyi ve mutlu bir insan olmasını istediğimizi söyledim. Süreç içerisinde öğretmenlerin kızıma yaklaşımları son derece olumlu oldu.&lt;br /&gt;Birinci dönemin sonunda, öğretmenleri kızımın ne kadar çabaladığını gördüler,  artılarını-eksilerini çok iyi değerlendirerek yarıyıl tatilinde onu cesaretlendirecek ve kendine güven duymasını sağlayacak bir teşekkür belgesiyle ödüllendirdiler.&lt;br /&gt;Duygu artık okula isteyerek gidiyor. Özel Eğitim Öğretmeni Hülya Keçeli ile Mersin Adnan Özçelik İlköğretim Okulu idareci, öğretmen ve öğrencilerine kızımın yaşamdaki ‘başarı’sına katkıda bulundukları için teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suna Ezen&lt;br /&gt;sunaezen@windowslive.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 30 Temmuz 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayımlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-6007155118575543097?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/6007155118575543097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/07/engelsiz-yasam-egitimle-baslar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6007155118575543097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6007155118575543097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/07/engelsiz-yasam-egitimle-baslar.html' title='ENGELSİZ YAŞAM EĞİTİMLE BAŞLAR'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TFMzbE7t3gI/AAAAAAAAAQA/u-stu6LcYBA/s72-c/DSC02769_k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-8122289954711914875</id><published>2010-07-24T02:45:00.000-07:00</published><updated>2010-07-24T02:49:22.559-07:00</updated><title type='text'>ENGELLİ ÖĞRENCİ HAREKETİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TEq3HE_EVGI/AAAAAAAAAPw/M7TkrdtOePI/s1600/eop2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TEq3HE_EVGI/AAAAAAAAAPw/M7TkrdtOePI/s400/eop2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5497407627384345698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TEq3DJJpf4I/AAAAAAAAAPo/LGhKcGc48rg/s1600/eop1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TEq3DJJpf4I/AAAAAAAAAPo/LGhKcGc48rg/s400/eop1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5497407559782989698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Başka ülkelere bakınca, engelli hakları yönünden bizlerden çok daha ileride olduklarını görüyoruz. Amerika’da engellilerin eşitliğiyle ilgili yasalar 1960’lı yılların sonlarına doğru çıkarılmaya başlanmış. Örneğin Amerika’da kamuya ait binaların erişilebilir olmasıyla ilgili yasa 1968’de çıkarılmış. Bu yasanın çıkışına engelli hareketleri neden olmuş; engelliler bir araya gelmiş, talep etmiş ve haklarını elde etmişler. Bizim ülkemizde ise süreç genelde biraz daha farklı işliyor. Yasalar, Avrupa Birliği’ne uyum süreci için çıkartılıyor. Engelli bireyler, karar mekanizmalarına dahil edilmiyor. Genelde engelli örgütleri birlikte çalışmıyor. Sonuç olarak da zaten tam anlamıyla talep edilmemiş, bazı dayatmalar sonucu ortaya çıkmış, ihtiyaçlara yeterince cevap veremeyen uygulamalar, yönetmelikler, yasalar ortaya çıkıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde yüksek öğrenim gören engelli öğrenciler ile ilgili ilk çalışmalar, “Özürlüler Kanunu” kapsamında, 2005 yılında, Yüksek Öğrenim Kurumu tarafından yayınlanan   “Yükseköğretim Kurumları Özürlü Öğrenciler Yönetmeliği” ile başlamıştır. Bu çalışmalardaki sorunları ve eksikleri fark eden engelli öğrenciler, Engelli Öğrenci Platformu (EÖP) adı altında bir araya gelerek bildiriler hazırlamış, eylemler düzenlemiştir. Daha önceleri, sunulan hizmetin alıcıları gibi görünen engelli öğrenciler, kendilerini ilgilendiren karar alma mekanizmalarında etkin biçimde yer almak istediklerini ifade etmiş, kendi hakları için mücadele etmeye başlamışlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engelli Öğrenci Platformu’nun temeli, 2009 yılında, TIU (Engelsiz Üniversite) projesi sonrasında atılmıştır. Bu projede, Türkiye’deki üniversitelerde öğrenimine devam eden engelli öğrencilere eğitim hayatlarında daha uygun koşullar sağlamak ve onları öğrenci hakları konusunda bilgilendirmek amaçlanmış, projeye katılan öğrenciler Şubat 2010’da Engelli Öğrenci Platformu’nu oluşturmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu oluşumda 4. Engelsiz Üniversiteler Çalıştay’ı adeta bir katalizör rolü oynamıştır. Bu çalıştayda, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinde çalışan engelli öğrenci birim sorumluları, akademisyenler ve çeşitli idari birim yöneticileri bir araya gelerek, yüksek öğrenimde engelli öğrencilerin yaşadığı sorunların çözüm yollarıyla ilgili bir çalışma gerçekleşmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam da bu aşamada bizler, engelli üniversite öğrencileri, konunun birinci muhatabı olarak kendimizi ifade edebilmek, sorunlarımızı ve dahası çözüm önerilerimizi ortaya koyabilmek amacıyla bir bildiri hazırladık. Bildiriye www.engelliogrenciplatformu.com adresinden ulaşabilirsiniz. Bildirimizi Çalıştay’da sunabilme ve anlatabilme fırsatı bulduk. Şu anda bildirimiz pek çok engelli öğrenci biriminde kaynak olarak kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkinliklerimiz ÖSYM’nin sınavlarda yaptığı yanlış, eşitsiz uygulamaları anlatan ve çözüm önerileri sunan bir bildirinin daha hazırlanmasıyla devam etti. Bu bildirimizi duyurabilmek için 11.06.2010 tarihinde Ankara’da ÖSYM’nin önünde bir basın açıklaması ve eylem yaptık. Eylemin sonunda dilekçelerle ÖSYM’ye başvurduk ve bildirimizi kendilerine sunduk. ÖSYM’den bu dilekçelere verecekleri cevabı bekliyoruz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek öğrenimde engelli öğrencilerin yaşadığı sorunların çözümünde aktif rol almayı amaçlayan çalışmalarımızda, aşağıdaki 5 ilkeyi temel alıyoruz:&lt;br /&gt;- Karar mekanizmalarına dahil edilme, &lt;br /&gt;- Ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik, &lt;br /&gt;- İzolasyonla mücadele ve entegrasyon, &lt;br /&gt;- Erişilebilirlik ve engelsiz üniversite,  &lt;br /&gt;- Bireysel farklılıklara saygı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engelsiz üniversteye doğru yolumuza devam edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Aydemir&lt;br /&gt;eylemsiz@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 23 Temmuz 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayımlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-8122289954711914875?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/8122289954711914875/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/07/engelli-ogrenci-hareketi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/8122289954711914875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/8122289954711914875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/07/engelli-ogrenci-hareketi.html' title='ENGELLİ ÖĞRENCİ HAREKETİ'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TEq3HE_EVGI/AAAAAAAAAPw/M7TkrdtOePI/s72-c/eop2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-1059716340238559891</id><published>2010-07-16T11:55:00.000-07:00</published><updated>2010-07-16T12:01:08.730-07:00</updated><title type='text'>HAYIR DİYEBİLME ÖZGÜRLÜĞÜ</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TECr1AcfOII/AAAAAAAAAPg/IEquOUbYEmk/s1600/muratsen-k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TECr1AcfOII/AAAAAAAAAPg/IEquOUbYEmk/s400/muratsen-k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494580472532908162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;f: Murat ŞEN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çocukluk dönemi, insanın birey olarak inşaasında temel basamaktır. Bu durumda toplumun, çocuğun &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ruh ve beden sağlığını koruma ve ona nitelikli bir eğitim verme sorumluluğu ortaya çıkmaktadır. İhmal ve istismar durumlarının çocukluk dönemlerinde sık görüldüğü düşünülürse, bu dönemlerde aileye ve çocuğa &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;verilecek eğitimin kalitesi çocuklarımızın güven içerisinde gelişmesini ve büyümesini sağlayacaktır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fiziksel, duygusal, cinsel ve ihmal şeklinde ortaya çıkan istismarın sebeplerinin olumsuz aile yaşantısı, yanlış anne-baba tutumları gibi etkenler olduğu dikkat çekmektedir. Dolayısıyla ailelere çocuklarını yetiştirmeye yönelik anne-baba eğitimi verilmesi önem taşımaktadır. Bu eğitimlerde aileye, çocuğun gelişiminin her alanının birbirini etkilediği; bedensel sağlık, fiziksel ve zihinsel gelişme kadar duyguların, düşüncelerin ve cinsel kimliğin gelişmesine önem verilmesi gerektiği vurgulanmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Özellikle pek çok toplumda bir tabu olan cinsel eğitim konusunda, gerek eğitimciler, gerekse anne-babalar, çocuğa karşı nasıl bir yaklaşım içinde olacaklarını bilememektedirler. Sağlıklı bir cinsel eğitimin, çocukta kişilik gelişimini olumlu yönde etkileyeceği ve benlik saygısını arttırma yönünde etkileri olduğu bilinmektedir. Bu nedenle aile ve eğitimcilerin farkında olmadan da olsa bu konuda yapacağı hatalar, çocukta onarılması güç duygusal problemlere veya davranış bozukluklarına yol açabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Dünyanın her yerinde tüm çocuklar ihmal ve istismar riski altındadır. Anne-babalar ve eğitimciler çocukların güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu sebeple; anne-babalar ve eğitimcilerle birlikte çocukların da kendileri için tehlikeli olabilecek durumların farkına varması ve nasıl hareket edeceklerini bilmesi gereklidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çocukların yaş ve gelişim özelliklerine uygun yöntem ve teknikler kullanılarak, kendilerini tanımaya ve korumaya yönelik etkinliklerin yer aldığı eğitim programları hazırlanmalıdır. Bu programlarda çocuklara; karşılaşabilecekleri tehlikelerin neler olduğu, kendilerini bunlara karşı nasıl koruyacakları, nasıl hayır diyecekleri, güvenli dokunuş (örneğin doktor muayenesi gibi gerekli durumlarda ve sadece güvenilir kişiler tarafından) ile kötü dokunuş arasındaki farkı nasıl ayırt edecekleri, bedenlerinin kendilerine ait ve özel olduğu, istemediği sürece kimsenin kendisine dokunamayacağı ya da öpemeyeceği,&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;yabancılarla iletişim kurarken dikkat etmesi gerekenler, duygularının farkındalığı, yaşamları hakkında karar alma hakları olduğu, önemli ve özel oldukları öğretilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Yetişkinler, önyargılardan ve basmakalıp düşüncelerden arınarak çocuklardaki yaratıcı içsel gücün farkına varabilmeli ve çocuğun bir birey olma sürecinde onu anlayarak destekleyici bir tutum içinde olmalıdır. Ancak bu şekilde bağımsız bir kişilik geliştiren, duygularını tanıyan ve ifade edebilen, kendine karşı olumlu duygular besleyen, tehlikelerin farkında olan ve bu tehlikelerle ya da sorunlarla başa çıkmada çözümler üretebilen bireyler yetişmesi mümkün olacaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;      &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:11pt;"&gt;&lt;span style=""&gt;                                                                                                          &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;F. Sema Yalçın&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çocuk Gelişimi ve Eğitimcisi&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;a style="font-family: arial;" href="mailto:fsemayalcin@hotmail.com"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:11pt;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a style="font-family: arial;" href="mailto:fsemayalcin@hotmail.com"&gt;fsemayalcin@hotmail.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; text-align: left;"&gt;(Bu yazı 16 Temmuz 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-1059716340238559891?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/1059716340238559891/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/07/hayir-diyebilme-ozgurlugu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/1059716340238559891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/1059716340238559891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/07/hayir-diyebilme-ozgurlugu.html' title='HAYIR DİYEBİLME ÖZGÜRLÜĞÜ'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TECr1AcfOII/AAAAAAAAAPg/IEquOUbYEmk/s72-c/muratsen-k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-8743421484404846929</id><published>2010-07-09T11:14:00.000-07:00</published><updated>2010-07-09T11:17:51.621-07:00</updated><title type='text'>KAVAKLIDERE’NİN ENGELLERİ</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TDdnn3AwIeI/AAAAAAAAAPY/0-dM3EfKgl8/s1600/sennurdemirer_k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 268px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TDdnn3AwIeI/AAAAAAAAAPY/0-dM3EfKgl8/s400/sennurdemirer_k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491972205081272802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;f: Şennur DEMİRER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TDdnkLoNqUI/AAAAAAAAAPQ/4eR1P6SLMNQ/s1600/nurankansu2_k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TDdnkLoNqUI/AAAAAAAAAPQ/4eR1P6SLMNQ/s400/nurankansu2_k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491972141896018242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;f: Nuran KANSU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Daha güzel bir dünya düşünü, yaşadığımız sokaktan, mahalleden ya da kentten başlatmayı amaçlayan Kavaklıderem Derneği, kurulduğu günden beri bu amaca yönelik etkinlikler düzenliyor. “24 Saat Kavaklıderem” fotoğraf çalışması, son 4 yıldır düzenlenen bir etkinlik. Herkesin katılımına açık olan bu etkinlik kapsamında, bir konu başlığı altında ve belirlenen bir gün boyunca Kavaklıdere sınırları içerisinde fotoğraflar çekiliyor, daha sonra bir sergi yapılıyor.&lt;br /&gt;Bu yıl düzenlenen etkinliğin konusu: ENGEL(SİZ). Kavaklıderem Derneği ve AFSAD (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) işbirliği ile “Herkes için Engelsiz Yaşam” diyen fotoğraf severler, 12 Haziran Cumartesi günü 24 saat boyunca Kavaklıdere semtindeki engelllerin fotoğraflarını çektiler. &lt;br /&gt;Bir grup engelli ve engeli olmayan arkadaşla birlikte biz de bu çekime katıldık. Tahmin edeceğiniz gibi, sokaklarda engel bulmak konusunda hiç sıkıntı çekmedik. Çağdaş bir ülkenin başkentine yakışmayacak öyle çok manzara ile karşılaştık ki. Neredeyse kaldırımların büyük bölümü bozuktu. Tekerlekli sandalyeyi bırakın, engeli olmayan birçok insan için de engellerle dolu sokaklar. Attığımız her adımda karşımıza ya çukurlar çıktı, ya bozulmuş zeminler ve tümsekler, ya da kaldırımın ortasına konduruluvermiş direkler. Pek çok kaldırıma gerekli yerlerde rapma konmuştu ama bu rampalardan kolaysa bir tekerlekli sandalye ile geçin bakalım. Çoğu rampanın önüne yağmur sularının geçişi için oyuklar yapılmıştı, bir kısmı kırık döküktü, hele bir rampa vardı ki görmeye değer; tam önüne logar kapağı konmuştu. Ama bizi en çok şaşırtan rampaların önüne arabalarını parketmiş sürücüler oldu.&lt;br /&gt;Karum’un önünden başladığımız yürüyüş boyunca çeşitli yerlerde engelli araç park yerleri vardı ama buralara engelli araçları değil, başka araçlar park etmişti. Bir kişiyi aracını parkederken yakalayınca ikaz ettik, aldığımız cevap şu oldu: “Ya abla 10 dakika şuraya sakal traşı olup gelicem, idare ediver.”&lt;br /&gt;Kuğulu parkın yanında mola verdiğimiz kafe girişine de rampa yapılmıştı, ama o kadar dikti ki tekerlekli sandalyedeki arkadaşlar yardımla bile o rampadan inmeye çekindiler, merdivenlerden indirilmeyi daha güvenli buldular.&lt;br /&gt;D&amp;amp;R’ın önünden Kuğulu Park’a karşıdan karşıya geçmeyi denedik. Tam bir maceraydı. Ama başardık.&lt;br /&gt;Bankaların para çekme makinelerinden (ATM)yardımsız para çekmeye çalıştık, imkansızdı.&lt;br /&gt;Sonra bir otobüse binme denemesi yaptık. Bir tekerlekli sandalye kullanıcısının kucaklanmadan bir otobüse binmesi münkün mü sizce?&lt;br /&gt;Kaldırım kenarlarındaki mantarlar arabaların kaldırımlara park etmesini engellerken, özellikle görme engellilerin de bu kaldırımlarda yürümesini engelliyor, bunu biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;Gerekli gereksiz çaldığınız kornalar, bir CP’li ya da bir ortistik için bir işkence olabilir, bunu biliyor muydunuz? Engeli olmayan insanlar için de sinir bozucu bir durum değil mi bu zaten?&lt;br /&gt;Tüm bu maceraları yaşarken güzel şeyler de oldu elbette. Aslında mesele engelliler ve engeli olmayanlar, biz ve siz değildik. Biz sokakta bunları yaşarken, pek çok insan bizi izledi, bize hak verdi, kimi bilmediğini öğrendiğini söyledi, kimi zaten bildiğini ve bundan sonra daha çok insanı ikaz edeceğini. Biz 24 Saat Kavaklıderem etkinliğine engelleri fotoğraflamak-belgelemek için yola çıkmıştık ama farkına varmadan sokakta uygulamalı bir bilinçlendirme eğitimi vermiş olduk, hem de yüzlerce insana. Sokaktaki insanlara kendimizi anlatmış ve yüzlerce kişi ile yaşadıklarımızı paylaşmış olduk. &lt;br /&gt;Daha da önemlisi, yine farkettik ki, sokaklar nasıl olursa olsun en büyük görev biz engellilere düşüyor, sokaklara çıkmaktan vazgeçmemeliyiz, başka türlü kendimizi anlatma şansımız yok.&lt;br /&gt;Herkes için engelsiz yaşam dileği ile...&lt;br /&gt;ŞULE TÜZÜL&lt;br /&gt;sule.tuzul@isbank.net.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 09 Temmuz 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-8743421484404846929?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/8743421484404846929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/07/kavakliderenin-engelleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/8743421484404846929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/8743421484404846929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/07/kavakliderenin-engelleri.html' title='KAVAKLIDERE’NİN ENGELLERİ'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TDdnn3AwIeI/AAAAAAAAAPY/0-dM3EfKgl8/s72-c/sennurdemirer_k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-1593994737148161272</id><published>2010-07-02T12:48:00.000-07:00</published><updated>2010-07-02T13:03:31.793-07:00</updated><title type='text'>BİZİ ÇILDIRTMAK İÇİN…</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TC5DNw1q52I/AAAAAAAAAPI/2yD0ZY-s8NU/s1600/bci.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 268px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TC5DNw1q52I/AAAAAAAAAPI/2yD0ZY-s8NU/s400/bci.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489398899538585442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;f: Şule TÜZÜL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link style="color: rgb(0, 0, 0);" rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:Calibri; 	panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:0cm; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} p.ListParagraph, li.ListParagraph, div.ListParagraph 	{mso-style-name:"List Paragraph"; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:36.0pt; 	mso-add-space:auto; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} p.ListParagraphCxSp\0130lk, li.ListParagraphCxSp\0130lk, div.ListParagraphCxSp\0130lk 	{mso-style-name:"List ParagraphCxSpİlk"; 	mso-style-type:export-only; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:0cm; 	margin-left:36.0pt; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-add-space:auto; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} p.ListParagraphCxSpOrta, li.ListParagraphCxSpOrta, div.ListParagraphCxSpOrta 	{mso-style-name:"List ParagraphCxSpOrta"; 	mso-style-type:export-only; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:0cm; 	margin-left:36.0pt; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-add-space:auto; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} p.ListParagraphCxSpSon, li.ListParagraphCxSpSon, div.ListParagraphCxSpSon 	{mso-style-name:"List ParagraphCxSpSon"; 	mso-style-type:export-only; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:36.0pt; 	mso-add-space:auto; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;}  /* List Definitions */  @list l0 	{mso-list-id:1898659735; 	mso-list-type:hybrid; 	mso-list-template-ids:-480364004 1355608604 69140505 69140507 69140495 69140505 69140507 69140495 69140505 69140507;} @list l0:level1 	{mso-level-text:%1-; 	mso-level-tab-stop:none; 	mso-level-number-position:left; 	text-indent:-18.0pt;} @list l0:level2 	{mso-level-number-format:alpha-lower; 	mso-level-tab-stop:none; 	mso-level-number-position:left; 	text-indent:-18.0pt;} ol 	{margin-bottom:0cm;} ul 	{margin-bottom:0cm;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:Calibri; 	panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:0cm; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} p.ListParagraph, li.ListParagraph, div.ListParagraph 	{mso-style-name:"List Paragraph"; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:36.0pt; 	mso-add-space:auto; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} p.ListParagraphCxSp\0130lk, li.ListParagraphCxSp\0130lk, div.ListParagraphCxSp\0130lk 	{mso-style-name:"List ParagraphCxSpİlk"; 	mso-style-type:export-only; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:0cm; 	margin-left:36.0pt; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-add-space:auto; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} p.ListParagraphCxSpOrta, li.ListParagraphCxSpOrta, div.ListParagraphCxSpOrta 	{mso-style-name:"List ParagraphCxSpOrta"; 	mso-style-type:export-only; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:0cm; 	margin-left:36.0pt; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-add-space:auto; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} p.ListParagraphCxSpSon, li.ListParagraphCxSpSon, div.ListParagraphCxSpSon 	{mso-style-name:"List ParagraphCxSpSon"; 	mso-style-type:export-only; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:36.0pt; 	mso-add-space:auto; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;}  /* List Definitions */  @list l0 	{mso-list-id:1898659735; 	mso-list-type:hybrid; 	mso-list-template-ids:-480364004 1355608604 69140505 69140507 69140495 69140505 69140507 69140495 69140505 69140507;} @list l0:level1 	{mso-level-text:%1-; 	mso-level-tab-stop:none; 	mso-level-number-position:left; 	text-indent:-18.0pt;} @list l0:level2 	{mso-level-number-format:alpha-lower; 	mso-level-tab-stop:none; 	mso-level-number-position:left; 	text-indent:-18.0pt;} ol 	{margin-bottom:0cm;} ul 	{margin-bottom:0cm;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;Engelliler konusundaki bilinç ve duyarlılık eksikliği, engellileri zaman zaman çileden çıkaracak sonuçlara neden olmaktadır. Çevremdeki engelli arkadaşlarımla yaşadığımız gerçek olaylar üzerinden bizi çıldırtan şeyleri konuşurken, bilgi ve bilinç eksikliğinden kaynaklanan bu durumların ironik yanlarını da farkettik ve tüm bunları listeleyerek herkesle paylaşmaya karar verdik. listeyi hazırlama aşamasında çok eğlendik. Meğerse bizi çıldırtan o kadar çok şey varmış ki liste uzadıkça uzadı. Bu sayfaya ancak belirli bir kısmını alabildim. Katkı sağlayan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. Engellileri çıldırtmak mı istiyorsunuz, işte önerilerimiz;&lt;br /&gt;1-    Gördüğünüz her yerde engelli park yerlerine aracınızı parkedin. Sizi uyaran olursa en pişkin halinizle “ben de kafadan engelliyim” deyin.&lt;br /&gt;2-    Engelliler ile biraradayken onlara her zaman ne yapmaları gerektiğini söyleyin. Karşı çıkan olursa, siz söylemezseniz onların akıl edemeyeceğini ya da sizden daha iyi bilemeyeceklerini söyleyin.&lt;br /&gt;3-    Engellilerin görüntü kirliliği yarattığından şikayet edin.&lt;br /&gt;4-    Gece klüplerinin engellilere uygun olmadığını düşünün.&lt;br /&gt;5-    Görme engellilerin fotoğraf çekemeyeceğini, resim yapamayacağını söyleyin.&lt;br /&gt;6-    Engellilerin yalnız yaşayamayacaklarını düşünün.&lt;br /&gt;7-    Çocuğu engelli olan anne babalara konuşma arasında “Böyle yaşayacağına keşke ölseydi” ya da “Siz öldükten sonra ne olacak bunun hali?” deyin.&lt;br /&gt;8-    Binaların görüntüsü bozulur düşüncesi ile bina girişlerine ve basamaklı yerlere rampa yapılması konusunda şiddetle muhalefet edin.&lt;br /&gt;9-    Rampa yapıyorsanız ölçü ve standartları konusunda kimseye danışmayın, size ve mekanın estetiğine uygun yapın.&lt;br /&gt;10-    Birisine kızdığınızda onun için “spastik”, “şizofren” gibi ifadeleri aşağılamak için kullanın.&lt;br /&gt;11-    Şirket sahibi ya da bir kurumda yönetici iseniz, engelli personel çalıştırmak konusundaki yasal yaptırımı uygulamayın, engelli personel istihdam etmek yerine ceza ödemeyi daha ekonomik bulun ve ceza ödemeyi tercih edin.&lt;br /&gt;12-    Bir engelliyi işe alırken, onun neleri  yapabileceği üzerine değil, neleri yapamayacağı, size ne tür sorunlar yaratacağı üzerine düşünün. Neleri yapıp yapamayacağını asla ona sormayın, onun yerine siz karar verin.&lt;br /&gt;13-    Eğer biri size az da olsa görebildiğini söylediyse parmaklarınızı açıp ona gösterin ve "bu kaç" diye sorun.&lt;br /&gt;14-    Bir engelli size yardıma ihtiyacı olmadığını söylese bile ona ısrarla yardım edin.&lt;br /&gt;15-    İşitme engelli çocukların ebeveynleri ile konuşurken “Duymuyor ama çok akıllı maşallah” deyin.&lt;br /&gt;16-    Akülü sandalye kullanan bir engelli görünce "aaa kendi kendine gidiyo" deyin.&lt;br /&gt;17-    Serebral Palsi’li birine CP’nin ne olduğunu sorun, o anlattıktan sonra bacağına dokunup ısrarla  "his var mı?" diye sorun.&lt;br /&gt;18-     Misafirliğe gelen bir köre değil de yanındakine "kahve içer mi?" diye sorun.&lt;br /&gt;19-    Bir kenarda bekleyen körü zorla karşıya geçirin.&lt;br /&gt;20-    Engelli insanların evlenemeyeceğini ve asla bir cinsel yaşamları olmayacağını düşünün, mümkünse bu düşüncenizi her ortamda paylaşın.&lt;br /&gt;21-    Körlerin sadece santral memuru olabileceğine inanın.&lt;br /&gt;22-    Eğer doktorsanız, iki kulağı için de işitme cihazı ihtiyacı olan hastanıza “bir kafaya tek kulak yeter” diyerek reçetesine tek işitme cihazı yazın.&lt;br /&gt;23-    İşitme engelli çocuğunuza, vücuda yabancı bir maddenin girmesi günahtır diyerek implantasyon  yaptırmayın. Eğer implantasyon yaptırdıktan sonra günah olduğunu öğrenirseniz, çok zor olan bu ameliyatı bir de implantasyonu geri aldırmak için yaptırın.&lt;br /&gt;24-    Engelliler hakkında hiçbir şey öğrenmeyin, çocuklarınıza da hiçbir şey öğretmeyin ki yukarıda yazılanlar nesiller boyu sürsün ve bizi çıldırtmaya devam etsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="ListParagraphCxSpOrta" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ListParagraphCxSpOrta" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=""&gt;Derleyen: ŞULE TÜZÜL&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ListParagraphCxSpOrta" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;a href="mailto:sule.tuzul@isbank.net.tr"&gt;sule.tuzul@isbank.net.tr&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="ListParagraphCxSpSon" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;(Bu yazı 02 Temmuz 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-1593994737148161272?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/1593994737148161272/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/07/bizi-cildirtmak-icin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/1593994737148161272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/1593994737148161272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/07/bizi-cildirtmak-icin.html' title='BİZİ ÇILDIRTMAK İÇİN…'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TC5DNw1q52I/AAAAAAAAAPI/2yD0ZY-s8NU/s72-c/bci.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-8713915536766128408</id><published>2010-06-25T10:51:00.001-07:00</published><updated>2010-06-25T10:54:42.693-07:00</updated><title type='text'>İLİŞKİLERİMLE  BAĞLANDIĞIM DÜNYADA KENDİMLE BAĞIM</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TCTtRcH7E4I/AAAAAAAAAPA/Jq6NukGumi0/s1600/muratsen-k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TCTtRcH7E4I/AAAAAAAAAPA/Jq6NukGumi0/s400/muratsen-k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5486771129907090306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;f: Murat ŞEN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Öyle engeller var ki aramızda ayrılamıyoruz! Bu engelleri aşıp kendi yaşamlarımız için önemli adımlar atmayarak aşkın sevgiye dönüştüğünü söyleyerek kandırıyoruz hem kendimizi hem birbirimizi. Birbirimizin hayatına müdahale ederken birbirimiz için yaptığımız fedakarlıkları öne sürüyoruz. Yeni bir başlangıca olan umudumuz ve inancımız nerede? Yeni bir başlangıçta bizi korkutan ne? İki insan arasında kurulan bağın başka düzeylerde ve başka yoğunluklarda yaşanabileceği düşüncesi neden bu kadar gözümüzü korkutuyor? İki insandan söz ediyoruz. Olanakları,seçimleri,iradesi olan iki insanın arasındaki bağ ister aşk olsun ister arkadaşlık olsun bir süre sonra bağımlılığa dönüşüyorsa ve bağımlılıklar sonucunda insanlar yaşamlarına ve geleceklerine müdahale edemiyorlarsa bu noktada durmak ve düşünmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkularla ya da alışkanlıklarla süren bir ilişkide kendi olmak ve kendini gerçekleştirmek ne kadar mümkün olabilir? Böyle bir ilişkide birbirini duymak ve anlamak ne kadar mümkün olabilir? Bağımlı olmak bir başka deyişle onsuz yapamayacağını düşünmek insanın derinliğini,geleceğini ve bilincini ve elbette dünyayla, başkalarıyla ilişkisini olumsuz anlamda değiştirir. Bağımlı olmak yaşamı o kişiye ya da o nesneye göre sürekli olarak düzenlemek anlamına gelir ki bu durum bir süre sonra bütün dengeleri altüst eder. Kişinin öncelikleri o  nesneye ya da o kişiye göre belirleniyorsa öyle engeller oluşur ki kişiyle kendisi arasında!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyamayabiliriz. Göremeyebiliriz. Yürüyemeyebiliriz. Bütün bunlar her an her birimizin başına gelebilir. Bu engellerle birlikte yaşamayı öğrenebilir ve bu engelleri aşıp kendimiz olma yolculuğunda ve kendimizi gerçekleştirme sürecinde engelimizden yararlanabiliriz.  Kendi kendimizi bağımlılıklarla engelliyorsak ya da birbirimizi bağımlılıklarla engelliyorsak o zaman da öncelikle bu durumun farkına varmalıyız. Nasıl ki hastalığını anlayamayan bir insan doktora gtme gereği duymuyorsa bizler de bağımlılıkların bizi nasıl engellediğinin farkında değilsek müdahale etme gereği duymayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıskançlık cinayetleri, intiharlar ya da buna benzer olaylar aslında bağımlılığın bize kendi yüzünü göstermeden bir başka deyişle sinsice içimize yerleşmesi ve onu farketmememiz sonucunda gerçekleşmiyor mu? O halde bağımlı olmaya başladığımızı farkeder etmez bu durum için yardım almamız gerekiyor. Bazen biz de farkedemeyebiliriz fakat yakınımızdaki insanlar bu bağımlılığı farkederlerse onların desteklerini arkamızda hissederek gecikmeden müdahale etmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düşüncelerimi ve duygularımı psikoloji alanına ilgi duyan ve bağımlılık konusunda özellikle de ilişkilerde bağımlılık konusunda bazen tükenme noktasına gelmiş bir insan olarak yazıyorum. Murat Şen'in fotoğrafının bana yazdırdıkları dışında içimde yarattığı değişim o kadar önemli ki...Bağımlılığın engellediği bir insandım ama şu anda bağımsızlık mücadelemi veriyorum.  Geleceğin derinliklerinden , bilincimin derinliklerinden korkmayarak  ve olanak,seçim, irade sözcüklerinin altını çizerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişkilerle bu dünyada yaşıyor ve bu dünyayı anlıyor hatta seviyoruz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Postacıya bir gün kendi şiirimi okudum&lt;br /&gt;Bir daha okur musunuz dediğinde afalladım&lt;br /&gt;Afallamak iyidir&lt;br /&gt;Sohbete daldık&lt;br /&gt;Uzun zaman olmuştu&lt;br /&gt;Çok şiir aldı giderken&lt;br /&gt;Çok şarkı bıraktı bana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasemin Şenyurt&lt;br /&gt;yaseminsenyurt@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 25 Haziran 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-8713915536766128408?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/8713915536766128408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/06/iliskilerimle-baglandigim-dunyada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/8713915536766128408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/8713915536766128408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/06/iliskilerimle-baglandigim-dunyada.html' title='İLİŞKİLERİMLE  BAĞLANDIĞIM DÜNYADA KENDİMLE BAĞIM'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TCTtRcH7E4I/AAAAAAAAAPA/Jq6NukGumi0/s72-c/muratsen-k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-3163996834882422937</id><published>2010-06-20T11:22:00.000-07:00</published><updated>2010-06-20T11:44:42.866-07:00</updated><title type='text'>DEHA ENGEL TANIMAZ!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TB5hbMBJC_I/AAAAAAAAAO4/Z5it53TKTq4/s1600/stephen-hawking.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 350px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TB5hbMBJC_I/AAAAAAAAAO4/Z5it53TKTq4/s400/stephen-hawking.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484928515894217714" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TB5hUrPiJnI/AAAAAAAAAOw/i8AxMjJrmlA/s1600/e%C5%9Fref-arma%C4%9Fan.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TB5hUrPiJnI/AAAAAAAAAOw/i8AxMjJrmlA/s400/e%C5%9Fref-arma%C4%9Fan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484928404016998002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TB5hIoqGL9I/AAAAAAAAAOo/uLU3lYc1QrY/s1600/Borges.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 272px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TB5hIoqGL9I/AAAAAAAAAOo/uLU3lYc1QrY/s400/Borges.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484928197164675026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} span.kapakyazisi 	{mso-style-name:kapakyazisi;} span.textnews 	{mso-style-name:text_news;} span.text1 	{mso-style-name:text1;} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kimi doğuştan kimi sonradan, kimi ünlü kimi ünsüz… En büyük dehalardan bazıları engellidir.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Engeliliklerinin yanında zeka, vizyon, kararlılık, hayalgücü, yaratıcılık, işi sevmek, cesaret, mücadele etmek vb. gibi kişisel özellikleri de ortak noktalarıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;“Thomas Alva Edison“&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; geçinmek için demiryollarında gazete sattığı dönemde çalıştığı trenin yük vagonunda yangın çıkarınca sinirlenen tren şefi Edison’un kulağına bir tokat atarak onun işitme engelli olmasına sebep oldu. Bu işitme engelli deha daha sonra ampul, gramafon, fonograf gibi buluşlar yapacaktı. &lt;b style=""&gt;“Jan Zizka”&lt;/b&gt; bir gözü görmeyen bir generaldi. Kutsal Roma İmparatorluğuna ve Papalık’a karşı savaşırken bir kuşatma sırasında gören gözü de kör oldu. Ancak pes etmedi zafer kazandı. Çünkü haritayı zihnine kaydetmişti ve bölge hakkındaki her detayı hatırlayıp emir vererek savaşmıştı. Görme engelli yazar &lt;b style=""&gt;“Jorge Luis Borges”&lt;/b&gt; &lt;span class="kapakyazisi"&gt;dünya edebiyatının önde gelen isimi olup&lt;/span&gt; Düşsel Varlıklar Kitabı gibi hayalgücünün sınırlarını zorlayan eserler meydana getirmiştir. Arjantin ulusal kütüphanesinin müdürlüğünü yapmıştır. &lt;b style=""&gt;“Stephen Hawking”&lt;/b&gt; yakalandığı ALS hastalığı sebebiyle ile tekerlekli sandalyede yaşayan bilimadamıdır. Evrenin kökenini sorguladığı ve açıkladığı teorilerle bilimde çığır açmıştır. Daha önce İsaac Newton’a verilmiş Lucasian Profesörü ünvanı almış olup Albert Einstein’den sonra gelen en büyük fizikçidir. &lt;b style=""&gt;“Ludwing Van Beethoven”&lt;/b&gt; dünyanın kabul ettiği en büyük besteci olup günümüzde bile hayranlık uyandıran besteler yaratmıştır. Sonradan işitme engelli oldu. Ancak bu 9. senfoni, Kreutzer sonatı gibi en güzel bestelerini yaratmasına engel olmamıştır! Piyanonun bacaklarını kesti ve titreşimleri duyabilmek için yerde piyano çalmaya devam etti. &lt;b style=""&gt;“Eşref Armağan” &lt;/b&gt;doğuştan görme engelli ressam olup “gerçekten görmüş gibi” yaptığı resimler ile bilim dünyasını şaşırtmıştır. &lt;span class="textnews"&gt;İngiliz bilim dergisi New Scientist’in 3 sayfa ayırdığı bu ressamın&lt;/span&gt; Harward Üniversitesi’nde çekilen MR’i &lt;span class="text1"&gt;körlerin görsel hafızaya sahip olabileceğini kanıtlamıştır&lt;b style=""&gt;. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;“Henri de Toulouse-Lautrec&lt;/b&gt;” bedensel engelli fransız ressamdır. Akraba evliliğinden kaynaklanan bir nedenle genetik bir kemik hastalığının yarattığı kırılgan kemikler yüzünden ve tedaviyle boy uzatma çabaları sonucu; her iki bacak kemiklerinin kırılmasıyla kısa boylu kalmıştır. Paris’te Moulin-Rouge adlı eğlence merkezi için çarpıcı tasarım ve devrimci teknikler ile ürettiği reklam afişleri birer sanat eseri olup, dünya sanat tarihine geçmiştir. Afişleri günümüzde grafik tasarım bölümlerinde ders konusu olarak okutulmaktadır. &lt;b style=""&gt;“Helen Keller”&lt;/b&gt; on dokuz aylık iken geçirdiği bir ateşli hastalık sonucu görme, işitme ve konuşma yetilerini yitirmesine rağmen bir çok lisan öğrenip, bisiklet, kano, yelkenli ile gezintiye çıkmış, satranç oynamış ve yüksek tahsil yapmıştır. “Hayatımın Hikayesi” adlı kitapta deneyimlerini anlatmıştır. &lt;b style=""&gt;“Louis Braille” &lt;/b&gt;geçirdiği bir kaza ile önce bir gözünü, sonra yanlış tedavi ile öbür gözünü kaybetti. Ancak &lt;span style=""&gt;Yaptığı sayısız denemeler ve uzun süren çalışmalar sonunda 1825'de 6 noktadan meydana gelen bir yazı sisteminin, görme özürlüler için en uygun sistem olduğuna karar verdi. Görme engellinin eğitimi kulak yoluyla ve ezberleme yöntemiyle olmaktan çıkıp kitap, dergi, kütüphane gibi unsurlar ulaşılabilir oluyordu. “Braille alfabesi” ile!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu örnekler engelliliğin insanın içindeki potansiyeli durduramadığının kanıtlarıdır. Şimdi kendi hikayenizi yaratmaya ya da tanıdığınız bir engellinin başarı hikayesi yaratabileceğine inanmaya hazır mısınız?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Onur Cantimur&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Sanat Yönetmeni&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;onurcantimur@gmail.com&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;(Bu yazı 18 Haziran 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-3163996834882422937?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/3163996834882422937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/06/deha-engel-tanimaz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3163996834882422937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3163996834882422937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/06/deha-engel-tanimaz.html' title='DEHA ENGEL TANIMAZ!'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TB5hbMBJC_I/AAAAAAAAAO4/Z5it53TKTq4/s72-c/stephen-hawking.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-7527179190083740432</id><published>2010-06-11T09:11:00.000-07:00</published><updated>2010-06-11T09:24:19.189-07:00</updated><title type='text'>KIZIMIZ MEYVAN</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TBJjBBonaFI/AAAAAAAAAOg/pwBsvvekt44/s1600/MYVN-nilgunerturk.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TBJjBBonaFI/AAAAAAAAAOg/pwBsvvekt44/s400/MYVN-nilgunerturk.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481552565733124178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;f: Nilgün Ertürk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Kimse bilmez ama Meyvan’ın hikayesi bundan yıllar önce annesini ve kardeşini Güneydoğu’da çatışma da kaybetmesiyle başladı ve kızımızın adı bugünlerde “Özgürlük” adı altında yaşam hakkını engellenmesine neden olacak taleplerle gündeme geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990 yılında bir çatışma sonrasında, annesinin ve kardeşinin cansız bedenlerinin yanında korku ile titreyen yavru ayıyı bulan bir asker adını “Öksüz Kız Çocuğu” anlamına gelen Meyvan koyar ve bakımını üstlenir.  O kadar çok sever ki ufak kızı, Ankara’ya izine gelirken onu da getirmek ister ancak askerlerin yer aldığı otobüsün hain bir saldırıya uğraması sonucunda askerimiz şehit düşer ve Meyvan şehit oğlunun emaneti olarak annesine verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acılı anne, bir tarafta oğlunun emaneti diye eve getirilen yavru ayı, diğer tarafta yürek acısı ve zor koşullar ile ne yapacağını bilemez. Bu zorlu günlerde anne, Meyvan’la ilgilenemez ve  Meyvan bir şekilde kaybolur. Daha sonra HAYKOD’a gelen ihbarla gidilen adreste, Ankara’nın kuytu mahallelerinden birinde bulunur Meyvan ve askerin ailesine de bilgi verilerek HAYKOD’un himayesine alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir taraftan bakımı devam eden ponpon kulaklı yavru ayı’nın ne olacağını belirlemek için ilgili bütün kurumlarla iletişim kurarak Meyvan hakkında bilgi verilir, ne yapılması gerektiği araştırılır. Ancak dönemin koşulları ve hayvanat bahçesinde yer olmayışı nedeniyle yetkililer Meyvan’ın HAYKOD himayesinde bakılmasında bir sorun olmadığına karar verirler. İşte o gün bu gündür Kızımız Meyvan, yetkili kurum ve kişilerin düzenli olarak yaptığı denetlemelerle ve çok değerli iki bilim adamının hazırladığı objektif raporlarla, yaşam koşullarının son derece uygun olduğu belirlenen yuvasında yaşamaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra günlerden bir gün “Boz Ayı” konusunda hiçbir bilgisi, deneyimi olmayan ancak hayvan haklarını savundukları savıyla çalışan bir STK, Kızımız’ın özgürlüğüne kavuşması ve bu nedenle  Bursa Karacabey’e götürülmesi gerektiğine karar verir. Bu kararını da -defalarca davet edilmesine karşın- davete icabet etmeyerek yerinde inceleme yapmak ihtiyacı duymayan bir  profesörün verdiği raporla birlikte, olayı bilmeyen kişilerle paylaşarak yurtiçinde ve yurtdışında kampanyalar yapmaya başlarlar. Çünkü Türkiye’nin bütün sorunları çözülmüş, hayvanların yaşam haklarının önündeki bütün engeller kalkmış ve 21 yıldır son derece uygun koşullarda bakılan, sağlıklı bir ayıyı naklederek büyük bir başarı elde etmeye karar verilmiştir!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğadan koparılmayan, zorunluluklar sonucunda sorumluluğu alınan, son derece sevgi dolu, vahşi yaşamı bilmeyen ve gözünüzün içine baktığında yüreğinizin ısındığı bir Can’ı yıllardır yaşadığı 300 m2 alandan alarak yaklaşık 5 yıl sürecek rehabilitasyon sürecini tamamlamak için kalacağı 12 m2 beton alana aktarmak isterler. Bilmezler ki esaret altındaki boz ayıların ömrü zaten en iyi koşullarda 20-25 yıldır. Bilmezler ki bu kadar yaşlı bir boz ayının kalbi nakledilmesi sırasında verilecek narkoza dayanamaz. Bilmezler ki bütün zorluklara karşın nakledilse bile evinden ayrılan Meyvan orada beton alanda yaşayamaz. Bilmezler ki doğru adımları atmanın önündeki en büyük engel eksik ve yanlış bilgilerle dolu kararlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmezler ki gerçek başarı, talepler sonucunda yapılacaklar,  yasalar, akıl, duygu ve gerçek koşullar birlikte değerlendirildiğinde olumlu sonuç veriyorsa elde edilir. Yoksa yapılmak istenen sadece bir Can’ın yaşam hakkının engellenmesinden öteye gitmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bilmezler ki Meyvan başkaları için sadece bir ayı ama bizler için mutlu, sağlıklı ve özgür ruhlu bir kız çocuğudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bilecekler ki Kızımızın yaşam hakkının önündeki engellerin giderilmesi için doğruları paylaşmaya ve sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Ertürk&lt;br /&gt;HAYKOD&lt;br /&gt;nilgun.erturk@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 11 Haziran 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-7527179190083740432?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/7527179190083740432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/06/kizimiz-meyvan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7527179190083740432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7527179190083740432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/06/kizimiz-meyvan.html' title='KIZIMIZ MEYVAN'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/TBJjBBonaFI/AAAAAAAAAOg/pwBsvvekt44/s72-c/MYVN-nilgunerturk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-366011425815910689</id><published>2010-06-04T14:13:00.000-07:00</published><updated>2010-06-04T14:16:06.375-07:00</updated><title type='text'>ENGEL(Lİ) YOLCU OLMAK…</title><content type='html'>Türkiye’de ulaşım sektöründe yaşanan aksaklıklar, engelli olmak ne kadar zor ise, engelli yolcu olmanın da bir o kadar zor olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Ne yazık ki her yolculuk ayrı bir maceraya dönüşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Acaba başıma bu sefer neler gelecek, bu sefer tekerlekli sandalyemin veya koltuk değneğimin neresi kırılacak?” kaygısıyla başlayan seyahatler, çoğunlukla korkulanın başa gelmesi ile sonuçlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Yürüyemiyor musunuz?” sorusuna hayır cevabını aldıktan sonra “peki hiç mi yürüyemiyorsunuz?” sorusuyla devam eden “meraklı” görevlilerimiz, aynı merakı farklı yolcu gruplarının ihtiyaçlarını öğrenmek ve kendilerini geliştirmek, iyi hizmet vermek adına kullansa daha düzgün bir ulaşım sektörümüz olmaz mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulaşım koşullarının engellilere uygun olmadığı ve yolcunun güvenliği bahane edilerek, firmaların büyük bir kısmı engellilerin yanında bir refakatçi olmasını şart koşuyor, çünkü olası bir tersliğin sorumluluğunu almak istemiyorlar. Günlük yaşamını tek başına sürdürebilen, ama iş ulaşıma geldiğinde etrafında kendisiyle birlikte seyahat edecek birisi istenen engelliden ne beklenmektedir? Engelli birey, sokaktan birini, onunla yolculuk yapıp sonra aynı vasıtayla geri dönmeye ikna mı etmelidir? Refakatçiye ihtiyaç duyan yolcu elbette refakatçisi ile seyahat edebilir, ancak refakatçiye ihtiyaç duymadığını belirten ve meydana gelebilecek sorunların sorumluluğunu üstlenen bir yolcudan ısrarla refakatçi talep edilmesi, seyahat özgürlüğünün hangi kısmına denk düşmektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de ulaşımı engelliler için zorlaştıran en önemli etkenlerden biri, kara ulaşımının engellilere açık bir sistem olmamasıdır. Türkiye’de hava, deniz ya da demiryolu taşımacılığı değil karayolu taşımacılığı daha çok tercih ediliyor ve engellilere uygun otobüs ne yazık ki yok! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otobüs terminaline kadar gelmeyi başaran “şanslı” engelli, otobüse binmek için çoğunlukla bir başkasının yardımına ihtiyaç duyacaktır. Yalnız ise, etraftan yardım isteyecek; yardım edenler de engelliyi ya kucağına alarak ya da karga tulumba otobüsteki koltuğuna oturtacaktır. Engelli birey zorlukla otobüse yerleştikten sonra, tekerlekli sandalyesi bagaja yerleştirilmeyecek, “atılacaktır”. Çünkü çalışanlar engellilere olduğu kadar, engellilerin eşyalarına nasıl davranacakları konusunda da bilgi ve bilinç sahibi değildir. Dolayısıyla otobüs ve uçaklarda, valizlerin arasına sıkıştırılan tekerlekli sandalyeler, yanlış yerleştirme ve seyahat yüzünden hasar görmektedir. Yani ulaşım problemleri, bilinçsizlik yüzünden, ulaşım sektörünün dışına çıkarak engellinin günlük yaşamını da engellemektedir! Hâlbuki yapılacak tek şey, o sandalyeyi yerine yerleştiren görevlinin biraz daha duyarlı ve bilinçli davranmasını sağlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış işleyen sistemi düzeltmek yerine hasarı ödemeyi tercih eden anlayış nedeniyle, meydana gelen aksaklıklar düzelmiyor, aksine kalıcı hale geliyor. Dolayısıyla bir kısır döngü oluşuyor. Hizmet sektörü, işini düzgün yapmayıp, yapmadığı işin parasını mağdur ettiği engelliye ödemek yerine, eğitim anlayışının merkezine insan ve hizmeti yerleştirdiği sektör içi eğitimlerle, ulaşımı engellilerin ihtiyaçlarına uygun hale getirse, ülke toplumsal açıdan daha kaynaşmış bir ülke haline gelmez mi?&lt;br /&gt;Düzenlenecek hizmet içi eğitimlere, bizzat sorunu yaşayan farklı engel gruplarından yolcular davet edilebilir, onların birikim ve önerilerini paylaşmaları eğitimin bütünlüğü ve verimliliğini de sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın her alanında olduğu gibi çözüm üretme süreçlerimize insan odaklı yaklaşırsak çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur. Engelsiz yaşam felsefesinin ulaşım sektöründe de hayata geçtiğini göreceğimiz güzel günler dileğiyle…  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can GÜÇLÜ- Gizem GİRİŞMEN&lt;br /&gt;gizemgirismen@yahoo.com&lt;br /&gt;can19guclu94@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 04 Haziran 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-366011425815910689?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/366011425815910689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/06/engelli-yolcu-olmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/366011425815910689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/366011425815910689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/06/engelli-yolcu-olmak.html' title='ENGEL(Lİ) YOLCU OLMAK…'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-2803845917382975267</id><published>2010-05-28T06:51:00.000-07:00</published><updated>2010-05-28T06:57:27.301-07:00</updated><title type='text'>GENE BİZ, GENE DUYAR(LI)SIZLIKLARIMIZ...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S__LanpYG6I/AAAAAAAAAOY/3ZEwoUsD2_4/s1600/IMG_3605.JPG"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S__LanpYG6I/AAAAAAAAAOY/3ZEwoUsD2_4/s400/IMG_3605.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5476319330085378978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S__LV9sbImI/AAAAAAAAAOQ/cqfqO2UgoEw/s1600/IMG_3581.JPG"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S__LV9sbImI/AAAAAAAAAOQ/cqfqO2UgoEw/s400/IMG_3581.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5476319250104394338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S__K_xVAWRI/AAAAAAAAAOI/R-iFWJNdb6k/s1600/IMG_3538.JPG"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S__K_xVAWRI/AAAAAAAAAOI/R-iFWJNdb6k/s400/IMG_3538.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5476318868827822354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;fotoğraflar: Kamuran FEYZİOĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında Çukurambar Engelsiz Oyun Parkı’nda bir etkinlik oldu. Etkinliği SERÇEV için fotoğraflamak ve konuya bir kanadından dahil olabilmek adına alandaydım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt; text-align: justify;"&gt;SERÇEV’in koordinatörlüğünde AB tarafından finanse edilen &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Engelsiz Oyun Parkı, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmiştir. Engelli ve engelsiz çocukların bir arada özgürce oynayacakları ve sosyalleşebilecekleri bir alan olan park, 12 Haziran 2008’de Çukurambar’da açılmıştır.  Bu park, engelli çocukların tekerlekli sandalye ile de sallanabildiği model parklardan biridir. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt; text-align: justify;"&gt;Engelsiz Oyun Parkı, “Oyun oynamak her çocuğun hakkıdır” düşüncesini temel alarak, bu nitelikteki parkların ülkemizde yaygınlaştırılması ya da mevcut parkların engelli ve engelsiz çocukların bir arada oynayabilecekleri şekilde yeniden yapılandırılması için örnek olmayı amaçlamaktadır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt; text-align: justify;"&gt;Satış standları, ailelerin desteğiyle yapılan gözlemeler eşliğinde, etkinlik öğleden sonra başladı. Müzik başladığında çocukların herbirinin yüzlerinden okunuyordu mutlulukları. Mutluluk onlar için belki de bir yerde bizlerdik. Elini tutmak bile yetebiliyordu; gülen gözleri ve gülen yüzleriyle uzanan ele ilk temasla mutluluğa dokunduklarını hissedebiliyordunuz. Fotoğrafın, o en keskin ve acımasız yanı olan ötekileştirme gücünden mümkün olduğunca kaçınmaya çalışarak, etkinliği fotoğraflamaya çalışıyordum. Nazım Hikmet'in "Bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?" cümlesini anımsayarak, mutluluğun fotoğrafını arıyordum kendimce.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Özel Arı Koleji’nden gelen genç arkadaşlarımız folklor gösterisinde bulunuyor, müzik hiç susmuyor, neşeli sunucu ve palyaçolar eşliğinde eğleniyordu çocuklar. Program dahilinde bir de kına gecesi vardı akşam 7'den sonra başlayacak. Üç genç SP'li arkadaşımız, Veysel Yazar, Kürşat Keser, Barışcan İğrek, ertesi gün Mamak Muhabere Okulu'nda temsili askerlik yapacaklardı. Ailelerin yüzlerindeki haklı gruru görmemek mümkün değildi. Çocuklarını ne zorluklarla bu yaşa getirdikleri, bir romanın konusu olabilir ancak. Üniversite yıllarında nüfus sayımında sayman olarak görev yapmış ve zihinsel engeli olan bir genç kızın ailesi tarafından nasıl saklanmaya çalışıldığını görmüştüm. Onu da kayıtlara geçirmek istediğimde "Onu da mı sayacaksın, o deli!" denildiğini gördüğüm bir geçmişten sonra üstelik...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Dikkati çeken, aileler ile bir kaç duyarlı arkadaştan oluşan küçük bir toplulukla gerçekleşiyor olmasıydı bu etkinliğin.  Sorunun kendisi SP hastalığı gibi görünse de, orada asıl sorun duyarsızlıklarımızdı. Bir anlık görünüp kaybolan desteğimizle vicdanımızı rahatlatıyorduk bir nebze de olsa. Bugün yenilikçilik (inovasyon) adıyla geçen ve her şeyde sürekliliği ifade etmeye çalışan günümüz modası modelleri iş hayatlarımıza, profesyonel yaşantılarımıza, para kazanacağımız alanlara yerleşetirebilirken, bu tür gönüllü gerçekleştireceğimiz alanlara yayamadığımızı farkederek ve üzülerek terkediyordum bu etkinliği. Gene kendime kattıklarımla ayrılıyordum, gene bencilce. Bir hayatı değiştirebiliriz, bu güce sahibiz, ihtiyacı olduğunu bildiğimiz hangi arkadaşımızın yanında değiliz ki! Arkadaş olmayı mı öğrenmeliyiz ilk etapta? Toplum olarak öncelikle bu konuda eğitilmeye ihtiyacımız var ve okul sıraları klişesi aslında hiç de haksız bir saptama değil. Bu konuda ciddi bir adım olarak atılan kaynaştırma eğitimlerinin ilk hedefi de bu değil mi? Soruna sahip olmadan da duyarlılık geliştirebilmek. Halbuki daha önce de değindiğim gibi sorun engelin kendisi değil, engel duyarsızlığımız ve ertelemelerimiz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yazı ve Fotoğraflar: Kamuran Feyzioğlu – kamuranfeyzioglu@gmail.com&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;(Bu yazı 28 Mayıs 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-2803845917382975267?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/2803845917382975267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/05/gene-biz-gene-duyarlisizliklarimiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2803845917382975267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2803845917382975267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/05/gene-biz-gene-duyarlisizliklarimiz.html' title='GENE BİZ, GENE DUYAR(LI)SIZLIKLARIMIZ...'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S__LanpYG6I/AAAAAAAAAOY/3ZEwoUsD2_4/s72-c/IMG_3605.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-7552165779437052938</id><published>2010-05-21T11:00:00.000-07:00</published><updated>2010-05-21T11:09:31.798-07:00</updated><title type='text'>Gizli Engel “Öğrenme Zorluğu” -  2</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S_bMN6cJhSI/AAAAAAAAAOA/W5MveW3fGaQ/s1600/IMG_1349_k.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S_bMN6cJhSI/AAAAAAAAAOA/W5MveW3fGaQ/s400/IMG_1349_k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5473786936513103138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;fotoğraf: Nuran KANSU&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde öğrenme zorluğu aileler ve eğitimciler tarafından yeterince bilinmemektedir. Bu nedenle aslında çözümü kolay olan bu soruna çözüm bulunamaması çocukların gereksiz yere zorluklar çekmesine sebep olmaktadır. Bu da onlara yapılacak en büyük haksızlıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlara yer vermemek için bir uzman tarafından erken teşhis konması çok önemlidir. Böylece gerekli önlemler alınabilir, özel bir programla çocuk sınıf arkadaşlarının düzeyine getirilebilir. Öğrenme zorluğunun tek tedavisi eğitimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun seneler yurtdışında öğretmenlik yaptıktan sonra Türkiye’ye döndüğümde okullarda özel eğitim programlarının olmadığını öğrenmek beni çok şaşırttı. Diğer arkadaşları gibi öğrenebilmeyi, derslerine zevkle çalışmayı isteyen, ama bilmedikleri bir nedenle bunları yapamayan, yapamadığı için öğretmeninden bir kerecik bile ”aferin sen bu işi çok iyi yaptın” sözünü duymamış ve duymak için can atan, kapasite ve yetenekleri olduğu halde, başarısız olan çocuklar var. Ve benim ülkemde bu çocuklar okullarında yardım alamıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her çocuğun eşit öğrenme hakkı vardır. Çocukların sorunları ve ihtiyaçlarının farkına vararak gereksinimleri doğrultusunda destek vermeli. Bunun için okullarda destek veren, alanında uzman öğretmenler bulundurulmalı ve özel eğitim sınıfları açılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senelerce öğretmenlik yaptığım ülke Kanada’da öğrenme zorlukları nedeniyle özel eğitime ihtiyaçları olan çocuklar kendi sınıflarında normal eğitime devam ederler. Okullarda bu çocukların eğitimine destek veren, sınıfları dolaşarak yardımcı olan bir öğretmen vardır. Özel eğitim uygulamaları tek tip değildir. Kanada okullarında öğrenciye destek veren çeşitli özel eğitim programları vardır. Çocuklar bunlardan birini seçme hakkına sahiplerdir. Bazı çocuklar kendi sınıflarında destek alarak başarılı olurken bazıları da sadece öğrenme zorluğu çektikleri ders için kendi okullarında bulunan özel sınıflara giderek alanında uzman olan bir öğretmenden farklı öğretim metodlarıyla destek alırlar. En önemlisi Kanada okullarında öğrenciler gerekli yardım ve desteği kendi okullarında alır, bunun için okul saatleri dışında başka bir yere gitme ihtiyacı duymazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenme zorluğu çoğu zaman cesaret kırıcıdır. Bu çocukların sabırla kendilerine yardımcı olacak büyüklere ihtiyaçları vardır. Anne-babalara ve öğretmenlere verilecek önerilerden bazıları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çocuğun öğrenme zorluğunu olduğu gibi kabul edip onun başarısızlıklarını yargılamamak&lt;br /&gt;- Çocuğun hangi alanlarda öğrenme zorluğu çektiğini anlamak ve çocuğa yardımcı olacak eğitim yöntemlerini araştırmak. Bu yöntemlerin okulda ve evde uygulanmasını sağlamak.&lt;br /&gt;- Okullarda alanında uzman olan eğitimcilerden ders almasını sağlamak&lt;br /&gt;- Çocuğun yetenek ve kabiliyetlerini keşfetmek ve bu yönde etkinliklere katılmasını sağlayarak özgüvenini geliştirmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenme zorluğu olan çocuklar sadece akademik başarısızlıklar yaşamaz aynı zamanda sosyal becerilerini de geliştiremezler. Davranışsal güçlükler çeker ve topluma uyum sağlamakta zorlanırlar. Okulda disiplin sorunları yaşarlar. Okulların hedefi çocukların öğrenmesini ve başarılı olmasını sağlamaktır. Herkese eşit eğitim ortamı sağlayabilmek için okulların bünyelerinde özel eğitim öğretmenleri bulundurmaları ve bu çocukların destek almaları sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklara boş yere başarısızlık duygusu yaşatmamalı. Onların sorunları ve ihtiyaçlarının farkına varmalı. Çocukların hepsine eşit öğrenme imkanları sunmalı. Nasıl gözleri bozuk bir çocuğa, gözüne uygun numaralı bir gözlük alarak hayatını kolaylaştırıyorsak, öğrenme zorluğu olan bir çocuğun hayatını da kolaylaştırmak gözlük almak kadar kolay olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı ve Fotoğraf: Nuran Kansu&lt;br /&gt;Eğitim Danışmanı&lt;br /&gt;nuran@oncecocuklar.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 21 Mayıs 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-7552165779437052938?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/7552165779437052938/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/05/gizli-engel-ogrenme-zorlugu-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7552165779437052938'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7552165779437052938'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/05/gizli-engel-ogrenme-zorlugu-2.html' title='Gizli Engel “Öğrenme Zorluğu” -  2'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S_bMN6cJhSI/AAAAAAAAAOA/W5MveW3fGaQ/s72-c/IMG_1349_k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-1364083711069045998</id><published>2010-05-14T13:00:00.000-07:00</published><updated>2010-05-14T13:07:55.108-07:00</updated><title type='text'>Gizli Engel “Öğrenme Zorluğu” - (1)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-2taIcmjxI/AAAAAAAAANw/pGXNM5CHjXE/s1600/IMG_8987_pyuva_edit_k+%281%29.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-2taIcmjxI/AAAAAAAAANw/pGXNM5CHjXE/s400/IMG_8987_pyuva_edit_k+%281%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5471219786780675858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf: Nuran Kansu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Toronto’da öğretmenlik yaptığım senelerde York üniversitesinde aldığım özel eğitim dersinin ilk gününde eğitmenimiz hepimize üzerinde birer paragraf yazı olan kağıtlar dağıtarak bunları önce kendi kendimize, sonra da sınıfa sesli bir şekilde okuyacağımızı söyledi. Bir kısmı ters harflerle yazılmış anlamı olmayan kelimelerden oluşmuş bu bir paragraf yazıyı okumak mümkün değildi. Eğitmen yanıma gelerek elimdeki kağıdı sınıfa okumamı istediğinde okunmuyor dedim. Ne kadar çabalasam da anlamsız olduğu için okunamadığını söylememe rağmen ısrarla yazının üzerinde biraz daha çalışmamı söyledi. Sonra yazıyı sırayla başkalarından da okumalarını istedi. Kimse yazılanları okuyamamıştı. “Neden” dedi eğitmen. “Siz aptal mısınız?”&lt;br /&gt;Öğrenme zorluğu bir engeldir. Öğrenme engelinin, işitme engeli, görme engeli gibi diğer engellerden farkı, görünür ve elle tutulur belirtilerinin olmamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenme zorluğu, insanların okuduklarını, duyduklarını ve gördüklerini anlamalarında etken olan yetenek ve kapasitelerini kullanamamalarına sebep olur. Duyular aracılığı ile dışarıdan gelen verilerin beyinle bağlantı kurmasını olumsuz yönde etkileyerek öğrenmeye engel oluşturur. Öğrenme engelleri, dikkat etme, hatırlama, okuma, anlama, matematik, konuşma, yazma zorlukları gibi değişik şekillerde görülür. Bu zorluklar insanların hayatlarını olumsuz yönde etkiler. Ödev yapmak, ders çalışmak, arkadaşlık, okul içi ve dışı etkinlikler, çalışma hayatında başarısızlıklar gibi zorluklar yaşamalarına sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenme Zorluğu İle İlgili Gerçekler:&lt;br /&gt;Öğrenme zorluğu olan çocuklar aptal ya da zihinsel özürlü değillerdir. Zekaları normaldir. Üstün zekalı olan insanlarda da öğrenme zorluğu görülebilir. Öğrenme zorluğu tespiti yapılırken çevreden aldığı uyaranların yeterli olduğundan emin olduğumuz çocuğun zeka düzeyinin normal olduğuna emin olmak gerekir. Öğrenme zorluğunun sebebi anne ve babalar değildir. Ebeveynler için çocuklarının öğrenme zorluklarını tespit etmek kolay değildir. Öğrenme zorlukları, çocuklar büyüyünce geçmez. Hayat boyu sürer. Bu özellikleri taşıyan insanlar öğrenemez diye bir şey yoktur. Öğrenme problemleri ve yaşanan zorluklar bazı stratejiler geliştirilerek kapatılabilir.&lt;br /&gt;Öğrenme zorluğu olan çocuklar, okulda başarı gösteremedikleri için çoğu zaman aptal ya da tembel olarak adlandırılabilirler. Bu çocuk ve ailesi için çok üzücüdür.&lt;br /&gt;Şöyle bir hikaye düşünün.  Bütün anne ve babalar gibi sizin de dileğiniz ilkokula başlayan çocuğunuzun başarılı olması. Onun için güzel hayalleriniz var. Okul başladıktan 3 ay sonra yapılan ilk veli toplantısında büyük hayal kırıklığı yaşıyorsunuz. Çocuğunuzun öğretmeni onun sınıf arkadaşlarından geride olduğunu, okuma ve yazmada çok zorluk çektiğini ve başarısız olduğunu söylüyor.  Güzel hayallerin yerini düş kırıklığı alıyor. Hemen ardından zihninizde bir sürü soru işareti beliriyor. Çocuğunuzun zeka düzeyi mi düşük? Bu ne zaman oldu? O akıllı, duyarlı, yaratıcı çocukta değişen nedir?  Nerede hata yaptık?&lt;br /&gt;Çocuğunuzda değişen hiç bir şey yok. O aslında hala sizin bildiğiniz akıllı ve zeki çocuk. O diğer çocuklardan biraz farklı. Diğer çocuklardan farklı olmasının sebebi onlardan daha farklı yollarla öğrenmeye ihtiyaç duymasındandır. Aslında bütün çocuklar birbirinden farklıdır. Onların bu farklılıkları, başarıları açısından, anne ve babalar, öğretmenler tarafından dikkate alınmalı ve ihtiyaçları doğrultusunda eğitim verilmelidir.&lt;br /&gt;Öğrenme zorluğu olan çocuklar okulda aptal, yavaş, tembel gibi adlandırmalara maruz kalırlar. Bu da çocuklarda özgüvenin gelişmesini engeller. Özgüveni gelişmemiş çocukların arkadaş edinmeleri ve ilişkileri sürdürmeleri zordur. Kendilerine güven duymamaları onların gergin ve uyumsuz olmalarını ve davranış sorunları yaşamalarına da sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuran Kansu &lt;br /&gt;Eğitim Danışmanı&lt;br /&gt;nuran@oncecocuklar.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 14 Mayıs 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara Eki'nde yayımlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-1364083711069045998?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/1364083711069045998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/05/gizli-engel-ogrenme-zorlugu-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/1364083711069045998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/1364083711069045998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/05/gizli-engel-ogrenme-zorlugu-1.html' title='Gizli Engel “Öğrenme Zorluğu” - (1)'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-2taIcmjxI/AAAAAAAAANw/pGXNM5CHjXE/s72-c/IMG_8987_pyuva_edit_k+%281%29.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-8111043426663183132</id><published>2010-05-08T02:24:00.000-07:00</published><updated>2010-05-08T02:27:47.776-07:00</updated><title type='text'>Sanatla Güç Kazanıyorlar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-Uui4kPYlI/AAAAAAAAANo/wcvAt19zDHM/s1600/4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-Uui4kPYlI/AAAAAAAAANo/wcvAt19zDHM/s400/4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468828499346154066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-UufrSnG9I/AAAAAAAAANg/5ri8O_ki6Mk/s1600/3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-UufrSnG9I/AAAAAAAAANg/5ri8O_ki6Mk/s400/3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468828444242942930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-UucHvNsVI/AAAAAAAAANY/Puy0R2PI0kQ/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-UucHvNsVI/AAAAAAAAANY/Puy0R2PI0kQ/s400/2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468828383159628114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-UuYntpQ2I/AAAAAAAAANQ/1Z3jh-irkvM/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-UuYntpQ2I/AAAAAAAAANQ/1Z3jh-irkvM/s400/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468828323023504226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-UuUueO0hI/AAAAAAAAANI/Me9WBVx2Sh4/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-UuUueO0hI/AAAAAAAAANI/Me9WBVx2Sh4/s400/untitled.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5468828256118428178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eğitim uygulama okulları; genel ilköğretim programlarından yararlanamayan zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocukların özbakım ve temel yaşam becerileri ile işlevsel akademik becerilerini geliştirmek ve topluma uyumlarını sağlamak üzere eğitim vermekte olan devlete bağlı okullardır. &lt;br /&gt;İş eğitim merkezleri ise; eğitim uygulama okullarını bitiren veya zorunlu eğitim çağı dışında kalan zihinsel öğrenme yetersizliği olan bireylerin; temel yaşam becerilerini geliştirmek, öğrenme gereksinimlerini karşılamak ve topluma uyumlarını sağlamak amacıyla kursların düzenlendiği kurumlardır. &lt;br /&gt;Ankara’da bulunan Çağdaş Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi ise, iki yıldır varoluş amacına yönelik hizmet vermenin yanı sıra, tersi bir uygulama ile toplumu da özel eğitim gereksinimi olan bireylerle ilgili olarak dolaylı yoldan eğitmeyi hedefliyor ve bunun için “sanat”ı bir araç olarak kullanıyor. &lt;br /&gt;Okulun resim kulübü tarafından “Sanatın Gücü” adı altında oluşturulan proje; zihinsel yetersizliği olan çocukların kendilerini farklı yollarla ifade edebilmelerine olanak sağlamayı, toplum ve engelliler arasında sanat aracılığıyla bir köprü kurarak toplumun bu çocuklara bakışında farklılık yaratmayı ve onlara karşı daha olumlu tutumlar geliştirilmesini amaçlayan bir dizi projeyi içinde barındırıyor. &lt;br /&gt;Bugüne kadar okulun resim derslerinde, eğitim programına göre sınırlı boyama, kesme, yapıştırma ve basit baskı çalışmaları yapılabilirken, 2009 yılında Ressam Harun Antakyalı ile gerçekleştirilen bir workshop çalışmasında; öğrencilerin geniş yüzeylerde nasıl çalışabilecekleri ve kendilerini nasıl ifade edebilecekleri belirlenmiş oldu. Ressam bu çalışma için daha sonra "Bu güne kadar yaptığım ve unutamayacağım en heyecanlı ve duygulu çalışma oldu"  ifadesini kullanmıştır. Bu çalışmanın ardından okulun Resim Kulübü ile Harun Antakyalı işbirliğiyle “Sanatın Gücü” projesi oluşturuldu. &lt;br /&gt;Okula devam eden bütün çocuklar, müdahale edilmeden, tamamıyla kendi iç dünyalarını yansıttılar. Bu çalışmanın sonunda seçilen sekiz çocuk Ressam Harun Antakyalı ile okul kantininde 50 metrekarelik dev bir duvar resmi gerçekleştirdiler. &lt;br /&gt;Üç ay süren bir çalışma sonunda da kağıt ve tuval üzerinde yaptıkları 35 eserle Okul Kantininde ilk sergilerini açtılar. &lt;br /&gt;Okulun resim kulübü ve öğrencileri, bu deneyimden aldıkları motivasyonla okulun resim dersi programı dahilinde çalışmalarını sürdürmekteler. &lt;br /&gt;Sürekli yenilenen çalışmalarını yaklaşık iki ay boyunca Ankara Kalesi Kirit Cafe’de sergileyen “özel” sanatçıların resimleri, 02 Mayıs–02 Haziran 2010 tarihleri arasında Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) Salonunda (Batı Sineması içi) sanat severlerle buluşacak. &lt;br /&gt;“Sanatın Gücü” Projesi kapsamında seslerini sanat aracılığıyla duyurmaya devam eden bu “özel” çocuklara kulak vermek isteyenler BEKSAV Salonlarını ziyaret edebilirler.&lt;br /&gt;Saliha Gelener&lt;br /&gt;saliha2g@yahoo.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 07 Mayıs 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-8111043426663183132?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/8111043426663183132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/05/sanatla-guc-kazanyorlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/8111043426663183132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/8111043426663183132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/05/sanatla-guc-kazanyorlar.html' title='Sanatla Güç Kazanıyorlar'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S-Uui4kPYlI/AAAAAAAAANo/wcvAt19zDHM/s72-c/4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-6697623022654831050</id><published>2010-05-03T10:05:00.000-07:00</published><updated>2010-05-03T10:17:30.079-07:00</updated><title type='text'>Büyüyünce geçer..!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S98FIUTnmFI/AAAAAAAAANA/Xj_JidZqZbY/s1600/%C3%96nder+Erdal.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 291px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S98FIUTnmFI/AAAAAAAAANA/Xj_JidZqZbY/s400/%C3%96nder+Erdal.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5467094113099159634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünyada yaklaşık iki milyon kronik böbrek yetmezliği olan kişi bulunmaktadır. &lt;br /&gt;Türkiye'de ise bu sayı kırk bin kişi civarında olup her yıl bir milyon kişide yüz kişi artmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böbrek yetmezliği, böbreklerin fonksiyonlarını yitirerek vücudun atık ve zararlı maddeleri idrar yoluyla atamamasıdır. Akut (ani ve genellikle geçici fonksiyon bozukluğu) ya da kronik (geri dönülmez şekilde böbrek fonksiyon bozukluğu) şekilde gelişebilir. Vücudumuzda genellikle iki böbreğimiz vardır, ama sağlıklı tek bir böbrek de gerekli görevleri yerine getirmeye yeterlidir. İki tedavi şekli vardır: diyaliz ve transplantasyon. Diyaliz; hemodiyaliz, yani bir makine aracılığıyla kanın temizlenmesi veya periton diyaliz diye adlandırılan karın zarına yerleştirilen bir kateter aracılığıyla kanın temizlenmesi şeklinde gerçekleşir. Transplantasyon ise, cerrahi bir operasyonla vücuda yeni bir böbrek takılmasıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken teşhis ve doğru tedavi kronik böbrek yetmezliğini engellemekte çok önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftaki “Engelsiz Yaşam” köşesinde babam Önder Erdal’ın, bir kronik böbrek hastası olarak hayata bakışını paylaşmak istedim. Bir engelin kişinin hayatını nasıl etkilediği konusunda, uzmanlar dahil herkes fikir sahibidir ama o kişinin kendisi kadar kimse bilgi sahibi olamaz. Babam bu hastalığı, hayatında bir engel olarak değil, hayatının bir parçası olarak kabullenip kaliteli bir yaşam sürdürebilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm engel grupları gibi böbrek yetmezliği olan hastalar da yaşadığımız toplumun engellilere yönelik olumsuz yaklaşımlarından payını almaktadır. Böbrek hastaları teşhis konulduğu andan itibaren “engelli” bir yaşama mahkum edilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böbrek hastalarının belirli zamanlarda kanlarının temizlenmesi için girdikleri diyaliz makinesinde geçen saatler, maalesef birçok işveren için olumsuz karşılanan bir durumdur. Bu nedenle çoğu zaman işe girmek istediklerinde yeterli performansı gösteremeyecekleri düşünülerek işe alınmazlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, bizler babam sayesindeki anladık ki, böbrek yetmezliği ile de bir insan herkes gibi bir yaşam sürebilir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam, hayata bakışı nedeni ile şanslı biriydi, şansını kendi yarattı, çünkü ne iş ne de sosyal hayatında yukarıdaki gibi olumsuzluklardan etkilenmedi. O, mesleğine ve ailesine tutkun, öğrencilik yıllarında cemiyet başkanlığı yapmış, siyaset ve sporla aktif olarak ilgilenmiş, mesleği nedeniyle ülke genelinde jeolojik araştırmalarda bulunmuş, hayat dolu ve lider yapılı bir insandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geç teşhis edilmiş, “basit bir idrar yolu enfeksiyonu” olarak değerlendirilmiş ve yanlış tedavi sonucu kronik böbrek yetmezliğine dönen hastalığı, hayatının devamını şekillendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1975 yılında ilk teşhiste, doktorları kronik böbrek yetmezliğiyle beş yıllık bir ömür biçtiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, hemodiyaliz sayesinde 32 yıl böbrek yetmezliği ile yaşadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu engelinin yaşantısını değiştirmesine izin vermedi. O’nun gözünde hemodiyaliz bir “antrenman”dı.  Bu engeli ile birlikte yaşadığı yıllar boyunca kendi kendini böbrek yetmezliği konusunda da eğitti ve uzmanlaştı. Öyle ki artık diğer hemodiyaliz hastalarına fikir verir, bu alanda her türlü soruları yanıtlar hale geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesleğini haftada üç kere verdiği “antrenman” aralarıyla yürüttü. 30 yıl tutkuyla çalıştı ve 57 yaşında emekliye ayrıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engeli nedeniyle farklı muamelelerden hep kaçındı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla yaşama sevincini kaybetmedi ve hayatla dalga geçmeyi de bildi. 38 yaşında yaşantısına eklenen böbrek yetmezliği ile 70 yaşına kadar dolu dolu yaşadı. 21 Aralık 2007’de onu kaybettiğimizde, geriye herkese gururla anlattığımız engelsiz yaşam anıları bırakmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bir oyun kurucuydu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendinin doktoru ol!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınırlarını bil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞA…!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zorluklar “Büyüyünce geçer..!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilge Erdal&lt;br /&gt;berdal@tai.com.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 30 Nisan 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-6697623022654831050?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/6697623022654831050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/05/buyuyunce-gecer.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6697623022654831050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6697623022654831050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/05/buyuyunce-gecer.html' title='Büyüyünce geçer..!'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S98FIUTnmFI/AAAAAAAAANA/Xj_JidZqZbY/s72-c/%C3%96nder+Erdal.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-643217389482311015</id><published>2010-04-25T13:23:00.000-07:00</published><updated>2010-04-25T13:26:24.317-07:00</updated><title type='text'>GÖRSEL DOKUNUŞLAR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S9SlaH0HnOI/AAAAAAAAAM4/Hu4cZKlyIWw/s1600/DSCN6546.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S9SlaH0HnOI/AAAAAAAAAM4/Hu4cZKlyIWw/s400/DSCN6546.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464174116100087010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S9SlMOG3jII/AAAAAAAAAMw/sOJi0AtlEFk/s1600/ahmet+yesil-1_1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 277px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S9SlMOG3jII/AAAAAAAAAMw/sOJi0AtlEFk/s400/ahmet+yesil-1_1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464173877271170178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S9SlFBGrIUI/AAAAAAAAAMo/cEI77CRJIec/s1600/65x50+cm.%C3%A7+mavi+%C3%BCzerine+notlar5.+70x55cm.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 274px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S9SlFBGrIUI/AAAAAAAAAMo/cEI77CRJIec/s400/65x50+cm.%C3%A7+mavi+%C3%BCzerine+notlar5.+70x55cm.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464173753521611074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;9 Nisan 2010 tarihinde Ankara Galeri Soyut’ta, bir resim sergisi açıldı: Ahmet Yeşil’in Görsel Dokunuşlar isimli sergisi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Yeşil, 1954 yılında Mersin’de doğmuş ve halen Mersin’de yaşıyor. Ressam Nuri Abaç ile İlhan Çevik ve Ernür Tüzün’den gerekli resim eğitimini almış. Kısa sürede sanatsal çizgisini saptayan sanatçı, resmi bir yaşam biçimi olarak seçmiş ve bütün zamanını resme adamış. İçinizde ismini duymayanlar varsa, bu onun ürettiklerini size ulaştıramamasından değil, Türkiye’nin sanata ve insana verdiği önemin eksikliğinden kaynaklanıyor. Çünkü o, dünyaca tanınan ve bizi uluslar arası platformlarda başarı ile temsil eden bir sanatçımız. Şimdiye kadar 81’i kişisel olmak üzere 279 sergiye katılmış. Ulusal ve uluslar arası yarışmalarda 17 ödül almış. Dünyada ve Türkiye’de bir çok kurum ve müzede eserleri bulunuyor. Louvre Müzesi SBNA salon sergilerinde resimleri sergilenen ressamlarımızdan biri. Hakkında yazmak istediklerimi buraya sığdırmam zor. En iyisi siz önce, Galeri Soyut’a gidip 28 Nisan 2010 tarihine kadar sürecek olan Görsel Dokunuşlar sergisini izleyin, sonra da www.ahmetyesil.com adresinden hem onun hakkında daha detaylı bilgiye ulaşın, hem de iplerle yarattığı o muhteşem dünyanın sergide göremediğiniz başka örneklerini izleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Yeşil, 1972 yılında geçirdiği bir rahatsızlık sonucu yürüme yeteneğini kaybetmiş. Engeli ile değil, sanatı ile tanınmayı istediğini belirtiyor. Engelliler ile ilgili sorunların, engelli dernekleri ya da engelliler ile ilgili etkinliklerle ayrıştırılarak, ötekileştirerek  değil,  toplumsal, siyasal, demokrat  tüm sivil  toplum örgütlerinde çalışarak, bu örgütlere katılarak, engellilerin varlıklarının  fiziki sorunlar nedeniyle yaratacağı baskı sonucu, çözüleceğine inanıyor. Diyor ki; “Engelliler yaşamda, düşünceleriyle ve ürettikleriyle kendilerini ifade edebildikleri ölçüde yer alacaklardır. O zaman zihinlerdeki engeli kaldırabilirsiniz.  Yoksa ne  yaparsanız yapın,  yaptığınızı da yaşamınızı da  ıskalarlar, ıskalarsınız…”      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım Hikmet’in Abidin Dino’ya sorduğu soruya onun yanıtı: “Mutluluk üretmektir, kendini özgür ve özgün  ifade edebilmektir...”       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Yeşil, Görsel Dokunuşlar için ise şunları söylüyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Yaşamın gerçekleriyle her an yüzleşme durumumuz, görüntünün anlam değerleriyle yüzleşme biçiminde karşımıza çıkar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu ise yaşamın her boyutundaki görüntüler/yansımalar arasında kendimize ait olanla buluşmamız demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulma, buluşma, kavuşma, keşfetme kişinin kendi gerçeğiyle  yüzleşmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyguların,olguların insana ait saf, onu özgün kılan gerçeğiyle buluşmasıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatın yarattığı estetik/plastik değerler, dünyaya yansıyan bir atmosfer kurar. Gündelik  yaşama kilitlenmiş insanların da, belki  hiç ilgilenmedikleri  bu yansımaların içinden geçmesi kaçınılmazdır; çünkü görsel olana bakmanın ötesindeki görme biçimi, yaşamı algılayan  aklın görsel dokunuşlarıdır. Onları hiç istemese de yakalar, emerek içine soğurur ve beklemediği birileriyle ortak algıya zorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görsel olan sataşır, örter ve estetik aklın duyarlığına yerleşir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ressam Mehmet Ergüven de, onun eserleri ile ilgili olarak şunları söylemiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ahmet Yeşil, iplerin suretine gerdiği resim dünyasında usulca hayatını dokur ve hiç kuşkusuz, ‘gerçek’le ilişkisi hep bu yüzden pamuk ipliğine bağlıdır; ama kopmamaya kararlı, çünkü Yeşil’in elinde devamlı kendine düğüm atan bir iliktir bu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Yeşil’in tuvale iplerle ördüğü dünyada, herkesin, kendi yaşamına dair çok şey bulacağına inanıyorum. Sergiyi ziyaret etmek isteyenler için:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galeri Soyut Adres: Yıldızevler Mah. Tagore Cad.(4. Cad.) Şehit Mustafa Doğan Sok. 82/A Yıldız-Çankaya.  Tel: 4388670&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şule Tüzül&lt;br /&gt;sule.tuzul@isbank.net.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 23 Nisan 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara Ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-643217389482311015?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/643217389482311015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/04/gorsel-dokunuslar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/643217389482311015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/643217389482311015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/04/gorsel-dokunuslar.html' title='GÖRSEL DOKUNUŞLAR'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S9SlaH0HnOI/AAAAAAAAAM4/Hu4cZKlyIWw/s72-c/DSCN6546.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-3217403575048825800</id><published>2010-04-16T10:30:00.000-07:00</published><updated>2010-04-16T10:34:28.707-07:00</updated><title type='text'>SIRADAN OLMAK ÖZELDİR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S8ifmT5-zXI/AAAAAAAAAMg/gJEZeic9kBo/s1600/eydsergi120.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S8ifmT5-zXI/AAAAAAAAAMg/gJEZeic9kBo/s400/eydsergi120.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460790028714036594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S8ifcyFSKXI/AAAAAAAAAMY/QhLBFPadFAM/s1600/AALbulusmasi16_11072009.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S8ifcyFSKXI/AAAAAAAAAMY/QhLBFPadFAM/s400/AALbulusmasi16_11072009.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460789865015814514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Doğuştan engellenmiştim. Beynimde hasarla doğmuştum. Bedenimle yapabildiklerim oldukça sınırlı, beynimle yapabildiklerim ise alabildiğince sınırsızdı. Kısıt sevmeyen ruhum ailem tarafından da desteklenince, kendi bildiği yolda yürüyen biri haline gelmiştim. Okula başlamak istediğimde, “Bu çocuk gerizekâlı, hiçbir zaman normal okula gidemez.” diyen pek bilgili(!) profesör doktora bile aldırış etmemiştim.&lt;br /&gt; Arkadaşlarım gibi, ben de üniversite sınavına hazırlanıyordum. Okula, dersaneye, tedaviye gidiyordum. İdeallerime erişmek için aşmam gereken en önemli ve en zorlu kapıda olduğumun bilinç ve heyecanı, yorgunluğumu unutturuyordu. Sınav başvurusu tarihi geldiğinde, dersanedeki matematik öğretmenimin bir uyarısı oldu: “Betül, sınav için yardımcı istemen gerekir”. İtiraz ettim. Birçok sınava girmiştim; parasız yatılı sınavları, Fen Lisesi sınavı, dersane sınavları. Anadolu Lisesi sınavının ilk basamağını, dersaneye bile gitmeden kazanmış bir öğrenciydim ben. O güne kadar, “sınavda yardımcı” kavramından haberim bile olmamıştı. Üniversite sınavının diğerleri gibi olmadığını, geleceğimi doğrudan etkileyecek bir sınav olduğunu, hakkımı yedirtmemem gerektiğini anlattı. Haklıydı; ama, “herkes gibi başarabileceğini kanıtlamak” için bıkmadan usanmadan çalışan birinin yardım kabul etmesi kolay mıydı?&lt;br /&gt;1994 yılında ODTÜ matematik bölümünden mezun olup, bir kamu kuruluşunda bilgisayar programcılığı yapmaya başladım. ODTÜ’ye ne zaman gitsem, hocalarımın sevgi ve gururlarını okurum gözlerinden.&lt;br /&gt; Yıllar sonra karşılaştım “kaynaştırma eğitimi” kavramı ile. “Engellilere özel” olmayan okullara giden engellilerin aldığı eğitimi tarif eden bir tanım olduğunu sandım önce. Sonra anladım ki, benim aldığım eğitim “kaynaştırma” değildi. “Normal” okula gitmekle kalmamış, “normal” eğitim almayı da başarmıştım. Herkes gibi olduğumu kanıtlayabilmiştim. &lt;br /&gt; Temmuz ayında, lise arkadaşlarımla bir akşam yemeği yedim. Arkadaşlarımın yanında kendimi ne denli rahat ve mutlu hissettiğimi anlatabilecek kelime bulamıyorum. Ne kadar iyi kaynaşmışız ki, 20 yıl sonra biraraya geldiğimize bu kadar sevindik. &lt;br /&gt;Çocukları kaynaştırmaya çabalayanlara şaşıyorum doğrusu; hemen kaynaşırlar zira. Acımasız da değildirler. Ben çocukken, benim çocuk arkadaşlarım öyle içtenlerdi ki. Acımasızlık olarak nitelenen çocuk yaklaşımlarını, doğal ve şirin buluyorum. &lt;br /&gt;Geçtiğimiz yıllarda ısrarla gündeme taşınan kaynaştırma eğitimi hakkında olumsuz öngörülerim vardı. Bugünlerde, uygulaması hakkında duyduklarım, öngörülerimin gerçekleşmiş olduğunu gösteriyor. Engelli öğrenciler Milli Eğitim’e başvuruyormuş, kaynaştırma eğitimine mi, özel eğitime mi ihtiyaç duyduklarına karar veriliyormuş; o karara göre bir okula gidiyorlarmış. Böyle bir uygulama, ayrımcılıktır. Engelsiz öğrencilerin okul seçme hakkı varken, engelli öğrencilerin seçme hakkının olmaması kabul edilemez bir durumdur. Üstelik, kaynaştırma eğitiminde dikkat edilecek hususlar arasında, “Çocuğu normal hale getirmek değil de, yeteneklerini en iyi şekilde kullanmalarını sağlamak en önemli hedef olmalıdır”* diye bir madde var. Temel eğitimi yetenekler ya da yetiler ile sınırlamak, -hele ki bu yeti ve yetenekleri somutlaştırmak mümkün değilken- bu çocuklara yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Okula gitmek, hayata hazırlanmak demektir. Bir insanı hayat boyu koruyup kollamak mümkün değilse, –ki değildir- okulda korumak ve/veya eksik yetiştirmek âdil midir? &lt;br /&gt;http://okulweb.meb.gov.tr/35/02/959733/dokuman%20arsivi/Kaynatrmaeitiminedir.doc *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Betül Can&lt;br /&gt;asubetcan@yahoo.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 16 Nisan 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-3217403575048825800?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/3217403575048825800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/04/siradan-olmak-ozeldir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3217403575048825800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3217403575048825800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/04/siradan-olmak-ozeldir.html' title='SIRADAN OLMAK ÖZELDİR'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S8ifmT5-zXI/AAAAAAAAAMg/gJEZeic9kBo/s72-c/eydsergi120.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-5687715640549583549</id><published>2010-04-09T11:24:00.000-07:00</published><updated>2010-04-09T11:28:15.077-07:00</updated><title type='text'>Kanadı kırık kuş</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S79xk2mBVXI/AAAAAAAAAMQ/ptwG3Xv0kBQ/s1600/IMG_3720.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S79xk2mBVXI/AAAAAAAAAMQ/ptwG3Xv0kBQ/s400/IMG_3720.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458206151340545394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;fotoğraf: Mebrur Hatunoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Comic Sans MS"; 	panose-1:3 15 7 2 3 3 2 2 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:script; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;“İnsanoğlu kanadı kırık kuş”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt; diye başladı sözlerine. Yüzünde bunca yılın yorgunluğu ile. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;“İnsanoğlu kanadı kırık kuş olmasaydı geriye dönerdim”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt; dedi. Tam kırk bir yılın ardından. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Biri kırk diğeri otuz sekiz&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;yaşında olan iki zihinsel engelli çocuk yetiştirmişti. Elli dört yıllık yaşamına tüm bunları sığdırmanın kırgınlığı, olgunluğu&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;ve gururuyla konuşuyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;On üç yaşında,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;annesinin zoruyla Yozgat’a gelin gitmişti Çorum’dan. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-&lt;i style=""&gt;O zamanlar çocuklar bu kadar sevilmiyordu galiba&lt;/i&gt;, dedi, &lt;i style=""&gt;yoksa bile bile teyzemin oğluyla evlendirmezlerdi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Hemde “deli” oğluyla.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-Bilmiyordum kimdi,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;neydi hiç görmemiştimki...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-Evlendik, tam 12 yıl ağladım hiç durmadan, bir evin bir oğluydu ama çocuktu o da. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-Benden 3-4 yaş büyüktü&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;, diye devam etti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Ne iş yapardı, nasıl geçinirdin diye sorunca yüzünde buruk bir tebessümle;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-&lt;i style=""&gt;Köyün delisiydi dedim ya, ne yapacak, boş boş gezerdi&lt;/i&gt;, dedi sesi titreyerek.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Geçmişine geri döndürdüğüm için birden irkildim. Acılarını, utanmışlıklarını, kanadı kırılmışlığını hatırlattığım için hem irkildim hem utandım kendimden.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-&lt;i style=""&gt;İlk çocuğum Sultan doğdu. Köy yeri bilemedik ki ne olduğunu, babası gibi dediler, arkasından İbrahim ve arkasından bir tane daha.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-Çok şükür sonuncusu iyi akıllı,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt; dedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-&lt;i style=""&gt;Hemde çalışıyor&lt;/i&gt;, dedi gururla.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-&lt;i style=""&gt;Yozgat’ın içinde sekiz yıl kaldık. Dayanamadım, bababamların yeni taşındıkları Ankara’ya geldim bin bir zorlukla. Kayınbabamdan habersizce, önce İbrahimi’mi yolladım akrabamın yanına koyup&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Ankara’ya. Sonra da doktorlar beni de çağırıyor diyerek iki çocuğumu da alıp kendim geldim. Körler okuluna müracaat ettik bilmeden. Onlar da bizi Etlik’te bir okula yolladılar. Çocukları görür görmez okula aldılar. Kayınbabamın tüm ısrarına rağmen bir daha dönmedim Yozgat’a.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-‘Evsiz işsiz ne yapacaksın buralarda?’ deyince çocuklarla birlikte içeri girip, ‘Sizin bir temizlikciye ihtiyacınız yok mu?’ diye sordum ve hemen o gün işe başladım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-&lt;i style=""&gt;Tam 33 yıldır bu işteyim. Çocuklar büyüdü, onların evi de burası artık.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Üç çocuk, ben çocuk ve eşim çocuk. Beş çocuk birlikte büyüdük. 12 yıl ağlayarak dört çocuk büyüttüm. Eşim öldü kayınbabamla kaynanama da ben baktım. Zaten ilk günden beri beni çocuklarına bakayım diye almışlardı. Sonra bize biraz olsun destek olan kayınbabam da öldü ve ben yatalak kaynanamla kaldım. 5 yıl süresince altını temizleyip karnını doyurduğum ve oğlunun ölümünden sonra unutkanlıkları başlayan kaynanamla. Beş altı yıl önce o da rahmetlik oldu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-Bazen tanrı beni sınıyor diye düşündüm, bazen için için ağlayarak, bazen de lanetler ederek geçti günlerim. Ta ki emekli olana dek. Emekli oldum ama hala buradayım ve buralarda öleceğim galiba. Her sabah servisle iki çocuğumu alıp okula geliyorum. Akşamları da kayınbabamın ölmeden önce aldığı evimize gidiyoruz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-İki çocuğum ve ben vakıfta mutluyuz. Bir oğlum çalışıyor zaten. Hep birlikte yıllar sonra yılların yükünden kurtulmuş sıcacık yuvamızdayız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-&lt;i style=""&gt;Artık çok da bir derdimiz kalmadı;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;bir evimiz ve kanatlarımız var artık. Sultan ve İbrahim kanatlarım oldu, diğer oğlum evimizin direği. Bundan başka ne ister ki bir insan&lt;/i&gt;, dedi fısıltıyla.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Bütün konuşmamız süresince dalgalanan duygularım kimi zaman boğazımda bir şeyler düğümledi, zaman&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;zaman da yüreğimde fırtınalar kopardı.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Yanından geçip gittiklerimizin, ötekileştirdiklerimizin yaşamımıza kattıkları her şey için teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız ve iyi ki bir yerlerde yaşamlarımız kesişiyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Yazı ve Fotoğraf: M.Mebrur HATUNOĞLU&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;a href="mailto:mebrur@gmail.com"&gt;mebrur@gmail.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;(Bu yazı 09 Nisan 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır. )&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-5687715640549583549?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/5687715640549583549/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/04/kanad-krk-kus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/5687715640549583549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/5687715640549583549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/04/kanad-krk-kus.html' title='Kanadı kırık kuş'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S79xk2mBVXI/AAAAAAAAAMQ/ptwG3Xv0kBQ/s72-c/IMG_3720.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-1751177418148031949</id><published>2010-04-02T11:30:00.000-07:00</published><updated>2010-04-02T13:25:53.594-07:00</updated><title type='text'>ENGELSİZ YAŞAM İÇİN AŞK</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S7ZSoplvPXI/AAAAAAAAAMI/dxjj8EJ2bRU/s1600/yaseminsenyurt1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S7ZSoplvPXI/AAAAAAAAAMI/dxjj8EJ2bRU/s400/yaseminsenyurt1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455638856918318450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf: Yasemin Şenyurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Engelsizliği ve engel tanımamayı ilke edinen bir insan için yaşam aşılması mümkün olan engellerle doludur ve onların aşılması için azimle, neşeyle, heyecanla hareket halindedir o kişi. Konu aşk olduğunda da bu böyledir. Biraz sonra yazının akışı durabilir ama bunu da engel olarak görmeli ve aşmalıyım.&lt;br /&gt;Aşk engelsizliğe nasıl erişir? En engelli düşüncemiz belki de aşkla ilgili.&lt;br /&gt;Aşkı tanımlarken kalıpların tuzağına düşmekten çekinmiyoruz. &lt;br /&gt;Aşkı şairlerden dinlemeli.&lt;br /&gt;Aşk engelsizleşmeli.&lt;br /&gt;Nasıl diye sormaktayız her birimiz.&lt;br /&gt;Cevaplamakta tedirginiz.&lt;br /&gt;Aşk yaşamın içinde engelsiz durabilirse insanlar engellere aldırmaz.&lt;br /&gt;İki insanın birbirini arzulaması mıdır yoksa güzele duyulan istek ve bu istekle beraber üretme çabası mıdır aşk? Eğer aşkı ikinci anlamında ele alırsak onu engelsiz düşünmeye başlarız.&lt;br /&gt;Güzele duyulan isteğin her insanda var olması ve her insanın üretmek için çabalamasını hayal edelim. Bu insan engel tanır mı?&lt;br /&gt;İlk anlamında ele aldığımızda aşk çok dar bir anlama bürünür. Sahiplenme isteğiyle beraber yaşanan  duygular rengarenk olmaz.&lt;br /&gt;Rengarenk olmayan duygular yaşayamıyorsak aşkı engelliyoruz…&lt;br /&gt;Bir güne sığdırmaya çalıştığımız her anlamlı duygu yok olmaya hazırlanıyor.&lt;br /&gt;Sözcükler aynı olsa da onları farklı kullanmamız ve farklı sıralamamız ne kadar zenginleştiriyor bizi…&lt;br /&gt;Söz konusu aşk olunca neden aynı sözcükleri aynı şekilde kullanmayı yeğliyoruz? Korkuyoruz. İçten gelen her davranış ve her sözcük bizi çıplak bırakacak ve savunmasız kalacağız diye çok korkuyoruz. Benzemek istiyoruz. Benzersiz benliklerimizden ve benzersiz olabilecek aşklardan  korkuyoruz. Savaşlara alıştık. Yoksulluğa alıştık. Haksızlığa alıştık. Çünkü aşkın engelsizliğinden korktuk.&lt;br /&gt;Aşk…&lt;br /&gt;Engelsiz yaşam için aşkı engelsiz düşünün, düşleyin, yaşayın…&lt;br /&gt;Mesele şairin de dediği gibi yürekte. Mesele yüreğimizin içinde sevdalar saklayabilmekte.&lt;br /&gt;Mesele belki de  güzele duyulan isteğe sahip çıkıp yaşama üretken olarak katılabilmekte…&lt;br /&gt;Ne ölümdedir çaresi&lt;br /&gt;Ne ömürde&lt;br /&gt;Bir rüyaya sadık kalabilmektir aşk denilebilir. Tanım aranabilir ve bulunabilir ama tanımlardan ve sınırlamalardan uzak durup aşkı aşk gibi yaşamalı.&lt;br /&gt;Bir insanı anlamak, onu tanımak ve onu sözcüklerle ifade etmek sınırlamaktır.  Sınırladığınız zaman ona aşık olmaktan vazgeçersiniz.&lt;br /&gt;Halbuki her insan sınırlanamayacak kadar derin…&lt;br /&gt;O derinliğe yani kendinizdeki ve tanıdığınız tüm insanlardaki o derinliğe saygı duymaya başladığınızda aşk engelsizleşir. O zaman da haksızlığa,yoksulluğa,savaşlara tahammül edemez ve karşı durursunuz.&lt;br /&gt;Aşk: İçindeki ince ve derin duygu&lt;br /&gt;Şimdi herkesi dünyaya çağırıyorum. Neden bilinmeyenlerle dolu bu dünya? Aşk yüzünden…&lt;br /&gt;O ağaca bak. O suda yüz. Onu anla. Anlamak aşktır…&lt;br /&gt;Anlar gelip geçer. Aşktandır durması yeryüzünün. Aşktandır bir kalp atışı…&lt;br /&gt;Bir sözcüğün bir ömür akıldan çıkmaması&lt;br /&gt;Bir sözcüğün hiçbir sözlükte tam olarak açıklanamayışı ve kitapların yazılışı&lt;br /&gt;Asılsız iddiaları vardır aşkın. Su serptiğini sanırsın. Yangın yeniden yeniden…&lt;br /&gt;Seslenirsin ismini. Sesin çıkmaz.&lt;br /&gt;Görürsün yüzünü. Bakamazsın.&lt;br /&gt;Dokunursun. Dokunaklıdır o andan sonra her dokunduğun an.&lt;br /&gt;Yağmur olursun. Cadde olursun. Gece olursun.Üşürsün…&lt;br /&gt;Üşümek mi? Beyaz bembeyaz kar tanesi olup düşersin yere.&lt;br /&gt;Üzerinden adımlar geçer. Üzerinden yaşam geçer. Erimemek için direnmezsin.&lt;br /&gt;Erisem de bitse dersin yaşamım. Erimezsin. Yaşam seni o kar tanesi yapmıştır sonsuza değin.  &lt;br /&gt;                                                                                     Yasemin Şenyurt&lt;br /&gt;                                                                            yaseminsenyurt@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 02 Nisan 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-1751177418148031949?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/1751177418148031949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/04/engelsiz-yasam-icin-ask.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/1751177418148031949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/1751177418148031949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/04/engelsiz-yasam-icin-ask.html' title='ENGELSİZ YAŞAM İÇİN AŞK'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S7ZSoplvPXI/AAAAAAAAAMI/dxjj8EJ2bRU/s72-c/yaseminsenyurt1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-9155887155876913582</id><published>2010-03-26T13:07:00.000-07:00</published><updated>2010-03-26T13:15:07.256-07:00</updated><title type='text'>SANAT ENGELLERİ KALDIRIR!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S60VxKVRM0I/AAAAAAAAALo/DPEpCTrmw0M/s1600/star-wars.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 374px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S60VxKVRM0I/AAAAAAAAALo/DPEpCTrmw0M/s400/star-wars.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453038658146874178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S60Vtdfo0sI/AAAAAAAAALg/zIEPD_g0_sM/s1600/rain-man.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 315px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S60Vtdfo0sI/AAAAAAAAALg/zIEPD_g0_sM/s400/rain-man.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453038594571162306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Engellilik konusunun sanatta işlenmesinin sayısız faydası mevcuttur. En önemlisi toplumda “engelli bir şey başaramaz” önyargısını yıkmasıdır. Sanatçıların engellileri yakından tanıyıp empati kurmasını da sağlar. “Aman Allah’ım göremiyorum, kör oldum!” gibi acınma - duygu sömürüsü unsurlarıyla hatırladığımız Yeşilçam döneminden günümüze çok şey değişti. Engellinin riskli bir ameliyat geçirip mucizevi (!) şekilde iyileştiği “sahte finaller” yerine engellilerin baştan sona mücadele edip yarattığı gerçekçi finaller izlemekteyiz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Başka Dilde Aşk” filminde işitme engelli Onur’u canlandıran oyuncu Mert Fırat 3 ay kadar biri işitme engelli olan bir çift ile işaret dili çalışmıştır. Bu filmdeki performansıyla takdir toplayan Mert Fırat İşitme Engelliler Derneği’ne gidip işitme engellilerle zaman geçirmiş ve günlük yaşamlarına şahit olmuştur. ”Acı Aşk” filminde görme engelli Oya karakterini canlandıran oyuncu Cansu Dere, oyuncu Ceyda Düvenci’nin görme engelli annesi Zümrüt Düvenci ile vakit geçirmiştir. Görme engellilik üzerine araştırma yapmış, Altı Nokta Körler Derneği’nde görme engelli insanlarla tanışmış ve gözlem yapmıştır. “Abimm” filminde zihinsel engelli Arif karakterini canlandıran oyuncu Levent Üzümcü ise farklı bir yol seçmiş senaryoyu okuyup hissederek “içindeki zihinsel engelliyi” ortaya çıkarmak istemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engellilikle ilgili yabancı başarılı örnekler şunlardır: “En İyi Film” başta olmak üzere 4 Oscar ödülü kazanan Rain Man (Yağmur Adam) otistik ancak hafıza ve matematik alanında bir dahiyi işleyen filmdir. Dustin Hoffman’ın canlandırdığı karakterin esin kaynağı Kim Peek adında otistik gerçek bir kişidir. My Left Foot  (Sol Ayağım) filmi doğuştan beyin felçli doğduğu için sadece sol ayağını kullanabilen yazar Christy Brown'un gerçek yaşam öyküsüdür. Christy Brown felçten etkilenmeyen sol ayağı sayesinde yazarlık yeteneğini geliştirir ve İrlanda edebiyatının en önemli isimi olur. Christy Brown’un canlandıran oyuncu Daniel Day Lewis film öncesi 6 ay tekerlekli sandalyede yaşamış, CP’li bireyler arasında bulunmuştur. Star Wars’ın (Yıldız Savaşları) ünlü kötü karakteri “Darth Wader” bir bedensel engellidir. “Anakin Skywalker” gerçek adıyla girdiği bir çatışmada (Bölüm: Klonların Saldırısı) sağ kolunu kaybeder ve protez el kullanır. Daha sonra bir başka çatışmada (Bölüm: Sith’in İntikamı) bacaklarını kaybedecektir. Bu engelli karakterin Amerikan Film Enstitüsü tarafından tüm zamanların en başarılı 3. kötü karakteri olarak ilan edilmesi ilginç bir detaydır. Görme engelli ancak kılıç kullanma konusunda çok yetenekli bir yakuzanın hikayesi Zatoichi adındaki filmde işlenir. Çok gelişmiş işitme ve koku alma duyuları sayesinde ülkenin en iyi savaşçısı olur. Bir çatışmada kurşuna dizilen bir polis memurunun bedeni robotik bir mekanizma içine yerleştirilir ve yarı insan yarı mekanik yaşayarak Robocop adıyla suçluları yakalar. Babel (Babil) filminde işitme engelli bir kızın Japonya gibi çok gelişmiş bir ülkede yaşadığı “iletişim kurma” sıkıntısı işlenir. Engellilik Türk dizilerinde de işlenmekte olup Ezel dizisinde görme engelli karakter “Meliha Uçar”, Geniş Aile dizisinde konuşma engelli “Müfit” gibi güzel örnekler mevcuttur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avatar (James Cameron) filmi ise çok farklı bir konumdadır. Jake Scully adında bedensel engelli bir asker, zihinsel yolla içine transfer olduğu bir vücut aracılığıyla zafere ulaşmaktadır. Engelli karakterlerin filmlerde ve dizilerde daha çok yer alması dileğiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onur Cantimur &lt;br /&gt;onurcantimur@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 26 Mart 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-9155887155876913582?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/9155887155876913582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/03/sanat-engelleri-kaldirir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/9155887155876913582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/9155887155876913582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/03/sanat-engelleri-kaldirir.html' title='SANAT ENGELLERİ KALDIRIR!'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S60VxKVRM0I/AAAAAAAAALo/DPEpCTrmw0M/s72-c/star-wars.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-444521957248227011</id><published>2010-03-20T07:01:00.000-07:00</published><updated>2010-03-20T07:04:43.711-07:00</updated><title type='text'>BİR SERGİ, BİR SES</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S6TV96UR47I/AAAAAAAAALY/_pm-kUSKBHM/s1600-h/nihattekin.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S6TV96UR47I/AAAAAAAAALY/_pm-kUSKBHM/s400/nihattekin.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450716708628194226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S6TV5kX2naI/AAAAAAAAALQ/7nPW9rk9Huo/s1600-h/4_resim.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 306px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S6TV5kX2naI/AAAAAAAAALQ/7nPW9rk9Huo/s400/4_resim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450716634018127266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S6TV16aAEqI/AAAAAAAAALI/WH-e2ZS8iZ0/s1600-h/3_resim.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 310px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S6TV16aAEqI/AAAAAAAAALI/WH-e2ZS8iZ0/s400/3_resim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450716571213238946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S6TVx4liULI/AAAAAAAAALA/7D-BuNhn1WQ/s1600-h/2_+resim.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 316px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S6TVx4liULI/AAAAAAAAALA/7D-BuNhn1WQ/s400/2_+resim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450716502005272754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S6TVtpvfruI/AAAAAAAAAK4/lQXaArv_dH8/s1600-h/1_resim.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 315px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S6TVtpvfruI/AAAAAAAAAK4/lQXaArv_dH8/s400/1_resim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450716429301034722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nihat Tekin…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1968 yılında Erzurum Hınıs’ta, beş çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Önce her şey yolundaydı, ama Nihat 2 yaşında geçirdiği menenjit sonucu işitme yetisini kaybetti. Malatya’ya taşınan aile Nihat’ı okuması için Malatya İşitme Engelliler İlköğretim Okulu’na gönderdi. Ailesi Nihat’ı okutmak istiyordu ama ilkokuldan sonra işitme engelliler için bir okul yoktu o zamanlar, diğer okullar ise Nihat’ı kabul etmediler. Eğer Nihat zamanında yeterli eğitim alabilseydi, duymamasına rağmen konuşabilecekti, ama yeterli eğitimi zamanında alamadığından ancak işaret diliyle ya da yazarak anlaşabiliyor çevresi ile. Oysa onunla ya da başka bir engel grubu ile anlaşmak için hiçbir engel yok ki, engel onlarda değil, onları anlamak ve dinlemek istemeyenlerde.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Nihat’la, 2-12 Mart 2010 tarihleri arasında Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde açmış olduğu seramik sergisinde tanıştım. Bu sergi Nihat’ın altıncı kişisel sergisi. Daha önce Malatya, Samsun ve Mersin’de de kişisel sergiler açmış, pek çok karma sergide eserleri yer almış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihat’’ın en büyük desteği ailesi. Nihat daha çocukken farkediyorlar ki, Nihat’ın resime büyük bir ilgisi ve yeteneği var. Sürekli resim yapıyor. Ailenin de desteği ile Nihat kendini yetiştiriyor. Hele bir ablası var, Ayten, en büyük destekçisi. Nihat, 1982’de Atatürk karakalem yarışmasında birinci olmasıyla, bu konuda daha istekle çalışmaya devam ediyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün geliyor Nihat kendi kendine yetmediğini farkediyor; 1990’da karakalem kursuna başlıyor. Ardından yağlı boya, linol baskı, heykel, seramik dersleri alıyor. O sıralar Malatya İnönü Üniversitesi’nde bulunan Cebrail Ötgün ve Atilla İlkyaz’dan aldığı derslerle tekniğini ve uslubunu geliştiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resim, heykel ve seramik çalışmayı öyle seviyor ki, sürekli çalışıyor, sürekli üretiyor. Çalışmalarının sonuçlarını gören herkes hayran oluyor. Bir hayranı da Gülten. Gencecik yaşlarda Nihat ve Gülten evleniyorlar. İki çocukları oluyor. Sergide Gülten’le de tanışıyorum. Eşinden bahsederken gözleri ışıl ışıl Gülten’in. Diyor ki; “Evliliğimizin ilk yıllarında bize tepki gösteren insanlarla karşılaştığımda üzülürdüm, kızardım. ‘Senin neyin var? Engelli değilsen neden işitme engelli biri ile evlendin?’ derlerdi. Bir türlü birbirimizi sevdiğimize inanmazlardı. Şimdi umursamıyorum böyle şeyleri.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihat’ın geçimini sağlamak için işe girmesi gerek. Malatya’da bulunan seramik fabrikasına işçi olarak giriyor. İlkokul mezunu ve işitme engelli olduğu için önce Nihat’ı pek ciddiye almıyorlar. Ama ürettiklerini görünce fabrikadakiler de Nihat’a hayran oluyor. Kalıp ustası Serdar Usta onu sağ kolu yapıyor. Öyle ki, fabrikaya yeni gelen işçileri Nihat eğitmeye başlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1999 yılında İnönü Üniversitesi Seramik Atölyesi’ne kalıp ustası olarak işe giriyor. İnonu Üniversitesi’ne işe başlarken, akademisyenlerden Fazıl Ercan ve Serdar Mutlu’nun katkılarıyla seramik sanatını icra etmeye başlıyor. Nihat işini çok seviyor. Çalışmayı da. Diyor ki; “Eğer okuyabilseydim, daha iyi koşullarda çalışabilecektim, ama şimdi benim suçummuş gibi üniversite mezunu değilim diye daha düşük ücretli bir kadroda çalışıyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engellilerimizi okullara almıyoruz, eğitim vermiyoruz, sonra da eğitim seviyesi düşük diye daha az ücret veriyoruz. “Yapamaz” diyerek işe almıyoruz, ekonomik bağımlı bireyler olarak evlere hapsediyoruz. İşe alsak, onlara güvenmiyoruz. Sahi asıl engelli olan kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihat, tüm eserlerinde, sevgiyi, saygıyı ve eşitliği anlatmayı hedeflediğini söylüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara’dan bir sergi geçti. Birisi bize kendi dilinde seslendi. Kimimiz duydu, kimimiz duymadı… Birgün herkesin duyması dileği ile…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şule Tüzül&lt;br /&gt;sule.tuzul@isbank.net.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 19 Mart 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-444521957248227011?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/444521957248227011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/03/bir-sergi-bir-ses.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/444521957248227011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/444521957248227011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/03/bir-sergi-bir-ses.html' title='BİR SERGİ, BİR SES'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S6TV96UR47I/AAAAAAAAALY/_pm-kUSKBHM/s72-c/nihattekin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-3792174640023867618</id><published>2010-03-14T06:05:00.000-07:00</published><updated>2010-03-14T06:25:37.743-07:00</updated><title type='text'>İsyanlarım Bitti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5zjvpGcHfI/AAAAAAAAAKs/r6hg4-57H-Y/s1600-h/Emre+1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 291px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5zjvpGcHfI/AAAAAAAAAKs/r6hg4-57H-Y/s400/Emre+1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448480056837676530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5zjoXpCFII/AAAAAAAAAKk/uIkqh00WrpI/s1600-h/Emre.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 324px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5zjoXpCFII/AAAAAAAAAKk/uIkqh00WrpI/s400/Emre.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448479931891848322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ona burada rastlamasaydım asla zihinsel engelli diyemezdim. Son derece düzgün giyinen, sözcükleri düzgün ve yerinde kullanan bir genç Emre. Her karşılaşmamızda hal hatır sorup, mutlaka tokalaşıyoruz. Atladığı hiç bir ayrıntı yok. Hani neredeyse kampüs Emre’den soruluyor. Kim nerede ne yapıyor; Emre’ye sorun bilgi versin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uzun zamandır fotoğraf çekip sohbetler ediyoruz. Babası ile olan olağanüstü güzel ilişkisinden, annesiyle sohbetlerinden ve henüz 13 yaşındaki kızkardeşinden bahsediyor sıkça. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinin içi gülüyor bunları anlatırken, gözlüklerinden görüldüğü kadarıyla. Hani şişe dibi dedikleri cinsten, kalın camlı gözlüklerden kullanıyor Emre. Fotoğraf çekerken zorlanması da bu yüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala ve dayı çacuklarının evlenmesi ile başlamış her şey. “Hala ben bu kızla evleneceğim!” diye tutturulan süreç, evlilikle sonlanmış. Evliliğin ilk yılında Emre doğmuş. Anne hastane odasında kucağına aldığında ilk fark ettiği, Emre’nin el parmakları olmuş. “Sayıyorum sayıyorum altı çıkıyor” diyor sohbetimizde. “Sonra ayak parmaklarına baktım, onlar da her sayışta altı çıktı. Yanımda doğum yapan kadının annesine saydırdım sonra. O da ‘altı kızım parmaklar, ne mutlu size, çok yetenekli bir çocuk olacak’ deyince başımdan aşağıya kaynar sular döküldü” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası Emre’yi ilk gördüğünde durumu o an kabullenemiyor. Hiçbir şey demeden yavaş yavaş Emre’den ve evden uzaklaşmalar başlıyor. Ardından yıllarca süren içkili geceler, kumarlı  günler, evden kopuşlar sürüyor. Annenin üzerine yıkılmış bir çocuk, iki yıl sonra nasıl olduğunu bile bilemediği bir çocuk ve iki ay sonra yeni doğan bebeğin ölümü ile süren bir yaşam. Emre’nin iki-üç yaşına kadar yürüyüp konuşamaması annenin dikkatinden kaçmıyor ama herkesin başında bu tür bir yaşanmışlık geçtiği için bir süre daha beklemeler. Eve hiç gelmeyen bir baba, parasızlık, işsizlik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar süren  isyanlar isyanlar. Okul çağına gelmeden önce el ve ayaklarından ameliyatlar ve bu yetmezmiş gibi bir de kalp ameliyatı sıkışıyor 6 yıllık ömrüne. Artık Emre elleri ve ayakları ile de okul çağına hazır bir çocuk oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emre’nin okul zamanı geldiğinde diğer çocuklar gibi devlet  okuluna kaydı yapılıyor. Öğretmeni, okuma yazması için Emre’ye özel çaba sarfediyor. Anne “sırf öğretmeni daha fazla ilgilensin diye öğretmeniyle aynı apartmana taşındık” diyor. “Ben evin tüm işini yaparken öğretmeni de Emre’yle özel olarak ilgileniyordu”. Ama tüm çabalar boşa çıkıyor. Emre öğretileni hemen unutuyor. Üstelik gözlerinde de bir problem olduğu ortaya çıkıyor. Göz doktoru bundan sonraki yaşamında görme yetisinin yavaş yavaş azalacağını, bir süre sonra da yok olacağını söylüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ardı ardına gelen yıkımlar isyanlarımı bitirdi” dedi usulca.  Yapacak, isyan edecek bir şey kalmamıştı artık. Yolumuza böyle devam edecektik. Yaşadığı sürece Emre’ye elimizden gelen bütün olanaklarımızı kullandırıp sevgimizi vererek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba da yavaş yavaş eve gelmeye başlamış, oğlunu kucaklar olmuştu. Aile yeniden  toparlanmaya başlamış ve güçlükler aşılmaya çalışılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emre kaynaştırma eğitimi sonrası aslında çok da mutlu olmadığı şimdiki okuluna başlamış. Aile sırf Emre için evlerini Gölbaşı’nda okulun tel örgülerinin dibindeki siteye taşımıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta sonlarını iple çeken Emre, babası ile Gölbaşı’nda göl kenarında geziler yapıyor ve şimdilik görebildiği hayatın tadını çıkartmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın ağırlığı paylaşıldıkça hafifliyor. Emre’nin bizim bakışımızla zor olan yaşamı, Emre için zor değil. Çünkü o mutlu olmayı ve yaşadığı anlardan keyif almayı pek çok insandan daha iyi biliyor. Onun engeli zihni değil, biziz ya da bizlerin yarattığı yaşamlar. Eğer paylaşabilirsek yaşam hepimiz için daha engelsiz olabilecek. Emre’ler ne kadar engelliyse, toplum olarak bizler de en az onun kadar engelliyiz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Mebrur HATUNOĞLU &lt;br /&gt;mebrur@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 12 Şubat 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-3792174640023867618?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/3792174640023867618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/03/isyanlarm-bitti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3792174640023867618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3792174640023867618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/03/isyanlarm-bitti.html' title='İsyanlarım Bitti'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5zjvpGcHfI/AAAAAAAAAKs/r6hg4-57H-Y/s72-c/Emre+1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-98176497430074556</id><published>2010-03-06T00:14:00.000-08:00</published><updated>2010-03-06T00:21:06.860-08:00</updated><title type='text'>“Gerçekten isteyen yolunu, istemeyen bahanesini bulur”</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IQUh1EUEI/AAAAAAAAAKc/9-YA0MeQ90Y/s1600-h/6.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IQUh1EUEI/AAAAAAAAAKc/9-YA0MeQ90Y/s400/6.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445432844308729922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IQPYX_-uI/AAAAAAAAAKU/NbvG7tmNhbk/s1600-h/5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IQPYX_-uI/AAAAAAAAAKU/NbvG7tmNhbk/s400/5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445432755871546082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IQKMrcFAI/AAAAAAAAAKM/K-iCfGBBZV0/s1600-h/4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IQKMrcFAI/AAAAAAAAAKM/K-iCfGBBZV0/s400/4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445432666832507906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IQEUOiUBI/AAAAAAAAAKE/dCyQwb7UcYo/s1600-h/3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IQEUOiUBI/AAAAAAAAAKE/dCyQwb7UcYo/s400/3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445432565779550226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IP9tK-XKI/AAAAAAAAAJ8/rfVpG7TWu2w/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IP9tK-XKI/AAAAAAAAAJ8/rfVpG7TWu2w/s400/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445432452216413346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IP5KK5FyI/AAAAAAAAAJ0/KbcHaxr1mZ0/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IP5KK5FyI/AAAAAAAAAJ0/KbcHaxr1mZ0/s400/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445432374101350178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} p 	{mso-margin-top-alt:auto; 	margin-right:0cm; 	mso-margin-bottom-alt:auto; 	margin-left:0cm; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Dünyanın dört bir yanından hemen herkesle iletişim kurabilmek teknolojik gelişmeler sayesinde olanaklı olsa da, bazen yanıbaşımızdakileri görmek ve duymak insani gayretlere dayanıyor.  Hele yanıbaşımızdakiler, duyma ve söyleme yetilerinden fiziksel olarak yoksun ise…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Aslında duymak, görmek, söylemek sadece fiziksel engelli olanlar için değil, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bedeninin tüm olanaklarını sorunsuz kullanabilenler için bile (teknolojik gelişmelere rağmen) kolay değil (ne kadar güç).&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Bilenler bilir; Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD) çatısı altında öğrenmekle yetinmeyip, bilgi, birikim ve becerilerini, daha az olanağı olanlara da faydalı olabilmek için kullananlar var. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Engellerin aşılması için hâlâ en önemli unsurun insani yaklaşımlar olduğunu bilip, engelli gençler için kolları sıvayan AFSAD Eğitmeni Fazlı Öztürk’ün girişimiyle, azgören, az duyan ya da duyamayan, şizofreni hastalığını yaşayanlarla pek çok çalışma yapıldı, projeler üretildi.  Sonuçları herkes için hep iyi şeyler sağlayan, aslında sonuçlanmayan hala süren, nefis bir maceraya dönüşen bir projeye ilişkin birazdan okuyacaklarınız…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;“Elinden geleni söyleyip, ardına koymamak”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;           &lt;/span&gt;İlkemiz Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ile İşitme Engelliler Gelişim Merkezi’nden gelen değişik yaşlarda, farklı sosyo-kültürel ortamlardan 18 işitme engelli genç için yeni bir ifade biçimi olarak öngörüldü fotoğraf. Eğitim kurumları, tercümanlar, değişik sektörlerden gönüllü fotoğrafçılar bu öngörüye yaşam verdi. Hazırlanan proje, Dünya Bankası'nın, "Türkiye’de Gençlik: Geleceğimizi Şekillendirelim" konulu, "Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması"nda dereceye girince, Hollanda Büyükelçiliği de maddi olarak destek verdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Fotoğrafçılık konusunda temel ve ileri düzey eğitimleri 4 ay süren toplam 6 aylık projede, gönüllülerin fotoğrafa ilişkin bildiklerini aktarmak ve öğrenmeye rehberlik etmekten çok daha fazlası oldu yaşadıkları... Fotoğrafa ilişkin bir şeyler öğrenmelerine rehberlik edenlere işaret dilini öğretti gençler, öngörülenden çok daha fazlası kazanıldı projenin içindeki, etrafındaki herkes için.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;AFSAD sınıfları dışında, Kuğulupark, Seymenler, Ankara Kalesi, Beypazarı ve Kızılcahamam’da sürdü eğitimler… Oyunla dersin bir arada işlendiği projede, tüm edimler fotoğraf odaklı da olsa, birbirleriyle mecburiyet dışında sosyal yaşam arkadaşlığı kuran öğrenci-eğitmen katılımcılar, kutlamalar yaptı, usta fotoğrafçılarla tanıştı, birlikte sergilere gitti, film izleyip, aynı kitabı (Martı, Jonathan Lİvinston) okuyup, görüşlerini paylaştı… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Proje yürütücüsü ve AFSAD Eğitmeni Fazlı Öztürk’ün yanısıra, daha önce AFSAD’da fotoğraf eğitimi almış farklı mesleklerden gönüllü 15 asistan ile birlikte 2 işaret dili tercümanı ve eğitim merkezlerinden görevlilerin hep birlikte kotardığı proje, hepbirlikte üretimlerin yapıldığı bir atölyeye dönüştü. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Günlük yaşantımızda “elinden geleni yapmak”, “elinden geleni ardına koymamak” deyimlerini sık kullanırız. Ama iletişimin temel unsuru bir dilin sözcükleri eller ile kuruluyorsa, elinden geleni yapmanın anlamı müthiş bir metafora dönüşüyor…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Fotoğrafın engel tanımayan yapısı sayesinde, işaret dilinden hareketle, görüntü dilinin kapılarının aralandığı tüm bu süreçte yaşananlar ve izdüşümleri bir panel ile ele alındı. Projenin ürünü olarak ortaya çıkan fotoğrafların bir kısmı sergi için hazırlandı. Söylemek için elinden geleni yapanların bu anlamlı sergisinin açılışı 6 Mart 2010 Cumartesi saat 18.00’de Ankara Barosu Sergi Salonu’nda yapılacak. Ankaralılar sergiyi 12 Mart tarihine kadar görebilirler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="color: rgb(79, 129, 189);font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Füsun Iğdır&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="color: rgb(79, 129, 189);font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;a href="mailto:fusunigdir@gmail.com" target="_blank"&gt;fusunigdir@gmail.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 05 Mart 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara Eki'nde yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-98176497430074556?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/98176497430074556/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/03/gercekten-isteyen-yolunu-istemeyen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/98176497430074556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/98176497430074556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/03/gercekten-isteyen-yolunu-istemeyen.html' title='“Gerçekten isteyen yolunu, istemeyen bahanesini bulur”'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S5IQUh1EUEI/AAAAAAAAAKc/9-YA0MeQ90Y/s72-c/6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-7334684578024111335</id><published>2010-02-28T11:55:00.000-08:00</published><updated>2010-02-28T12:04:24.182-08:00</updated><title type='text'>Hiç konuşmadan anlaşabilir miyiz?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S4rMBMVbXWI/AAAAAAAAAJs/S5r-uYFreB4/s1600-h/baskadildeask.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S4rMBMVbXWI/AAAAAAAAAJs/S5r-uYFreB4/s400/baskadildeask.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5443387420493700450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Asıl kızımızın çok hoşuna gitmişti hiç konuşmayan bir sevgili...&lt;br /&gt;Başka Dilde Aşk filmi bu ana tema üzerine kurulmuş. Geçtiğimiz hafta Onur Cantimur'un yine bu köşede çıkan yazısında da değindiği gibi Türkçe alt yazılı ilk Türk Filmi ünvanına sahip. Türkçe Alt Yazı özellikle işitme engeli olan bireylerin izlediği filmleri anlayabilmesi açısından çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi ilk izlediğimde, işitme engelli bir gençle bir kızın aşkıydı izlediğim. Çok beğendiğim filmi, etrafımda izlemek isteyeceğini düşündüğüm başka arkadaşlarımla tekrar izlemeye gittiğimde, bu defa sadece bir işitme engelinden ve engel tanımayan aşkından bahsetmediğini fark ettim. Film, başlı başına sahip olduğumuz ön yargılarımız, duygusal engellerimizle bezenmiş de farkına varabilmem için iki defa izlemem gerekiyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana karakteri oynayan erkek oyuncu film gereği işitme engelli. Fiziksel bir engeli var, bu engeli aşabilmek için elinden geleni yapıyor. Tek başına bir yaşam kurmuş, ayaklarının üzerinde durabiliyor. Kız arkadaşı olan karakter ailesinden ayrı tek başına bir yaşam mücadelesi içerisinde. Asıl kızımızın eski sevgilisi terk edilmişliği bir türlü hazmedememiş, bu duygusal engeli aşmak yerine etrafına ve ilişkilerine zarar vermekle meşgul. Aynı zamanda iş yerinde kötü bir yönetici, bu engeli de bir türlü aşamıyor. Alt komşuları ve aynı zamanda ev sahipleri olan iki kardeşten erkek olanın bir engeli var. Travmatik bir olay sonucu tüm güvenini yitirmiş ve eve kapatmış kendisini. Neredeyse hiç bir beklentisi yok denebilir hayattan, ta ki bir gün ana karakterdeki kız oyuncunun sokakta yapayalnız kaldığını görene dek. Beklentilerinin nasıl harekete geçip, engel tanımadığına tanık oluyoruz bu sahnede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek engel olarak bildiğimiz ve kabullendiğimiz “işitme engeli” filmde gördüğümüz ana karakterde mevcut. Kısacası engellerine mahkum olanların ve engel tanımayanların hikayesini anlatıyor bize bu film. Aslında bir çok filmde sunulan pasajlarla baş başa da bırakıyor, ne niyetle izlediğinize bağlı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmen İlksen Başarır'ın da dediği gibi; önce kendi engellerimizden sıyrılmalı ve tüm duyularımızı hayatımızın içine katarak hissedemediklerimizi, engellediklerimizi hayatın içine katabilmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmden sonra kendi engellerime baktım. Ne çoktular! Gerçekten de filmde canlandırılan karakterler üç aşağı beş yukarı bendim ve bizdik. Bazen aslında gerçekten duyma özürlüyüz; dinlemeyi unuttuğumuz anlarda. Bazen gerçekten duygusal engelliyiz; bir şeyleri yanlış hissettiğimiz zamanlarda. Bazıları beynimizin bize oynadığı oyunlar iken, bazıları ise tamamen kendimizden kaynaklanan bohemliğimiz. Bütün bunların kaynağı biz iken değiştirmememiz ise biz "düşünen hayvanlar" için çok düşüncesizce bir tutum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunları düşünürken elektronik posta kutuma şöyle bir e-posta düşüyor:&lt;br /&gt;Bir haftanın yorgunluğundan sonra baba Pazar sabahı kalkmış eline gazetesini almış ve akşama kadar oturup dinlenecek olmanın keyfini çıkartmaya başlamış. Ama baba bunları düşünürken oğlu yanına gelerek kendisini parka götürmek için geçen hafta söz verdiğini hatırlatmış. Canı hiç dışarıya çıkmak istemediği için bir bahane bulup evde oturayım, dinleneyim, diye düşünmüş. Birden gazetenin promosyon olarak verdiği dünya haritası gözüne ilişmiş. Bu haritayı hemen parçalara ayırmış ve oğluna uzatmış: “bu haritayı birleştirebilirsen hemen gidelim parka", demiş. Ardından da içinden derin bir oh çekmiş: "dünyanın coğrafya profesörlerinden birini getirsen yine de toplayamaz bunu, iyi akıl ettim", diyerek sevinmiş. Aradan 10 dakika geçmeden çocuk koşarak babasının yanına gelmiş. Baba haritayı düzelttim parka gidebiliriz demiş. Adam önce inanmamış ve görmek istemiş. Görünce de şaşırarak nasıl yaptığını sormuş. Çocuk demiş ki: “bana verdiğin haritanın arkasında insan resmi vardı, İNSANI DÜZELTİNCE, DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELDİ."&lt;br /&gt;Kamuran Feyzioğlu&lt;br /&gt;kamuranfeyzioglu@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 26 Şubat 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-7334684578024111335?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/7334684578024111335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/02/hic-konusmadan-anlasabilir-miyiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7334684578024111335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7334684578024111335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/02/hic-konusmadan-anlasabilir-miyiz.html' title='Hiç konuşmadan anlaşabilir miyiz?'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S4rMBMVbXWI/AAAAAAAAAJs/S5r-uYFreB4/s72-c/baskadildeask.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-6417597786992282861</id><published>2010-02-20T08:09:00.000-08:00</published><updated>2010-02-20T08:11:43.158-08:00</updated><title type='text'>OLMAZSA OLMAZ TÜRKÇE ALTYAZI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S4AJr5BKfkI/AAAAAAAAAJk/yPR3YpcQl5U/s1600-h/a3+copy.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S4AJr5BKfkI/AAAAAAAAAJk/yPR3YpcQl5U/s400/a3+copy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5440358999508287042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMASAST%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İnsanlığın en önemli icatlarından biri olan yazı sayesinde bilgiler, hikayeler, olaylar vb. sözün geçiciliğine bırakılmayıp “ölümsüzleştirilmiştir”. Dünya kültür mirasının “baş aktörü” olan yazı işitme engellilerin en büyük yardımcısıdır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İşitme engelli, kültürel gelişimini “görmeye” yani yazıya borçludur. Kitap, gazete vb. okuyarak&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;“görsel yoldan” kültürel ihtiyacını giderir. Ancak sinema, tv ve dvd gibi alanlarda engelle karşılaşır: işitme. Konuşmaları anlamayıp “altyazı” olmadığı için yararlanamaz. Oysa ki işitme engelliler de bir “pazardır”. Bir “müşteridir”. Çalışıp para kazanmaktadırlar. Altyazı olmadığı için Türk filmlerine gitmemekte, Türk dizilerini izlememektedirler. Neden yerli yapımlardan, kendi kültürlerinden uzak kalsınlar? Neden sinemacı ve televizyoncu engelliler sayesinde daha fazla gelir, reklam kazanmasın? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sinema Destekleme Kurulu'nun 21 Nisan 2009 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen toplantısında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Türkçe altyazı” seçeneği kullanılması yönünde aldığı karar “tavsiye” niteliğinde olduğu için yapımcılar filmlerine Türkçe altyazı koymamakta, işitme engelliler de izleyememektedir. Oysa ki altyazı basit bir çalışma olup maliyeti düşük, yapım süresi kısadır! Filmdeki tüm diyalogların dökümü yapıldıktan sonra, bir görüntü işleme programında negatif veya pozitife basılarak, ‘post prodüksiyon’ şirketine referans olması için filmin üzerine yerleştirilir, alt yazının negatif ‘master’a mı, her bir pozitif kopyaya tek tek mi basılacağı kararı verilir. Dijital ortamda ‘spotting’ (yerleştirme) yapabilen bir yazılımla yapılan bu işin ofis çalışması maliyeti, yaklaşık 90 dakikalık bir film için 5000-7000 TL arasındadır, bu altyazının pozitif üzerine lazer baskısı ise film başı 70-90 USD arası değişmekte olup filmin genel bütçesinde çok küçük bir yer kaplamaktadır! Ülkemizde bu işi yapan bir çok ‘post prodüksiyon’ firması vardır. Bu konuda altyazılı Türk filmi “Başka Dilde Aşk” ilk olup engelliler ve engelsizler tarafından büyük bir ilgi görmüş, takdir toplamıştır. Birçok işitme engelli ve aileleri filmin yapımcılarını aramış, ilk defa sevdikleri ile birlikte rahatça altyazılı Türk filmi izlediklerini belirterek teşekkür etmişlerdir. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türkiye’de maalesef işitme engelliler için Tükçe altyazı seçeneği olmayıp, bazı tv kanallarımız yabancı dizileri altyazılı yayınlamaktadır. İngiltere’de ise BBC kanalı teletext ile altyazı fonksiyonu sunmakta, ABD’de TV'lerin kumandasında altyazı açma fonksiyonu ile tv programlarının altyazılı izlenebildiği belirtilmektedir. Yurtdışında ‘Closed Caption’ adlı bir sistem mevcuttur. Yabancı dillerde altyazı seçenekleri olan Türk filmi DVD’lerinde bile Türkçe altyazı olmaması düşündürücüdür. Bu konuda örnek bir davranış tiyatrocu Yılmaz Erdoğan tarafından gerçekleşmiştir; Yılmaz Erdoğan DVD’lerinde işitme engelliler için Türkçe altyazı yer almaktadır. DVD’de de altyazı maliyeti düşük olup yapımcı ile film dağıtımcı arasında yapılacak anlaşma ile Türkçe altyazı konulabilir. Sinemada ise altyazı maliyetini yapımcı yüklenmektedir. Altyazı tavsiye değil “şart” olmalıdır. Altyazı şartının görüntü estetiğini bozup dikkat dağıttığı gibi eleştiriler ise altyazılı özel seanslar, tv’de belli saatlerde düzenlenerek aşılabilir. Altyazı işitme engellilerin en önemli ihtiyacı olup, Facebook’da bu konuda DEAF HEDEF 50.000 adlı grup kurulmuş, bu grup binlerce üyeye ulaşmıştır. Sonuç olarak yapımcıların filmelerde Türkçe altyazı seçeneğine önem vermeleri hem kendilerinin hem de engellilerin kazanmasına sebep olacaktır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;(Teknik bilgiler için Şükrü Alaçam ve Murat Şenöy’e teşekkürler.)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Onur Cantimur / Sanat Yönetmeni&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;onurcantimur@gmail.com&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;(Bu yazı 19 Şubat 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-6417597786992282861?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/6417597786992282861/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/02/olmazsa-olmaz-turkce-altyazi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6417597786992282861'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6417597786992282861'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/02/olmazsa-olmaz-turkce-altyazi.html' title='OLMAZSA OLMAZ TÜRKÇE ALTYAZI'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S4AJr5BKfkI/AAAAAAAAAJk/yPR3YpcQl5U/s72-c/a3+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-3513719154815742998</id><published>2010-02-12T13:50:00.000-08:00</published><updated>2010-02-12T13:55:42.875-08:00</updated><title type='text'>DİRENİŞ VE DAYANIŞMA ENGEL TANIMIYOR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S3XOQvQ16tI/AAAAAAAAAJc/18OSUjR5Yfg/s1600-h/Resim+664.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S3XOQvQ16tI/AAAAAAAAAJc/18OSUjR5Yfg/s400/Resim+664.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5437478912080079570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S3XOLwFMcEI/AAAAAAAAAJU/lu-g5dQvPyI/s1600-h/Resim+633.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S3XOLwFMcEI/AAAAAAAAAJU/lu-g5dQvPyI/s400/Resim+633.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5437478826400313410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraflar: Hatice Elif Koca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Sakarya Caddesi… Çiçekçileri, barları, balıkçıları, dershaneleriyle bir dönem Ankaralı olan herkesin uğrak  yeri değil midir? Bugün ise  Tekel işçilerinin haklı direnişine ev sahipliği yapıyor. İşçilerin deyimiyle 4-C Çadır Kenti’ne…Yurdun her köşesinden gelen emekçiler  kazanılmış haklarını kaybetmemek için  adeta küçük bir Türkiye kurdular Sakarya’ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çadırların arasında  yürümeye başladığınızda yoğun bir is kokusu sarıyor çevrenizi, sonra alışıyorsunuz usulca.  Ankara’nın soğuğundan korunmak için önceleri variller içerisinde yakılan odunların, sonraları ise direniş uzadıkça Ulus’tan alınan soba bacalarından tüten is,  soba üzerlerindeki  portakal kabuklarının kokusuna karışıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kentin girişinde gerçekte de birbirlerine yakın olan Denizli, Aydın ve İzmir çadırları yan yana. İzmir çadırında kadınların  çokluğundan mıdır bilinmez, düzenli ve hatta ortadaki çadır demirleri bile hediye edilen çiçeklerle süslü. Direnişin ilk zamanlarında ilk onunla tanışıp, kararlı konuşmasını hayretler içerisinde dinlediğim Zahide Abla, hala diğer direniş kadınları gibi dimdik ayakta ve kararlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz ileride Tokat çadırı… Aralarında saz ve darbuka çalan arkadaşları var, hep birlikte eğleniyorlar. Ama aralarda ise neden burada olduklarını unutmayarak hep birlikte ‘’Direne direne kazanacağız!’’ sloganları yükseliyor her çadırdan… Odun getirmeye gitmek için sesini arkadaşlarına duyuramayanlar,  çareyi çalgıcıları yanlarına katarak  bir düğün alayı misali gidip odun getiriyorlar.  Bir süre sonra Tokatlı kadın işçiler hep birlikte kalkıp, Batman çadırına grev sırasında çocuğunu kaybeden Hüseyin beye başsağlığına gidiyorlar… Çadır başsağlığı için gelip gidenlerle dolup taşmış. Hemen karşılarındaki Bitlis çadırına gidip kadın arkadaşları soruyorum, “Tokat çadırına gittiler, hala da dönemediler” diyor birisi... Bitlis çadırından bir işçinin söyledikleri ise hiç unutulmayacak gibi: “Ben ilk kez Ankara’ya geliyorum. Sanırdım ki sadece bizim oralarda insanlar birbirlerine sarılıp öpüşürler, Ankara’dakiler ise tokalaşırlar. Oysa ki burada da insanlar birbirlerine sarılıp öpüşürlermiş meğer.’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meğer aynı yurdun insanları birbirimizi ne kadar uzak sanmışız oysa ki ne kadar yakınmışız aslında… Aramızdaki engel sadece kilometrelermiş meğer…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz ileride Trabzonlular horon tepiyor, Diyarbakırlılar ise halay çekiyorlar…Yine hep dışarıda gördüğüm Manisalı işçiler, tenekelerden baca yapmışlar sobalarına. Baretta Abi’nin kızı gelmiş Hilal, el ele oturuyorlar… Her ikisinin gözleri de ışıl ışıl... Hilal’i babasından ayrılırken de görüyorum, ışıl ışıl olan gözleri bu kez göz yaşlarıyla kaplı… Hepsi de çocuklarının geleceği için burda olduklarını söylüyorlar, zaten onların en büyük destekçileri de onları hiç yalnız bırakmayan liseli ve üniversiteli gençler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da ileride Hatay Altınözü çadırındaki işçi arkadaşlar köylerinden getirdikleri köy mahsulü ürünleriyle kahvaltı yapıyorlar. Hemen sizi de kahvaltılarına dahil ederek anlatmaya başlıyorlar; “bizim oralarda toprak çok bereketlidir, Müslüman’ı, Hristiyan’ı ,Alevi’si, Arab’ı hepimiz bu bereketli topraklarda yıllardır kardeşçe yaşar gideriz” diyorlar. Grev alanına adımınızı attığınız andan itibaren sanki siz misafir onlar ev sahibi. Hemen buyur ediliyorsunuz, o anda  ne yenip, ne içiliyorsa, ya da üşümüşseniz,  battaniyeleri bile paylaşılmaya hazır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direniş süreci nasıl sonlanırsa sonlansın, Tekel İşçileri  ve  tanık olan bizler ‘’bizden uzak olanın’’ aslında bize ne kadar da yakın olduğunun yaşanarak öğrenildiği, unutanların ise tekrar hatırladığı, inandığımız şeyler uğruna  dirençli durmanın verdiği onuru ve dayanışmanın güzelliğini öğreten bir zamanı yaşamakta olduğumuzu artık   biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatice Elif Koca&lt;br /&gt;efkoca@yahoo.com.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 12 Şubat 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-3513719154815742998?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/3513719154815742998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/02/direnis-ve-dayanisma-engel-tanimiyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3513719154815742998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3513719154815742998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/02/direnis-ve-dayanisma-engel-tanimiyor.html' title='DİRENİŞ VE DAYANIŞMA ENGEL TANIMIYOR'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S3XOQvQ16tI/AAAAAAAAAJc/18OSUjR5Yfg/s72-c/Resim+664.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-6196149609345128731</id><published>2010-02-05T14:07:00.000-08:00</published><updated>2010-02-05T14:12:44.305-08:00</updated><title type='text'>ÇENGEL KAFE</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2yXYGL061I/AAAAAAAAAJM/XhvtoiXsUdI/s1600-h/IMG_0608_k.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2yXYGL061I/AAAAAAAAAJM/XhvtoiXsUdI/s400/IMG_0608_k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434885290562218834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;font-size:100%;" &gt;Fotoğraf: Nuran KANSU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} p 	{mso-margin-top-alt:auto; 	margin-right:0cm; 	mso-margin-bottom-alt:auto; 	margin-left:0cm; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çengel Kafe’den bahsettiğim birçok kişi “Hiç yabancı gelmedi. Yeri neredeydi?” diye sorarken zihinlerinde şehrin sokaklarında dolaşarak kafenin yerini bulmaya çalışıyorlar. Sonra hiç akıllarına gelmeyen, “Çankaya Belediye’sinin arka bahçesinde” yanıtını alınca gözlerinde soru işaretleriyle bana bakıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kafe deyip geçemeyeceğiniz, engellerin aşılabileceğini bir kez daha kanıtlayan mutlu ve sıcacık bir mekan Çengel Kafe. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kafe, Türkiye’de kendi bünyesinde “Engelliler Müdürlüğünü” oluşturan ilk belediye olarak tanınan Çankaya Belediyesi tarafından, toplumun engelli bireylerini hayata dahil edebilmek, engellilerin ve ailelerinin sorunlarına çözümler bulabilmek ve her vatandaş gibi engellilerin de toplum içinde hak ettikleri yeri alabilmelerini sağlamak amacıyla 2005 senesinde açılmış.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Zihinsel engelli bireylerin mesleki ve sosyal rehabilitasyonunu sağlamak amacıyla açılan kafede, yaşları 20- 40 arası değişen, üçü down sendromlu olmak üzere eğitilebilir zihinsel engelli 14 genç çalışmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Projenin sürdürülmesini sağlayan proje sorumlusu, Sosyal Hizmet Uzmanı, Nilay Oğultürk ile eğitim programının uygulanması ve denetlenmesinde görevli, Çocuk Gelişim Uzmanı, İlknur Gündüz, Çengel Kafe’de yapılan çalışmalar ve aşılan engellerden sevinç ve gururla bahsederlerken gözleri parlıyor. Kafedeki gençlerle olan olumlu iletişimleri, sağladıkları sevgi, güven ve neşe dolu ortam, onların sadece bilgi ve deneyimlerini değil aynı zamanda yüreklerini de bu işe koyduklarını gösteriyor.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Her gün saat 8:00-17:00 arası herkese açık olan kafede çalışan gençler, servis yaparlarken pek çok insanla iletişime geçiyorlar. Gençler toplumla kaynaşırken diğer yandan engelli gençlerin toplum tarafından tanınıp anlaşılması da sağlanıyor. Gençlerin daha aktif olabilmeleri ve sosyal becerilerini geliştirmeleri için tiyatro, sergi, konser, sinema, spor, gezi ve yaz aylarında doğa kampları gibi pek çok sosyal etkinlik de haftalık programlarında yer alıyor.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Proje, gençlerin ilgi alanlarını ve yeteneklerini keşfetmeye yönelik hazırlanmış sosyal etkinliklerle kendilerini tanımalarına ve bu doğrultuda deneyim ve becerilerini geliştirmelerinde onlara yardımcı oluyor. Bunun için gençler drama-tiyatro, halk dansları, fotoğraf, ebru sanatı ve spor programlarına katılmakta ve çalışmalarının sonuçlarını sergi ya da gösteriler şeklinde sunmaktadırlar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Proje, &lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Sağlıklı Kentler Birliği tarafından düzenlenen yarışmada 40 proje arasından “Özel Teşvik Ödülü” ve daha sonra da Sağlık Yöneticileri Derneği’nin “&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Yerel Yönetimlerde Sağlık Hizmetleri Kongresi&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;nde” birincilik ödülü almış. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Gerek tanıtım ve örnek olması amacıyla gerekse gelecekte yeni proje ve çalışmalara ışık tutması açısından, Çengel Kafe, engellilerle ilgili mesleklerde çalışanlara, üniversitelerin ilgili bölümlerine, yapacakları araştırma, çalışma ve gözlemlere imkan verecek bir mekan olmuş her zaman. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Sorumlu arkadaşların yanından ayrılıp kafedeki yeşil örtülü masalardan birine oturarak ısmarladığım çay ve kaşarlı tostumu beklerken, çalışma önlüğü masa örtüsüyle aynı renkte olan bir arkadaş yapıyor servisi. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kafede işlerin kolay yapılabilmesi için gençler arasında görev paylaşımı renklerle düzenlenmiş. Turuncu, yeşil ve mavi renklerin kullanıldığı kafede masaların örtüleri ile gençlerin çalışma önlükleri aynı renklerde. Herkes sorumlu olduğu masaları üzerindeki çalışma önlüklerinin renklerine göre biliyor. Mavi önlüklüler mavi, turuncu önlükler turuncu ve yeşil önlüklüler yeşil masalara hizmet veriyorlar&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu sıcacık atmosferi yaşamak için Ziya Gökalp Caddesi, No:47, Kolej-Ankara adresinde Çengel Kafeyi ziyaret edebilirsiniz. Tel: 0312 458 89 00/35 92&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:12;color:black;"   &gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;font-size:100%;" &gt;Nuran Akkılıç Kansu &lt;a href="mailto:nuran@oncecocuklar.com"&gt;nuran@oncecocuklar.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 05 Şubat 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-6196149609345128731?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/6196149609345128731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/02/cengel-kafe.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6196149609345128731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6196149609345128731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/02/cengel-kafe.html' title='ÇENGEL KAFE'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2yXYGL061I/AAAAAAAAAJM/XhvtoiXsUdI/s72-c/IMG_0608_k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-6915869954725773724</id><published>2010-01-30T11:16:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T11:20:08.701-08:00</updated><title type='text'>PARALİMPİK OYUNLARI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SGY-lHAVI/AAAAAAAAAJE/MsjniGYnoRs/s1600-h/gizemgirismen1.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SGY-lHAVI/AAAAAAAAAJE/MsjniGYnoRs/s400/gizemgirismen1.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432614814189289810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SGQv3zb4I/AAAAAAAAAI8/i1FrxuQNkek/s1600-h/OscarPistorius.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 274px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SGQv3zb4I/AAAAAAAAAI8/i1FrxuQNkek/s400/OscarPistorius.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432614672802213762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SGLyPVcyI/AAAAAAAAAI0/-2rReq5wpC4/s1600-h/houbin2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 256px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SGLyPVcyI/AAAAAAAAAI0/-2rReq5wpC4/s400/houbin2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432614587538436898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkelerin gelişmişlik düzeyinin ölçüsü nedir? Teknoloji mi, ekonomisinin gücü mü, refah seviyesi mi? Bu anlamda düşündüğümüzde cep telefonu ve elektronik eşya kullanımında Türkiye en üst sıralarda. Dünyanın en zenginleri sıralamasında başı çeken zenginlerimiz var. Bazı firmalarımız dünya çapında isim yapmış. Öyleyse biz ne kadar gelişmiş bir ülkeyiz?&lt;br /&gt;Türkiye, özellikle AB’ye girme çabası ile, uluslar arası tüm platformlara katılmaya çalışıyor. Bunda büyük ölçüde başarı da sağlıyor. Ama 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul,  olimpiyat ve paralimpik oyunlarına ev sahipliği yapmaya ne kadar hazır?&lt;br /&gt;Bir ülkenin olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapabilmesi için paralimpik oyunlarını da düzenleyebilme altyapısına ve kabiliyetine sahip olması gerekiyor. Paralimpik Oyunları, katılımcılarının engelli sporcular olduğu olimpiyat oyunlarıdır ve 1960 Roma Olimpiyatları’ndan beri  düzenli olarak olimpiyatlarla paralel yapılmaktadır. Olimpiyatlara katılan bir sporcu ile paralimpik oyunlarına katılan engelli bir sporcu arasında hiçbir fark yoktur. Hatta 2008 Pekin Paralimpik Oyunları’nda atletizm dalında altın madalya kazanan, bacakları olmadığı halde bacaklarının yerine taktığı aparatlarla engeli olmayan sporcuların performansını bile geride bırakan Oscar Pistorius büyük tartışma yaratmıştır. Paralimpik Oyunları, sanılanın aksine, engellileri avutmak ve mutlu etmek için düzenlenen bir spor organizasyonu değil, ülkelerin kendilerini, kendi sporcularının performanslarını gösterdikleri ciddi bir organizasyondur. Olimpiyatlara hazırlanan sporcular, engelli olsun olmasın, yaptıkları sporu yaşam biçimi haline getiren, yaşamlarının büyük bölümünü bu hayali gerçekleştirebilmek için çok çalışarak geçiren kişilerdir. Paralimpik oyunları yapılamazın değil, ‘nasıl en iyisi yapılabilir?’ temeline dayanmaktadır. Görme engelliler “goalball” oynar, atletizm yarışmalarında bacakları olmayan sporcular koşar, bedensel engelliler okçuluktan masa tenisine, yüzmeden atıcılık sporuna kadar pek çok alanda boy gösterir. Ama bu sporcular  sadece bir sporu yapmış olmazlar, kendi branşlarında dünya çapında en iyi performansı gösterirler.&lt;br /&gt;Bu şu anlama geliyor; bugün ülkemizde sokağa çıkamayan, eğitim alamayan, iş bulamayan, pek çok kişi tarafından aciz, yardıma muhtaç bir imajın içine hapsedilen her bir engellinin, insan hakları çerçevesinde yaşama koşulları sağlandığında, dünyadaki milyonlarca insanın yapamadığını yaparak “en iyi” olma potansiyelinin var olduğu gerçeğini anlatmaktadır.&lt;br /&gt;Olimpiyat oyunları, olimpiyat meşalesinin yakıldığı bir açılış töreni  ile başlar. Bu olimpiyatların çok özel bir ritüelidir ve dünyanın farklı şehirlerinde gerçekleşen olimpiyatların her birinde bu meşale farklı biçimlerde yakılır. 2008 Pekin Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nda Olimpiyat Meşalesi Kuş Yuvası olarak adlandırılan Ulusal Stadyumun en yüksek kısmında yer alıyordu. Bu meşaleyi, daha önceki olimpiyatlarda jimnastik dalında olimpiyat şampiyonu olmuş Li Ning, bir ip sistemi aracılığıyla havada koşarak yakmıştır. Li Ning’in nefes kesen gösterisi, “engelli bir sporcuyu nasıl havada asılı tutarız” düşüncesine takılmaksızın Paralimpik Oyunları’nda da tekrarlanmıştır. Atletizm dalında olimpiyat şampiyonu olmuş tekerlekli sandalye kullanan Çinli sporcu Hou Bin, bir makara sistemi yardımıyla gökyüzüne yükselmiş ve meşaleyi yakmıştır. Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları düzenleme komitesi bu gösteride bile, engelli sporcuya farklı bir uygulama öngörmemiş, ayrım yapmamış, aynı performansı engelli sporcunun da en iyi şekilde yaptığını dünyaya göstermiştir.&lt;br /&gt;Eğer bir hayaliniz varsa, bunu gerçekleştirecek bir yol da mutlaka vardır. Paralimpik Oyunlarında yüzlerce sporcunun yaptığı gibi…&lt;br /&gt;Gizem Girişmen gizemgirismen@yahoo.com&lt;br /&gt;Şule Tüzül sule.tuzul@isbank.net.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 29 Ocak 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-6915869954725773724?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/6915869954725773724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/paralimpik-oyunlari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6915869954725773724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6915869954725773724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/paralimpik-oyunlari.html' title='PARALİMPİK OYUNLARI'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SGY-lHAVI/AAAAAAAAAJE/MsjniGYnoRs/s72-c/gizemgirismen1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-5818161384515083590</id><published>2010-01-30T11:14:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T11:16:00.543-08:00</updated><title type='text'>KUSURSUZ HATA</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SFaQHAMaI/AAAAAAAAAIk/rmeAMRd5QGs/s1600-h/DSC07648.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SFaQHAMaI/AAAAAAAAAIk/rmeAMRd5QGs/s400/DSC07648.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432613736563093922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Grubumuz 2008 yılının ağustos ayında kuruldu. Grubun kurulması yoluna şöyle adım attık; Bateristimiz ve ben müzikle iç içe insanlardık ve zaman geçtikçe kendimizin de müziğe katacağı bir şeylerin varlığını hissettik. Engellerimiz vardı elbette ama önemli olan biraz olsun azimli davranıp bunları geride bırakarak güzel şeyler yapmaktı. Diyebiliriz ki; “Hayallerimizin peşinde yürüdük.” Bize özgün gelen şeyleri yaptık. Hiçbir şey engel değildi hayatta bizim için. Aşılacak bir yol, bir zaman vardı ve anladık ki o zaman kusursuz cümleler kurabiliriz. İşte o yolda “Kusursuz Hata” adlı grubumuzu kurmaya karar verdik. Önümüzde aşılacak yollar vardı elbette, bunu yapabileceğimiz hakkında bir fikir birliğiyle arkadaşlarımızdan destek alarak gruba yeni kişiler dahil etmeyi ve iyi bir grup statüsü kurmayı düşünüyorduk. Bir çok şeyi bize güven veren insanlardan aldık, en başta ailelerimizden... Onlar da inanıyorlardı bizim kadar bir şeyler yapabileceğimize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solistimiz Erol Söğüt yani ben, bateride Utku Şener, vokal ve bass gitarda Oğuzhan Yazıcı, elektro gitarda Aycan Gemici olmak üzere dört kişiyiz. Ben ve Utku Şener engelliyiz. Utku Şener spastik engelli olmasına rağmen bateri kabiliyeti ve ritim zekası ile harikalar yaratıyor. Grubun solisti olarak ben şarkıları yorumluyorum. Utku Şener’in engelinden dolayı bateri çalabilmesi onun kendine güveni ve isteğiyle kazanılmış bir olgu. Utku’nun hayata bakışı ve azmi grup üyelerini çok etkiliyor. Gerçekten iyi bir baterist olan Utku, sosyal yaşantısında etkin ve düşünceleriyle çoğu zaman geleceğini çizen birisi. Utku bateristliğinin yanı sıra bir düşünsel söz yazarı, diyebiliriz ki; düşüncelerini dans ettiren, özlü sözler yazan, azimli, kararlı, mutlu, sanata objektif bakabilen bir kişi. Benim engelime Spinoserebeller Dejenerasyon diyorlar. Müziğe merakım ailemden geliyor, dayım Piyanist Zafer Çebi, kuzenlerim Burak Çebi ve Doruk Çebi ise Türkiye’nin en iyi piyanistleri arasındalar. Bunun yanı sıra şiirle ilgileniyorum, bir şiir kitabı çıkartmaya hazırlanıyorum, sponsor desteği sağlanırsa bu hayalimin gerçekleşeceğini umuyorum. Ayrıca bir web tasarımı yapıyorum. Engelimle ilgili bir sıkıntım yok, hayatla barışığım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grubun şu an çaldığı alternatif rock tarzı şarkılar grubu memnun etse de, birkaç ay içinde çıkacak olan söz ve müziği bana, düzenlemesi Burak Çebi’ye ait olan “Aşk Denize Vurunca” parçasının ilgi uyandıracağını düşünüyoruz. Yaklaşık dokuz şarkımız daha var ve ilk parçalarımız internet yoluyla dinleyicileriyle buluşacak. Grubun diğer üyeleri Oğuzhan ve Aycan gitar performanslarıyla ilgi çekiyor.  Oğuzhan ve Aycan’ın kendi kurdukları “Fitil” adlı bir grupları daha var. Grup Kusursuz Hata müzikte elektronikleşmeye karşı ve elektronik seslerin müziğe katkısının bir ölçü varlığı ama farklı bir noktada ise biraz sahte olduğunu düşünüyoruz. Grubun örnek aldığı gruplar ve isimler var. Grup daha çok, Duman, Şebnem Ferah, Hayko Cepkin, Gripin, Emre Aydın, Mor ve ötesi, Çilekeş, Moğollar, Cem Karaca gibi ünlü müzik grupları ve adamlarını örnek alıyor. Rock müziğin kendimizi özgür kıldığına inanıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erol Söğüt&lt;br /&gt;sondeniz@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 22 Ocak 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-5818161384515083590?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/5818161384515083590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/kusursuz-hata.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/5818161384515083590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/5818161384515083590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/kusursuz-hata.html' title='KUSURSUZ HATA'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SFaQHAMaI/AAAAAAAAAIk/rmeAMRd5QGs/s72-c/DSC07648.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-409304576155476722</id><published>2010-01-30T11:10:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T11:13:22.298-08:00</updated><title type='text'>YAŞARKEN PEŞİNDE OLDUKLARIMIZA DAİR</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SEdGnwqyI/AAAAAAAAAIc/28ZGslZIfCs/s1600-h/ya%C5%9Farken.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SEdGnwqyI/AAAAAAAAAIc/28ZGslZIfCs/s400/ya%C5%9Farken.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432612686044113698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf: Yasemin Şenyurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} span.apple-converted-space 	{mso-style-name:apple-converted-space;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Bizi takip ediyorlardır suçlu olduğumuz için, bizi alkışlıyorlardır ünlü bir insan olduğumuz için ya da trafik ışıkları bizim karşıdan karşıya geçmemiz için kırmızı yanmıştır mesela. Kırmızı yanmasa da arabalar bizi görünce duracaklardır. Bu düşünceler psikoz esnasında bireye sıkıntı verir. Her şeyin nedeninin biz olduğunu düşünürüz. Depremlerin, bayramların, sorunların ve mutlulukların... Hayatın içinde kendimizi önemsiz ve değersiz hissettiğimizde sarıldığımız yanlış düşünceler değil midir bunlar?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Akgün Akova, “Sen Varsın Yetiyorsun Palyaço Olmaya" şiirinde&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;“bir takım elbise gibi bakmama peşindeyiz dünyaya&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt; ütülü pantolon, temiz gömlek, ceket kravat toplamı olarak yaşamama peşindeyiz” diyor. Yaşarken neyin peşindesiniz&lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;sorusunu sormak ve bir an bunu derinliğine düşünmenizi istiyorum. Çünkü bu yazı yaşarken neyin peşinde olduğumuza dair bir yazı olacak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Zar zor uyanabildi. Size şizofreni teşhisi konuldu mu? Konulduktan sonra uyudunuz mu? Uyunmaz mı? Uyunur ve yemek de yersiniz doğal olarak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Televizyonun müzik kanalını açtı salona gidip. Hemen ardından bilgisayarını açtı. Günlerinin böyle başlamasına o kadar alışmıştı ki; mekanik hareket ediyor gibiydi. Mutfağa gidip su ısıtıcısını çalıştırdı ve kupasına sallama çayını koyup salona geçti. Dışarısı oldukça karanlıktı. Bu havada uyumaktan başka hiçbir şey yapılamazdı. İşe ve okula gidenleri düşündü.&lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;Bir kitaba başlayıp devamını getiremediğiniz oldu mu?&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-size:16;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;Canı daha çok sıkıldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt; Kendisinden saklanan bir hastalığı olabileceğini düşündü. Oysa bunu düşünmek için geçerli tek bir neden bile yoktu ortada. Bu düşüncelerle bir mektup yazdı dostuna. Dostundan gelen cevapla kendini daha iyi hissetmeye başlamıştı.&lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Aslında biraz çaba harcasa, biraz kendi dışına çıkabilse neşeli ve konuşkan olabileceğini biliyordu. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Çok küçük bir çaba harcadığında &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;çok büyük aşama kaydetmek istiyor ve hayal kırıklığına uğruyordu.&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=";font-size:16;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;Sustunuz ve susadınız yaşama. Gürül gürül akmayı denediniz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Birhan Keskin, &lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;Gül Toplamak şiirinde “yokluğunda çınlayan boşluklardan mezunum” diyor. Siz nereden mezunsunuz sorusu da aslında yaşarken neyin peşinde olduğumuzla ilgili bir soru değil mi? Aşkın, dostluğun, barışın, sevginin, saygının olduğu bir dünya düşlüyor ve o dünyanın peşinden gidiyorsanız&lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt; “bir takım elbise gibi bakmama” derdindesiniz dünyaya. Herhangi bir sağlık problemi karşısında yalnız bırakanlardan değilseniz ve anlaşılamayanı, anlatılamayanı bile anlamak için çaba gösteriyorsanız içinizdeki insana güvenin.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Ahmet Savaş, &lt;span class="apple-converted-space"&gt; “&lt;/span&gt;Havva Duasız Kopardı Elmayı” şiirinde&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;“İçimde bir insan olsun isterim&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;Mutluyken mutluluğun&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;Mutsuzken mutsuzluğun&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;Ölürken ölümün&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;        &lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;Fiyakasını bozan”&lt;span class="apple-converted-space"&gt; &lt;/span&gt;diyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);" class="MsoNormal"&gt;Yapmak istedikleriniz, hayal ettikleriniz ve hedefledikleriniz çok uzakta görünebilir. Onların çok uzakta görünme sebebi belki de barışmamış olmanızdır. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Hayatla, kendimizle, geçmişle barıştığımızda önümüzde geniş, zengin ve derin bir alan açılır ki biz bu alana gelecek adını verebiliriz. Gelecek gelir mi gerçekten diyorsanız hayata karşı sabırlı olmanızı da öneririm. Sabırlı çalışkanlıklarla örün geleceği olmaz mı? Geleceğin adı üstündedir ve gelecektir. O gelirken siz mucizeler beklemeyin. O gelecek nasıl olsa diyerek boş vermeyin!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Yasemin Şenyurt&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;               &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;a href="mailto:yaseminsenyurt@gmail.com"&gt;yaseminsenyurt@gmail.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: arial; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;(Bu yazı 15 Ocak 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-409304576155476722?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/409304576155476722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/yasarken-pesinde-olduklarimiza-dair.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/409304576155476722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/409304576155476722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/yasarken-pesinde-olduklarimiza-dair.html' title='YAŞARKEN PEŞİNDE OLDUKLARIMIZA DAİR'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SEdGnwqyI/AAAAAAAAAIc/28ZGslZIfCs/s72-c/ya%C5%9Farken.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-4802549634450289251</id><published>2010-01-30T11:06:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T11:09:58.286-08:00</updated><title type='text'>GÜNIŞIĞI ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SD56SGrZI/AAAAAAAAAIU/GB_jJnCZt10/s1600-h/6.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SD56SGrZI/AAAAAAAAAIU/GB_jJnCZt10/s400/6.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432612081436634514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf: Fazlı Öztürk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;İşitme engeli söz konusu olduğunda erken teşhis, tedavi ve eğitimin eskiden bilinene göre çok daha önemli olduğu bir zamanda yaşıyoruz. İşitme kaybının doğuştan ya da kazayla ortaya çıkan bir olumsuzluk olduğu algısı bu alandaki teknolojik ve eğitim bilimi açısından ortaya çıkan gelişmelerle değişmeye başlamıştır. Bu alanda eğitim veren önemli kurumlardan birisi de Günışığı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi.&lt;br /&gt;GÜNIŞIĞI ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ&lt;br /&gt;Günışığı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi 1992 yılından beri işitme engelli bireyler ile dil ve konuşma güçlüğü olan bireylere özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri sunan ilk kurumdur. Kurumda işitme ve konuşma engelli bireyler için özel olarak düzenlenmiş ve donatılmış bireysel ve grup eğitim odaları, odyoloji ünitesi, oyun odaları, etkinlik odaları bulunmaktadır. Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin tek bir meslek grubu tarafından değil, çoklu disipliner bir yaklaşımla alanlarında uzman bir ekiple verilmesi gerekliliğine inanan kurumda, odyololog, işitme engelliler öğretmenleri, çocuk gelişimi ve eğitimcileri, psikologlar görev yapmaktadır.&lt;br /&gt;Kuruma başvuran işitme engeli, sesletim ve ses bilgisi bozukluğu, akıcı konuşma bozukluğu, ses bozukluğu, gelişimsel dil bozukluğu, edinilmiş dil bozukluğu olan bireyler, alanında uzman kişiler tarafından değerlendirilmekte, bireyin özel eğitim gereksinimleri belirlenmekte, gereksinimleri doğrultusunda bireyselleştirilmiş eğitim programları hazırlanmakta ve uygulanmaktadır. Programın her aşamasında aile ile işbirliği yapılmakta, aileye ve yakın çevresine engelli bireyi kabullenmesini sağlamak, olumsuz duygu ve düşüncelerden arınmasına yardımcı olmak, yapılan rehabilitasyon, eğitim, öğretim etkinliklerine doğrudan katılmasını sağlamak için teknik ve yöntemler öğretmek, haklarıyla ilgili bilgilendirmek amaçlı görüşmeler yapılmakta, uygulamalar yaptırılmakta, toplantılar düzenlenmektedir.&lt;br /&gt;İşitme engelli bireyler, işitme kaybının oluş zamanı, tipi, derecesi, şekline bağlı olarak konuşulanları anlama, anadilini edinme, dile bağlı öğrenme alanlarında, sözel iletişim kurmada sorun yaşamaktadırlar. Konuşma ve dil sorunlarına bağlı olarak da bilişsel, motor koordinasyon, duygusal-sosyal, eğitim-öğretim, mesleki ve toplumsal alanlarda da güçlük çekmektedirler.&lt;br /&gt;İşitme engelli bireyler, her iki kulağın da uyanık olduğu tüm saatlerde uygun duyum cihazı kullanırlarsa, işitsel becerileri geliştirilirse, uygun ortamlar yaratılırsa, normal işiten akranlarıyla bir arada eğitim ve öğretim görmesi desteklenirse, eğitime ailelerinin katılımı sağlanırsa, çevrelerindeki insanların konuştuklarını dinlemeyi öğrenebilmekte, konuşma ve dil becerileri kazanabilmekte, toplum içinde daha özgür bir biçimde iletişim kurabilmektedirler. Dolayısıyla günlük yaşantılarında ve aile hayatlarında daha bağımsız olabilmektedirler.&lt;br /&gt;Günışığı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde işitme engelli bireylerin anadilini edinebilmeleri için bu ilkeler doğrultusunda hazırlanmış işitsel rehabilitasyon programı uygulanmaktadır. Bu program işitmenin, konuşmanın, dilin değerlendirilmesini, işitme cihazı ve koklear implantasyon adaptasyon programlarını, işitme eğitimini, konuşma ve dil eğitimini, konuşma terapisini, bilişsel etkinlikleri, aile eğitimini, kaynaştırma eğitimini içermektedir. Eğitimde İşitsel Sözel Yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemin dayandığı temel ilke, işitme engelli bireyin, işitenlerin dünyasında  birincil iletişim biçimi olan sosyal dili öğrenmesi gerektiğidir. Bu yöntemle işitme engelli bireyin sesleri fark etme, ayırtetme, tanıma, yorumlama, işitsel dikkat, algı ve hafıza becerilerini geliştirmesi, konuşma ve dil kazanması, iyi bir sosyal uyum sağlaması hedeflenmektedir.&lt;br /&gt;Serhan Kamçı &lt;br /&gt;serhankamci@hotmail.com&lt;br /&gt;(Bu yazı 08 Ocak 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-4802549634450289251?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/4802549634450289251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/gunisigi-ozel-egitim-ve-rehabilitasyon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/4802549634450289251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/4802549634450289251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/gunisigi-ozel-egitim-ve-rehabilitasyon.html' title='GÜNIŞIĞI ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2SD56SGrZI/AAAAAAAAAIU/GB_jJnCZt10/s72-c/6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-4555280256484761976</id><published>2010-01-30T10:03:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T10:07:09.908-08:00</updated><title type='text'>HAYVAN HAKLARI, TÜRKİYE VE DİĞER ÜLKELER</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2R1KaG4guI/AAAAAAAAAIM/CJKxhH2CcH4/s1600-h/IMG_3312.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2R1KaG4guI/AAAAAAAAAIM/CJKxhH2CcH4/s400/IMG_3312.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432595872182993634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf: Nilgün Ertürk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:44.95pt 46.3pt 44.95pt 54.0pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Konu ne olursa olsun bir çalışmaya başlamadan önce her kaynak araştırılarak, yapılması/yapılmaması gerekenler konusunda bilgi edinmek en doğru yolu bulmayı, devam eden süreçte edinilen deneyimler ise çok daha verimli ilerlemeyi sağlayacaktır. Böylece yapılan iyileştirmelerden yararlanarak aynı hataları tekrarlamadan ilerleme şansımız olur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu süreçte önemli olan söylenenleri değil, yazılı kaynakları ve uygulamaları&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;izlemektir. Neden mi? Çünkü kulaktan dolma bilgilerle yola çıkıldığında çok büyük yanlışların içine girmek kaçınılmaz olabilir. Araştırmalar sadece ülkemizle sınırlı kalmamalı benzer konular için yurtdışı kaynaklardan da yararlanılmalıdır. Ama bunlar yapılırken ülkemizin gerçekleri gözden kaçırılmamalıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Örneğin hayvanların yaşam hakları söz konusu olduğunda, hep Avrupa ya da Amerika örnek verilerek ülkemizde de aynı uygulamaların yer alması istenir. Herkesin ağzında yurtdışı örgütlerin adı vardır. Peki bütün bunlar yurtdışındaki uygulamaların gerçekte neler olduğunu ya da oradaki örgütlerin nasıl çalıştığını bilerek mi yoksa sadece laf olsun diye mi söylenir? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yanıt çok basit; bunlar gerçek çözümleri üretmek için emek vermek yerine kulaktan dolma bilgilerle söylenen ve uygulaması ağır sonuçlar doğuracak şeylerdir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Çünkü yurtdışında sokaklarda hayvan olmadığı, sokak hayvanları sorununun çözüldüğünü söyleyenler, aslında o ülkelerde sokaklardaki bütün hayvanların barınaklara götürüldüğünü ve belli bir süre içerisinde sahiplenilmeyen hayvanların gökkuşağı altında melek olacağı yalanları ile uyutulduğunu (öldürüldüklerini) bilmeden, sadece sokakta hayvan olmadığına bakıyorlar. Yani katliamların farkında değiller.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yaşlandığı için oyun oynamayan kedisini uyutan (öldürülmesi iznini veren), yaşlandığı için masrafları artan köpeğine bakmak istemeyen köpeğini uyutan (öldürülmesi iznini veren) insanlar olduğunu biliyorlar mı? Bizlere örnek olarak dayatılan ülkelerde yapılan pek çok benzer eziyet ile ilgili örnek verilebilir ama hiç biri bu uygulamaların ne kadar kötü olduklarını ve ülkemizde uygulanmalarının kabul edilemez olduğu gerçeğini değiştirmez. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hangi canlı kendinden daha güçsüz bir başka canlı için en doğru çözümün uyutmak (öldürmek) olduğuna karar verebilir ki? Ya da bunun dünyadaki dengeler açısından en iyi sonucu vereceğini kim iddia edebilir? Yanıt çok açık aslında; &lt;b style=""&gt;Gerçek çözümler için emek ve zaman harcamadan maliyet odaklı düşünen, sevgiden yoksun zihniyetler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bunun adı uygarlık ve soruna çözüm bulmaksa insanlar bu gelişmiş! ülkeleri örnek vermeye devam edebilirler ama insani değerlerden, duygudan, empatiden yoksun sadece öldürmeye odaklı bu uygulamaların aslında insan denen canlı türünün gücünü kendi yararına kullanmayı tercih etmesinden başka bir şey olmadığını baştan kabul etsinler lütfen.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ülkemizde aşmak zorunda olduğumuz çok engelin olduğunu biliyoruz ve sorunlar yaşamaya devam ediyoruz. Ancak bu sorunlar ne kadar büyük olsa da, 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ne kadar yetersiz de olsa, yüreğimizde öyle güzel bir sevgi var ki; hayvanların yaşam haklarını sağlamak konusunda gelinen nokta&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;yetersiz de olsa aslında pek çok ülkeden çok daha iyi noktadayız. Yüreğimizdeki hayvan sevgisinin, yolumuz zorlu da olsa bizlere örnek gösterilen ülkelerden çok daha iyi çözümler bulmamızı sağlayacağını biliyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Onun için temeli sevgiden yoksun ve yok etmeyi amaçlayan uygulamaları çok doğruymuş gibi göstermektense, kendi doğrularımızın ve güzel değerlerimizin farkında olarak gerçek çözümler üretmek zorundayız. Gelin artık gereksiz yabancı hayranlığı yerine, kendi değerlerimizle olması gerekenlerin farkında olarak eksikliklerimizi giderelim ve kendi çözümlerimizi üretelim. Bilelim ki bunu hayata geçirdiğimiz zaman gerçek gelişmişliğin ne olduğunu dünyaya gösterebileceğiz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Nilgün ERTÜRK&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;a href="mailto:nilgun.erturk@gmail.com"&gt;nilgun.erturk@gmail.com&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;a href="http://www.haykod.org/"&gt;www.haykod.org&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;(Bu yazı 01 Ocak 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-4555280256484761976?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/4555280256484761976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/hayvan-haklari-turkiye-ve-diger-ulkeler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/4555280256484761976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/4555280256484761976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/hayvan-haklari-turkiye-ve-diger-ulkeler.html' title='HAYVAN HAKLARI, TÜRKİYE VE DİĞER ÜLKELER'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2R1KaG4guI/AAAAAAAAAIM/CJKxhH2CcH4/s72-c/IMG_3312.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-443013407296923245</id><published>2010-01-30T10:00:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T10:03:46.146-08:00</updated><title type='text'>ENGELLİ ANNELERİNE ERKEN EMEKLİLİK</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2R0aUeB-FI/AAAAAAAAAIE/VpiYXnxSzhE/s1600-h/alara-fatma-byakinyakan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2R0aUeB-FI/AAAAAAAAAIE/VpiYXnxSzhE/s400/alara-fatma-byakinyakan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432595046035748946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf: Akın Yakan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 28.maddesinin 8.fıkrasındaki düzenleme ile bakıma muhtaç çocuğu  bulunan sigortalı anneye erken emeklilik olanağı sağlayan bir düzenleme yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa maddesinde “Emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalılardan başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunanların, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim ödeme gün sayıları toplamına eklenir ve eklenen bu süreler emeklilik yaş hadlerinden de indirilir.”hükmü yer almaktadır. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kanunun yürürlük tarihine ilişkin düzenlemenin yer aldığı108.maddeye baktığımızda 28.maddenin yürürlük tarihinin 2008 Ekim ayı olduğu görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda, 1 Ekim 2008 tarihinden sonra sigortalı çalışması olan ve aynı zamanda engelli malul çocuğu bulunan annelerin ödedikleri her 360 gün prim dörtte bir fazlası ile 450 gün gibi değerlendirilecektir. Aynı şekilde her yıl için 90 gün yaş haddinden de indirilecektir. Örneğin emekli olması için 4 yıl prim ödeme 10 yıl da yaş haddini beklemek durumunda olan sigortalı anne bu hükümden yararlandığında 3 yıllık çalışması 3 yıl dokuz ay olarak sayılacak . 4 yılı tamamlayabilmek için gereken 3 ayı da 2ay 12 gün çalışarak tamamlayacaktır.Bu durumda 3 yıl 2 ay 12 gün prim ödeyerek 6 yıl 9 ay 18 gün sonra emekli olmaya hak kazanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uygulamadan yararlanabilmek için kadın sigortalının bir dilekçe ile bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik Kurumu İl müdürlüğüne bir başvuruda bulunması gerekmektedir. Başvuru üzerine Kurum  sigortalı annenin çocuğunu, başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olup olmadığının tespiti için hastaneye sevk eder. Sevk yapılacak hastaneler Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin 5.maddesinde belirtilmiştir: Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, Devlet üniversitesi hastaneleri, Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, sigortalıların ikamet ettikleri illerde bu hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastaneleri. Hastane sağlık kurulu raporu düzenler.  Raporda, raporun düzenlenme nedeni belirtildikten sonra tıbbi değerlendirme bölümünde maluliyet talebine esas teşkil eden hastalık ya da arızalarının, ilgili branşlarca mevcut klinik durumunu açıklayan ayrıntılı muayenesi sonucu, muayene bulguları, dayanağı tetkikler, varsa tedavi protokolünün yazılması, daha önce tedavi görülmüş ise, buna ilişkin işlem tarihinin de yer aldığı epikrizler, ameliyat notları, patoloji raporları, tetkikleri ve benzeri belgelerin aslı veya resmi onaylı fotokopilerinin eklenmesi, hastalık ve araz tespit edilen branşlarca gerekli tetkikler yapılarak  tetkik sonuçlarının sağlık kurulu raporuna yazılması gerekmektedir. Sağlık kurulu raporlarının karar hanesinde çalışma gücü kayıp oranının belirtilmeyeceği ve "Sosyal Güvenlik Kurumunca belirlenecektir." ibaresinin yazılacağı da yönetmelikte hüküm altına alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmelikte belirtilen özellikte hazırlanan rapor kuruma ulaştıktan sonra, Kurum Sağlık Kurulu tarafından değerlendirilerek sonuca ulaşılacaktır. Yönetmeliğin 9 maddesinde Kurum Sağlık Kurulu tarafından usulüne uygun düzenlenmediği tespit edilen sağlık kurulu raporunun yeniden düzenlenmesi istenebilecektir. Bu nedenle çocuğun sağlık kurulu raporu için sevki yapıldığında verilecek raporun yönetmelikte belirtilen özellikleri taşıyıp taşımadığına bakılması tekrar   tekrar rapor alma zorluğundan kurtulmak adına önem taşımaktadır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Av.Fatma YAKAN&lt;br /&gt;asfatma_yakan@yahoo.com.tr&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;(Bu yazı 25 Aralık 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-443013407296923245?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/443013407296923245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/engelli-annelerine-erken-emeklilik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/443013407296923245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/443013407296923245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/engelli-annelerine-erken-emeklilik.html' title='ENGELLİ ANNELERİNE ERKEN EMEKLİLİK'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2R0aUeB-FI/AAAAAAAAAIE/VpiYXnxSzhE/s72-c/alara-fatma-byakinyakan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-2908722812233169385</id><published>2010-01-30T09:55:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T09:59:48.165-08:00</updated><title type='text'>İLKBAHARDA SONBAHARI YAŞAMAK</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RzWAI9gVI/AAAAAAAAAH8/Tl7CiZJA72o/s1600-h/Gence+K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk+1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 305px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RzWAI9gVI/AAAAAAAAAH8/Tl7CiZJA72o/s400/Gence+K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk+1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432593872347562322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RzQ43d3iI/AAAAAAAAAH0/759fL2HQ0xU/s1600-h/Gence+K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RzQ43d3iI/AAAAAAAAAH0/759fL2HQ0xU/s400/Gence+K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432593784495791650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraflar: &lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;M. Mebrur HATUNOĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Comic Sans MS"; 	panose-1:3 15 7 2 3 3 2 2 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:script; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;} @font-face 	{font-family:Calibri; 	mso-font-alt:"Century Gothic"; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:0cm; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:Calibri; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Bir çocuk doğar bin çiçek açar,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;bir çocuk doğar bin koku yayılır&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;evrene, evlerimize... Renktir çocuklar kokudur; kısaca bahardır çocuklar. Yaşamımızın renkli baharları...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;“Gence” doğduğunda, CENGİZ ailesinin&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;evlerine baharın renkli, rengarenk kokulu dalları girdi. Çiçekler doldu evlerine, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bahar doldu... Annesinin kollarında mutlu ve sağlıklı bir bebekti Gence...Arıların bile konmaya,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;dokunmaya kıyamadıkları bir çiçek &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bebek... Artık evlerinde iki çiçekleri vardı, rengarenk iki çiçek...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;Zaman hızla geçiyor, sağlıklı ve mutlu bir bebek olarak Gence de büyüyordu. Altı aylık olmuştu. Bir yerlere tutunup ayaklarının üzerinde durmaya başlamıştı bile. Etrafına gülücükler saçarak büyüyordu ve hep gülüyordu. Her yer, her şey &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;ilkbahardı, ta ki birgün annesinin Gence’de bir değişiklik görmesine kadar...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=""&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;      &lt;/span&gt;Apar topar&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;gidilen &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;ve Gence’nin doğumu dahil tüm süreci bilen doktor, bu kadar sağlıklı bir çocuğa hastalık konduramadı. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Mutlu ve sağlıklı bu çocukta bir hastalık olamazdı,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;olmamalıydı . &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;Ama yapraklar sararıyordu. Ne çiçekler eskisi gibi renkliydi, ne&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;bahar eski kokusunu yayıyordu artık. Gidilen doktorlar, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;hastahaneler, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;koşuşturmalar sonuçsuz kalmıştı. Gence ............... di. Ve yapılacak hiç bir şey yoktu . Sonbahar başlamıştı. Sarı, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;sapsarı, üşüten sonbahar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;İkibuçuk yıl isyanlar, nedenler, niçinler, neden benim çocuğum, neden ben, neden, neden, nedenlerle geçti. “Yoksa hamilelikte geçirdiğim hastalık mıydı sebebi?” “Yoksa içtiğim o ilaç mıydı?” Yoksa...? Yoksa? Yoksa mıydı?...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;Her sabah kötü bir rüyadan uyanmak için dua edilen ve bitmek bilmeyen sonbahar... Dünya yıkılmış ve aile altında kalmıştı. Enkaz kalkmıyor, kaldırılamıyordu. İkibuçuk yıllık ilkbaharsız sonbahar. Kabul edilemez, isyan geceler ve günler, sonunda dirilişi getirdi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;- Olsun varsın bir çocuğumuz var, dedi anne. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;- Canımın bir parçası, içimden yeşeren, içimi yeşerten bir canım var, dedi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-“Özel, öteki,farklı” bir çocuğum var, dedi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-“Ya ilkbaharları yaşayacağız birlikte, ya da hep sonbahar olacak ömrümüz” diye geçirdi içinden...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Sonra, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Gence’ye baktı sevgiyle- iki bucuk yıldan beri kucağından indirmediği kimselere göstermediği-... Güler yüzü umutlarını&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;yeşertti. Gence gülüyordu yaşama inat ve yaşama tutunarak. “Ben burdayım ve böyleyken &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;mutluyum”&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;diyordu gözlerinin içi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;- “Artık kalkma zamanımız “dedi&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;anne, “kalkıp yaşama tutunma zamanımız”. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;- “Gence ile “özel, öteki, farklı ”&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;annesi olmayı yaşama zamanımız”dedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Öteki annesi olmanın, “özel” olmasını yaşama&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;zamanıydı...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;Bir psikolog olmalıydı bazen, bazen de politikacı, bazen bir eğitmen, bazen bir iletişimci, bazen bir inşaatcı , bazen bir yönetmen... Artık her şey olma zamanıydı. Çünkü “özel,öteki,farklı ” annesi olmak, sıradan insan olmaktan çok öte bir şeydi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;Kimi&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;zaman kucağındaki çocuklarını Gence’den sakınan annelerle karşılaştı irkilerek... “ Korkmayın, bulaşmaz” diyebildi yanlızca,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;boğazında düğümlenen haykırışlarını gizleyerek. Kimi zaman “ne olduğunu bilmiyorum ama yaşamımı Gence’ye borçluyum” dedi. Kimi zaman “özel,öteki,farklı ” anneleri bir araya getirip, okullar kurdu. Kimi zaman kimse görmeden sabahlara kadar ağladı. Bazen de politikacılarla koşuşturdu; özel çocuklara bir şeyler yapabilmek için... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;Ama aradan geçen 21 yılın sonunda;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;– Bir çocuk doğuracaksın ne dersin ? dediklerinde ,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;-&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Gence&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;olursa hemen doğururum, diyecek kadar büyük olmaktı “özel, öteki, farklı ” annesi olmak ...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;Çünkü&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;“ özel, öteki, farklı ” çocuklar yaşamımızın her rengi, her kokusudurlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Çünkü “ özel, öteki, farklı ” çocuklar hep ilkbahardır; renkli, temiz, pırılpırıl ilkbaharlar...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;İlkbaharlarda buluşmak, ilkbaharları koklamak dileğiyle.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;M. Mebrur &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;HATUNOĞLU&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;ZİÇEV Fotoğraf Eğitmeni&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;a href="mailto:mebrur@gmail.com"&gt;mebrur@gmail.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;(Bu yazı 18 Aralık 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-2908722812233169385?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/2908722812233169385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/ilkbaharda-sonbahari-yasamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2908722812233169385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2908722812233169385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/ilkbaharda-sonbahari-yasamak.html' title='İLKBAHARDA SONBAHARI YAŞAMAK'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RzWAI9gVI/AAAAAAAAAH8/Tl7CiZJA72o/s72-c/Gence+K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk+1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-2105287168303808368</id><published>2010-01-30T09:53:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T09:55:38.477-08:00</updated><title type='text'>ENGELSİZ İSTİHDAM</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RygFkyM9I/AAAAAAAAAHs/CyLDQ6oR3es/s1600-h/for_sule_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RygFkyM9I/AAAAAAAAAHs/CyLDQ6oR3es/s400/for_sule_2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432592946093503442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf: Murat Şen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;50 kişiden fazla personel çalıştıran ticari kuruluşlar, çalışanlarının toplam sayısının %3’ü olacak şekilde engelli personel istihdam etmek zorunda. Ancak, bu sayfada sık sık dile getirdiğimiz gibi, ülkemizin engellilere uygun olmayan fiziki koşulları, eğitim ve mesleki beceri kazandırma uygulamalarının eksikliği nedeni ile firmalar engelli personel istihdam etmek istese bile aradıkları nitelikte personel bulmakta zorlanıyor. Son yıllarda konuya gösterilen hassasiyet ve önem umut verici, ama bir anda devrim yapılamaz. Uzun vadede gerçekleşecek uygulama ve samimi yaklaşımlarla Engelsiz Türkiye düşüne ulaşabiliriz inancındayız. Bu konuda bazı önerilerimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ENGELSİZ İŞ AJANSLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engelli kadrolarına, uygun nitelikteki iş arayan engelli adayların yönlendirilmesini sağlayan profesyonel iş ajansları kurulabilir. İş ve İşçi bulma Kurumu engelli istihdamı konusunda yetersiz kalmaktadır. Kurum aracılığı ile firmalar  genellikle, engelli kadrosunu doldurmak için işe gelmeden maaş ödeyeceği engelli personel alımı yapmaktadır. Eğitim almış, nitelikleri belirli işlere uygun engelliler kendi çabaları ve mevcut iş portalları üzerinden iş bulabilmektedirler. Bu kapsamda iş ajansları, belirli niteliklere sahip personel arayan işveren ile bu niteliklere sahip personeli eşleştirme çabalarının ötesinde, mevcut sektördeki ihtiyaçları takip ederek bu ihtiyaçları karşılayacak engelli personelin yetiştirilmesi yönünde çalışmalar yapmalıdır. Söz konusu iş ajanslarının fonksiyonu sadece özgeçmiş toplamaktan ibaret olmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ENGELLİ PERSONEL VERİ TABANI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engellilerin nitelikleri, çalıştıkları ve çalışabilecekleri iş alanları, eğitim seviyeleri gibi özelliklerinin yer aldığı istatistikî veri tabanı oluşturulmalıdır. Örneğin görme engellilerin çalıştıkları ve çalışabilecekleri iş alanları bu veri tabanında toplanarak, 'körler ya santralci ya masör olur' gibi önyargılar aşılarak görme engellilere daha geniş imkanlar sunulabilir. Eğer bir görme engelli ressam olabiliyorsa (Eşref Armağan gibi), demek ki aynı engel grubunda yer alan diğerleri de aynı potansiyele sahip olabilir. Sadece bir kişi bile bir mesleği icra edebiliyorsa, başkaları için de bu mesleği icra edebilmek imkansız değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EĞİTİM SİSTEMİNDE ENELLİLERE YÖNELİK UYGULAMALAR YAYGINLAŞTILMILADIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm okullarda kaynaştırma eğitimi uygulamaya geçirilmelidir. Bu kapsamda, okulların engelsiz hale dönüştürülmesi gerekmektedir: Fiziki koşulların düzeltilmesi, ulaşım sorununun çözülmesi, eğitmenlerin ve okul çalışanlarının konuya ilişkin bilinçlendirilmesi gibi. Her engel grubunun ihtiyaçları tespit edilerek engelli ve engeli olmayan öğrencilerin eşit şartlarda eğitim alması sağlanmalıdır. Böylece birbirini anlayan ve birbirinin sorunlarına çözüm getiren bireyler yetiştirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okullarda, uygun koşullar  ve eşit eğitim hakkı sağlandığında, uygun iş imkanları verildiğinde engellilerin de engelli olmayan bireyler gibi başarılı performans gösterebileceğine dair bilinçlendirme eğitimleri verilmelidir. Bu bilinçlendirme ile söz konusu öğrenciler yetiştiklerinde ve söz sahibi olduklarında “engellilerin istihdamı” konusunda önyargılardan uzak, adil karar almaları sağlanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ENGELSİZ BAKIŞ AÇISI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engellilerin iş yaşamında etkin biçimde yer almaları, iş yerlerinin fiziki koşullarının ve mevcut “engelli” imajına ilişkin görüşlerin değişmesine katkı sağlayacaktır. Her engel grubunun ihtiyaçları farklı olduğundan her engel grubu için bu ihtiyaçları karşılayacak farklı çözümler üretilmelidir. Çözüm üretme sürecinde ihtiyaç sahibi olan engelli grubunun görüşleri ve önerileri değerlendirilmelidir. Bir engellinin “hangi işi, nasıl yapacağı” konusunda işverenin önyargılı görüşleri, işe başvuran adayın kendini savunma hakkı olmaksızın, belirleyici olmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yapamazsın” değil “Nasıl yapılabilir” anlayışı ile engelsiz yarınlara doğru yol alabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GİZEM GİRİŞMEN – ŞULE TÜZÜL&lt;br /&gt;gizemgirismen@yahoo.com – sule.tuzul@isbank.net.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 11 Aralık 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-2105287168303808368?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/2105287168303808368/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/engelsiz-istihdam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2105287168303808368'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2105287168303808368'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/engelsiz-istihdam.html' title='ENGELSİZ İSTİHDAM'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RygFkyM9I/AAAAAAAAAHs/CyLDQ6oR3es/s72-c/for_sule_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-3757609577767113269</id><published>2010-01-30T09:49:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T09:52:05.460-08:00</updated><title type='text'>KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ –  2</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RxqEz9wuI/AAAAAAAAAHk/QlJT5v5DRgU/s1600-h/kaynastirma_1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RxqEz9wuI/AAAAAAAAAHk/QlJT5v5DRgU/s400/kaynastirma_1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432592018175804130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf: Fazlı Öztürk&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:12;"  &gt;&lt;br /&gt;“En az kısıtlayıcı ortam”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Ankara Üniverstesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Doç.Dr. Tevhide Kargın&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Biz özel eğitimciler bir çocuk nerede eğitim alacak? sorusuna yanıt ararken, yerleştirmeyi genellikle en az kısıtlayıcı ortam ilkesinin ışığında belirleriz. En az kısıtlayıcı ortam, öğrencinin eğitsel performansını en üst düzeyde göstereceği ortamdır. Bu ortam seçilirken çocuğun yetersizliğinden hareket etmek doğru değildir. İçinde yaşadığı çevre, ailesinin özellikleri, kaynaştırma ortamına verilmesi koşuluyla sınıfın mevcudu, öğretmenin özellikleri gibi etkenler dikkate alınarak karar verilmelidir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Engelli bireyler için ayrı iş yerleri, ayrı yaşam alanları, ayrı köyler, kasabalar yapamayacaksak, her şeyi ayrı hale getiremeyeceksek, eğer bu bireyler normal olarak adlandırılan bireylerin yaşamına katılım göstereceklerse, o zaman bu katılımın olabildiğince erken dönemde ve hiçbir ayrıştırmaya maruz kalmadan yapılması gerekmektedir. Ama çocuk belli bir yaşa gelene kadar destekleyici özel eğitim hizmetlerinden faydalanmamışsa, kaynaştırma en iyi seçenek demek değildir. Kaynaştırma eğitim modelinin gerekenleri çok belli, bunlar karşılandığında ancak başarıya ulaşabilir. Bu söylenen yanlış anlaşılmamalı, önceliğimiz kaynaştırma, ancak kaynaştırma hiçbir şey yapmadan çocukları, öğretmenleri, aileleri yüz yüze bırakmak demek değildir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Ailelerden yeterince destek görüyor mu? Çocuğunuzu engelli bireyler için açılan okullara veriyorsanız, etiketlemiş veya ayrıştırmış oluyorsunuz. Kendilerinden daha iyi modeller göremedikleri için, birbirine çok benzer özellikli çocuklar bir arada olduğu için, gelişmeleri de kilitlenmiş oluyor. Gerçek performanslarını gösteremiyorlar. Sosyal ve duygusal boyutlarına bakılacak olursa, doğal olarak, aileler de çocuklar da kendilerini toplumun bir parçası olarak görmek istiyorlar. Bunu yapabilmek için de zemini hazırlamamız gerek. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kaynaştırma sadece özel gereksinimli çocuklara yarar sağlayacak bir model değildir. Normal gelişim özelliği gösteren çocuklar için de çok önemlidir. Hayatında hiç engelli arkadaşı olmayan bir bireyin öğrenimini tamamlayıp mesleğe geçtikten sonra, bu kişilerin ihtiyaçlarına yönelik bir takım bilgilerle, duyarlı olması mümkün mü? Eğer biz erken dönemde kaynaştırmaya başlarsak, bedensel engelli bir arkadaşı olan bir mimar merdiven genişliklerinin, rampaların ne kadar önemli olduğunu anlayacaktır. İlla ailelerimizde olmasına gerek yok. Bunu bireyler okul sıralarında öğrenecekler. Biz bugüne kadar özel eğitimin sorunlarını özel eğitimcilerle çözmeye çalışmışız. Bu çocuklar sadece bizim elimizde değil.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;SERÇEV Türkiye’de tersine kaynaştırmanın uygulandığı tek okul. Engelli öğrenciler için yapılmış bir okulda, normal gelişim gösteren öğrencilerin de birlikte eğitim aldığı bir okul. Bu okulun da bir takım engelleri mevcut, sınıflar çok küçük mesela, tekerlikli sandalyeler düşünülmeden yapılmış. Her şeye rağmen güzel bir örnek. Şayet okulu yapan mimarın engelli bir arkadaşı olmuş olsaydı, tekerlekli sandalyelerin sınıflara nasıl sığacağını düşünerek planlardı. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kaynaştırma eğitimi ayrıştırılmış eğitimden çok daha faydalı bir model. Bir sistem veya bir model her çocuk için uygun olamaz. Farklı seçenekler olmalı. Ayrı bir okul, ayrı bir sınıf veya kaynaştırma sınıfları birer seçenek. Doğru zamanda, doğru kararların verilebilmesi önemli. Seçenekler arası geçişe izin verilebilmeli. Bir çocuk bir okula yerleştirildi diye hep aynı yerde olacak diye bir şart olmamalı. İlerleme gösterdiyse yer değiştirebilmeli. Ayrı okulda eğitim görürken kaynaştırma sınıfına dahil olabilmeli. Bütün bunlar sistematik bir şekilde yapılmalıdır. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Söyleşi : Kamuran Feyzioğlu – Şule Tüzül &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="mailto:kamuranfeyzioglu@gmail.com"&gt;kamuranfeyzioglu@gmail.com&lt;/a&gt; - sule.tuzul@isbank.net.tr&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 04 Aralık 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-3757609577767113269?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/3757609577767113269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/kaynastirma-egitimi-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3757609577767113269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3757609577767113269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/kaynastirma-egitimi-2.html' title='KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ –  2'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RxqEz9wuI/AAAAAAAAAHk/QlJT5v5DRgU/s72-c/kaynastirma_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-7528020524228440016</id><published>2010-01-30T09:27:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T09:53:41.619-08:00</updated><title type='text'>KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ –  1</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2Rssi655DI/AAAAAAAAAHc/AGbye4NKr_M/s1600-h/kaynastirma-2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2Rssi655DI/AAAAAAAAAHc/AGbye4NKr_M/s400/kaynastirma-2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432586563059573810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf : Fazlı Öztürk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;“Bir beden herkese uymaz”&lt;br /&gt;Ankara Üniverstesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Doç.Dr. Tevhide Kargın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaştırma eğitimi, özel gereksinimli öğrencilerin normal gelişim gösteren akranlarıyla birlikte, aynı sınıflarda, öğretmene ve özel gereksinimli öğrenciye destek eğitim hizmetlerinin sağlanması koşuluyla sürdürülen eğitimdir. Bu tanımda altı çizilmesi gereken destekleyici eğitim hizmetleridir. Bunların neler olduğuna bakacak olursak fiziksel düzenlemelerden, programlara, amaçlara, öğretim yöntemlerine, not sistemlerine ve ödevlerin düzenlenmesine kadar bütün süreçleri içine alır. Eğer kaynaştırma eğitiminde istenen başarı elde edilemiyorsa doğru yapılmış tanımın iyi uygulanamamasında kaynaklanıyordur.&lt;br /&gt;Öğretmenlerin tek başlarına kaynaştırma eğitimlerinde başarılı olmaları beklenemez. Öğretmenin her şeyden önce engel grubundaki bireyleri çok iyi tanımasıı gerekir. Nelere ihtiyaçları olabilir, nelerden zarar görebilirler çok iyi bilmesi gerekmektedir. Öğretmen yetiştirme programlarında müfredata özel eğitim dersleri alındı. Öğretmenlerin yetişmedikleri bir konuda eğitim vermeleri beklenemez. Böyle bir durumda başarısızlık peşinen kabul edilmiş olunur. Eğer tüm çocukları içerecek bir eğitim anlayışını benimseyecek olursak, öğretmen yetiştirme programlarının da tüm çocukları içerecek öğretmenleri yetiştirmesi zorunludur.&lt;br /&gt;Bir beden herkese uymaz. Hata bir bedeni herkese giydirmeye çalışmaktır. Yaşam alanları farklı bedenlere de uyacak şekilde düzenlenmelidir. Müfredatlar, ev ödevleri uygun bir şekilde düzenlenmelidir. Öğretmen ders sonunda bütün sınıfa aynı ödevi verir. Ancak normal gelişim gösteren öğrenciler arasında dahi bu ödevi yapmaya yeterli olmayan öğrenciler olabilir.&lt;br /&gt;Kaynaştırma eğitimi, sistem olarak ayrımcılığı ortadan kaldırmaktadır. Bütün bireyler için uygun eğitim ortamları sunulduğunda engelli yada engeli olmayan diye bir ayrım yapmaya da gerek kalmayacaktır. Özel eğitim belki engelli bireyler için düşünülen bir eğitim modeli ancak tanı almadığı halde özel eğitime gereksinimi olan öğrenciler sistem içinde her zaman oldu. Daha hareketli, dikkati daha dağınık olanlar, daha başarısız olanlar, yerinde uzun süre oturamayanlar vs. bu çocuklar yaramaz, haylaz, tembel olarak adlandırılır ve sistem dışında kalırlar. Farklılıkları içerecek bir eğitim anlayışı, tanı alınmasını beklemeden bütün çocuklara ulaşılmasını sağlar.&lt;br /&gt;Kimler kaynaştırılabilir? Şu tanı grubuna girenler kaynaştırılabilir, diğerleri kaynaştırılamaz gibi bir sınıflandırmaya gitmek yanlış olur, bireysel ihtiyaçlar ön planda olmalıdır. Öğrenci sadece zeka testleri sonuçlarına göre değil, eğitsel performanslarına göre de değerlendirilmelidir.&lt;br /&gt;Engelli bireyler için eğitim seçenekleri; ayrı okullar, özel eğitim sınıfları, kaynaştırma ortamlarıdır. Bunları kendi arasında bir diğeriyle kıyaslamak yerine hangi durumlarda, hangi çocukların, nerede eğitim alacağına çok iyi karar verilmesi gerekmektedir. Yerleştirme seçeneğini doğru yapabilirsek; çocuğun eğitsel performansına ve  yetersizlikten etkilenme derecesine göre karar verirsek ve karar verdikten sonra değiştirilemez  kararlar olarak görmezsek, yani okullar arasında, yerleştirme seçenekleri arasında hareketliliğe izin verirsek başarı çağrılabilir. Görme engelli, 6-7 yaşına kadar bir şekilde sistem dışında kalmış bir çocuğa öncelikle iyi bir hareket eğitimi verilmeli, Braille Alfabesi ile okuma-yazmayı öğrenmelidir. Bunları genel eğitim ortamlarında sağlayamayabiliriz. Bu altyapıyı sağlayabilmek için özel gereksinimli öğrenci görme engelliler için açılan okullara gidebilir öncelikle. Öğrencinin eğitsel performansı uygun gelişim gösterdiyse, daha sonra kaynaştırma eğitimine geçişi sağlanabilir. Dolayısıyla bu seçenekler, aralarında geçişi uygun olan seçenekler olarak görülmektedir.&lt;br /&gt;Söyleşi : Kamuran Feyzioğlu – Şule Tüzül&lt;br /&gt;kamuranfeyzioglu@gmail.com - sule.tuzul@isbank.net.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 27 Kasım 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-7528020524228440016?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/7528020524228440016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/kaynastirma-egitimi-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7528020524228440016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7528020524228440016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/kaynastirma-egitimi-1.html' title='KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ –  1'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2Rssi655DI/AAAAAAAAAHc/AGbye4NKr_M/s72-c/kaynastirma-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-6288786495806142064</id><published>2010-01-30T09:11:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T09:39:21.494-08:00</updated><title type='text'>ENGELSİZ ŞEHİR VANCOUVER</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RpQmGh7PI/AAAAAAAAAHU/TaXr3TRz8oo/s1600-h/engelsizyasam3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RpQmGh7PI/AAAAAAAAAHU/TaXr3TRz8oo/s400/engelsizyasam3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432582784342420722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RpLeVVs5I/AAAAAAAAAHM/LXk4nbZ7AeM/s1600-h/engelsizyasam1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RpLeVVs5I/AAAAAAAAAHM/LXk4nbZ7AeM/s400/engelsizyasam1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432582696357704594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RpE71BxAI/AAAAAAAAAHE/fRG4rx6IUFw/s1600-h/engelsizyasam2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RpE71BxAI/AAAAAAAAAHE/fRG4rx6IUFw/s400/engelsizyasam2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432582584016159746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;"&gt;Fotoğraflar: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%; color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;"&gt;Nuran Akkılıç Kansu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: arial;" class="post-body entry-content"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;Geçtiğimiz Ağustos ayında, Kanada'nın batısında, Pasifik okyanusunun kıyısında bulunan, etrafı dağlar ve yağmur ormanlarıyla çevrili, güzelliği ile ün yapmış şehir Vancouver'a gittim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Giderken Afsad sosyal sorumluluk projesinde, engelli çocuk ve gençlerle gönüllü çalışmalarını sürdüren arkadaşlarım yurt dışında engelli yaşam ve haklarını merak ettiklerini söyleyerek bir kurumdan bilgi almamı istediler. Vancouver’da yapılacaklar listeme bunu da eklerken aslında bilgiye ulaşmak için sadece sokaklarda dolaşmamın ve hayatın içinde olmamın yeterli olacağını bilmiyordum. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;2009 senesinde Kanada’nın en kolay yürünebilen şehri seçilen Vancouver'ı ben de yürüyerek dolaşmaya karar verdim. İlk haftamda bu şehirde yaşayan engelli insanların çokluğu dikkatimi çekti. Neredeyse sayıca bu kadar çok olmalarında bir gariplik olduğunu düşünmeye başlamak üzereydim. Öyle ya, benim şehrimde bu kadar çok engelli ve tekerlekli sandalyede olan insan yoktu ki. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Engelli deyince, benim ülkemde sokaklarda, otobüslerde, kafe ve restoranlarda neredeyse hiç rastlamadığım bir insan grubu geliyordu aklıma. Vancouver’da sürekli görüş alanıma giren, dikkatimi çeken bu görüntüde zihnimi bu kadar kurcalayan şey neydi? İşte tam da o dakikada gerçekle yüz yüze geldim. Benim şehrimde engelli insanların sayısı Vancouver'dakinden daha az değildi. &lt;b style=""&gt;AZ olan engellilere sunulan imkanlardı&lt;/b&gt;. Az olan hayata dahil olmak için engellilerin bulamadıkları kolay erişim ve mekanlardı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Son derece canlı bir şehir olan Vancouver’da yerli, yabancı, kadın, erkek, engelli ve engelsiz herkesin eşit bir şekilde hayattan zevk almalarını sağlayacak her türlü imkan var. Pasifik okyanusunun kenarındaki plajlara ve kayak merkezlerine ve dünya çapında yapılan festivallere ulaşımı sağlayan tüm belediye otobüslerinde engelli araç rampaları ve otobüsün ön kısmında engelliler için ayrılmış güvenli bir bölüm var. Deniz otobüsleri, yer üstü ve yer altı trenleri de engelliler için aynı olanakları sağlıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Görme engelliler için konuşan trafik lambaları, binaların girişlerinde ve kaldırımların hepsinde standartlara uygun rampalar, binaların üst katlarına ulaşımda asansörler, önce engelliler düşünülerek yapılmış. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Otoparkların hepsinde engelliler için ayrılmış park yerleri mevcut. Dünyanın neresinden gelirseniz gelin yanınızda getirdiğiniz engelli belgeniz tüm imkanlardan yararlanmak için geçerli.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Kafe ve restoranların hepsinde engelliler için ayrılmış masalar ve kolay kullanabilecekleri tuvaletler var. Tiyatro ve sinemalar da yine engellilerin erişimine uygun yapılmış. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Doğa sporlarıyla ünlü olan şehirde, her yaştan insana yönelik etkinliklere engellilerin de katılması ihmal edilmemiş. Trekking yapmak ya da vahşi doğada vakit geçirmek istiyorsanız size gerekli özel düzeneği sağlamaları için telefon edeceğiniz bir merkez var. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Kanada’nın bütün şehirlerinde açılan Ulusal Aktif Yaşam Merkez’leri herkesi ama özellikle engelli insanları daha aktif bir yaşam için motive ediyor. Merkez, aktif yaşam tarzı olan insanların hayattan daha çok zevk aldıklarını, yaşam kalitelerini artırdıklarını, özgüvenlerinin artığını, hareket etme yeteneklerinin çoğaldığını ve ilerde bağımsız hayat sürebildiklerini söylüyor. Araştırmalar, aktif olan engellilerin günlük hayatlarında zorluklarla daha kolay baş edebildiklerini, kolay ve keyifli bir yaşamla daha az sağlık problemi yaşadıklarını gösteriyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Vancouver’daki son haftamda bir önceki belediye başkanının tekerlekli sandalye kullanan bir engelli olduğunu öğrendim. Peki ondan önce bu şehir nasıldı? Engelli bir belediye başkanı olmasa farklı mı olacaktı? sorusuna gelen cevap Vancouver’ın hep engelli dostu bir şehir olduğu, eski belediye başkanının ise tüm eksikleri tamamlayarak şehri her zamankinden daha engelsiz hale getirdiği şeklinde oldu.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Vancouver’dan dönerken benim şehrimde de aynı şeylerin istenirse yapılabileceğini düşündüm. Yapılması imkansız gibi görünen şeylerin dünyanın bir yerlerinde yapılabilmiş olduğunu görmek umut verdi bana. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p style="font-family: arial; font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} p 	{mso-margin-top-alt:auto; 	margin-right:0cm; 	mso-margin-bottom-alt:auto; 	margin-left:0cm; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapedefaults ext="edit" spidmax="1026"&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapelayout ext="edit"&gt;   &lt;o:idmap ext="edit" data="1"&gt;  &lt;/o:shapelayout&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style=";font-size:100%;color:black;"  &gt;Nuran Akkılıç Kansu&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-weight: bold;font-family:arial;"&gt;&lt;span style=";font-size:100%;color:black;"  &gt; &lt;a style="font-weight: normal;" href="mailto:nuran@oncecocuklar.com"&gt;nuran@oncecocuklar.com&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:arial;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;(Bu yazı 20 Kasım 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-6288786495806142064?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/6288786495806142064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/engelsiz-sehir-vancouver.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6288786495806142064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6288786495806142064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/engelsiz-sehir-vancouver.html' title='ENGELSİZ ŞEHİR VANCOUVER'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RpQmGh7PI/AAAAAAAAAHU/TaXr3TRz8oo/s72-c/engelsizyasam3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-2368799294243479307</id><published>2010-01-30T09:09:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T09:45:26.842-08:00</updated><title type='text'>ÖNYARGI DEĞİL ÖNSAYGI…</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RoQAntMdI/AAAAAAAAAG8/lpyxkhequ70/s1600-h/mavibeyaz.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RoQAntMdI/AAAAAAAAAG8/lpyxkhequ70/s400/mavibeyaz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432581674769396178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf: Yasemin Şenyurt&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Önyargılı bakışlarla insanlara karşı haksızlıklar yaparız. Çünkü önyargıyla baktığımızda o insanı tanıma şansını ortadan kaldırırız.  Tanımak ve anlamak için insanlara ön saygı ile baktığımızda yaşanacak ilişkilerin zenginliği hepimizi şaşırtabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnsan dediğin derya misali&lt;br /&gt;Üstünde milyonlarca dalga&lt;br /&gt;İçinde kıyametler kopmalı&lt;br /&gt;İnsan dediğin derya misali&lt;br /&gt;Uçsuz bucaksız olmalı." diyor Bedri Rahmi Eyüboğlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar uçsuz bucaksız olabiliyoruz diye sorabiliriz kendimize. Uçsuz bucaksız olamıyorsak bunun nedenlerini sorgulamalıyız.  İçimizde kıyametler kopmasın diye çabaladığımızı biliyoruz ama doğru mu yapıyoruz? Hayata bakışımızda engeller var. Kendimize ve insanlara bakışımız da engellerle dolu. Bu engellerden belki de en ciddi olanı yaşamın olanaklılıklarının farkında olmamamızdır. Dolayısıyla kendimizin ve insanların yapabileceklerinin farkında değiliz. Farkında olamadığımız için de belirli kalıpların dışına çıkamıyoruz. Belirli kalıpların içinde yaşamak da sonunda mutsuzluğu ve umutsuzluğu getiriyor. İnsanın olanaklarının farkına varması ve gerçekleştirebilmek için çaba göstermesi sadece kendisini değil birçok kişiyi etkiler.  İnsan kalıpların dışına çıkabileceğinin farkına varamazsa hayata bakışındaki engeller her gün çoğalır. Hayata bakışımızdaki engellerin çoğalması ise  “ben değiştiremem ki” düşüncesine yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendini küçümsediğinde ya da çok önemli hissettiğinde durup bir an düşünmesi gerekir. Değişim için insanın kendini çok önemli hissetmesi gerekir. Değişimi gerçekleştirecek çalışmalar için ise insanın kendini abartmadan diğer insanlarla el ele vererek yol alması gerekir. Değişimin mümkün olduğuna inanmakla başladığımızda ve kendimizde bu gücü bulduğumuzda yaşamdaki sorunların üstesinden gelmeye başlarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayata, insanlara ve kendimize bakışımızdaki diğer önemli bir engel ise önyargıları aşamamaktır.  Aslında bu engel de yaşamı derinlemesine düşünmemizi ve yaşamımızı zorlaştırır. Önyargılarla dolu olduğumuzda bir insanın ne olduğuna ve nasıl davranacağına, neleri  yapıp neleri yapamayacağına baştan karar veririz. O insanı tanımadan onun hakkında karar vermek aslında yapabileceğimiz en büyük haksızlıktır. Kendimizi tanımadan kendimiz hakkında ne çok karar verir ve ne çok haksızlık yaparız.  Burada önemli olan tanışmanın ötesine geçip yaşamın çeşitli alanlarında kendimizi ve diğer insanları tanımaya çalışmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada hayata bakışımızdaki ilk önemli engel olarak gördüğümüz olanakların farkında olmama ve ikinci engel olarak gördüğümüz önyargılarla dolu bakışlar birbirimizin arasında duvarlar örerken kendi içimizde de uçurumlar yaratır.  Kendimizi bir köşeye sıkıştırılmış  gibi hisseder ve bir başka insanı dinleyip anlamak için güç bulamayız. Tüm bunların sonucunda yalnızlık, karamsarlık, umutsuzluk herkesin içini sarar. Aynı zamanda insanlar boş verme tutumu içerisinde hayatı ıskalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önyargılarla dolu bakışları bir yana bırakıp insanlara, kendimize, hayata ön saygı ile bakabilsek daha mutlu ve daha umutlu olacağız. Çünkü ön saygı ile kimseyi kimseden üstün tutmayacağız. Çünkü ön saygı ile insanlar birbirlerine karşı daha duyarlı olacak. Çünkü ön saygı bu dünyada yaşayan tüm varlıkları önemsemeyi ve değer vermeyi mümkün hale getirecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olanakların farkında olup değişime inanarak ve ön saygıyla hareket ederek sürdürdüğümüz yaşamlar aslında felsefeyle, psikolojiyle, sosyolojiyle ve sanatla, bilimle, siyasetle ilgilenerek sürdürdüğümüz yaşamlardır. Hayata bakışımızdaki engelleri ortadan kaldırmak istiyorsak çabalamalıyız ve çalışmalıyız. Kendimizi abartmadan, başkalarını dışlamadan, okuyarak ve sorgulayarak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                                                  Yasemin Şenyurt&lt;br /&gt;                                                                                          yaseminsenyurt@gmail.com&lt;br /&gt;(Bu yazı 13 Kasım 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-2368799294243479307?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/2368799294243479307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/onyargi-degil-onsaygi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2368799294243479307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2368799294243479307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/onyargi-degil-onsaygi.html' title='ÖNYARGI DEĞİL ÖNSAYGI…'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RoQAntMdI/AAAAAAAAAG8/lpyxkhequ70/s72-c/mavibeyaz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-4873843273267280470</id><published>2010-01-30T09:07:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T09:46:17.709-08:00</updated><title type='text'>İklim Değişikliği Yaşamda Engeller Oluşturuyor</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RnoK5s8kI/AAAAAAAAAGs/WTDJYMjvodc/s1600-h/350.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RnoK5s8kI/AAAAAAAAAGs/WTDJYMjvodc/s400/350.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432580990334464578" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf: Nuran Kansu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bundan dört yıl önce Şubat ayında gözlem evinin bahçesinde merdivenlerden çıkarken basamaklardan benim aksi yönümde yürüyen siyah benekli, kırmızı bir böceğe rast geldiğimde şaşkın gözlerle bakıp yanımdakine espiri ile  “Bu mevsimde bunun burada işi nedir ki ?”demiştim. Küresel ısınmanın çok uzak olduğunu düşündüğümüz o günlerde, zamansız ve davetsiz bir şekilde, Şubatın ortasında bir bahar edasıyla dolaşan o küçücük güzel böceğin felaketin bir habercisi olduğunu nerden bilebilirdim ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İklim değişikliği beklenilenden çok daha önce ve çok daha çabuk kapımıza geldi. Tanınmış bilim insanları, aktivistler ve yazarlar (www.350.org) geçtiğimiz aylarda bu önemli sorun için bir araya geldiler. Küresel ısınmanın, durdurulması zor bir noktaya doğru hızla ilerlediği haberini verdiler. Dünyayı kurtaracak sihirli sayının “350” olduğunu ve ne yapılması gerektiğini bildiklerini söylediler. Tüm dünya ülkelerini 24 Ekim de bu sayıyı ön plana çıkaracak bir eyleme davet ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;350 Ne Demek?&lt;br /&gt;Küresel ısınma sera gazının atmosfere yayılması sonucu oluşmaktadır. Bilinen en yaygın sera gazı karbondioksittir. Atmosferdeki güvenli karbondioksit miktarı 350 parça/milyondur. Bilim insanları, 350 parça/milyon sayısını çoktan aştığımız (387 parça/milyon) haberini veriyorlar. Bunun sorumlusu tek canlılar biz insanlarız. Eğer atmosferdeki karbondioksit oranı 350 parça/milyona indirilmezse yeryüzünde yaşamın sürdürülebilmesine olanak sağlayan hassas denge tamamen kaybolacaktır. Bilim insanları, ne yapılması gerektiğini biliyorlar. Atmosferdeki güvenli karbondioksit miktarı olan 350 parça/milyona dönülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İklim Değişikliği İnsanları ve Yaşamı Nasıl Etkileyecek?&lt;br /&gt;Araştırmalar çok sayıda hayvan ve bitki türünün iklim değişikliğine uyum sağlayamadığı için şimdiden yok olmaya başladığını söylüyor. Hayvan ve bitki türlerinin yok oluşu besin zincirini kırıyor. Besin zincirinin kırılması arka arkaya diğer türlerin de yok olmasına sebep oluyor. İklim değişikliği bu yüzden insan neslini de tehdit ediyor. Besin zinciri bozulmaya başladığından insan da temel besin kaynaklarından yoksun kalmaya başlayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, ısının artışı ile artan hava kirliliğinin insan sağlığını çok ciddi bir şekilde tehdit edeceğini, sıcak hava dalgalarının kalp ve solunum rahatsızlıkları olan kişileri olumsuz yönde etkileyeceğini söylüyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kutupların erimesi, denizlerin yükselmesi, seller,  kuraklıkların oluşması, bulaşıcı hastalıkların yayılması hep iklim değişikliğine bağlı. Kuraklık ve sel gibi nedenler ile milyonlarca insanın göç etmesi bekleniyor. Bütün bu olanlardan ve olacaklardan en çok etkilenecekler de çocuklar ve yoksul ülkeler. Açlık, göçler, insan kaybı ve çaresizlik insan hayatının yaşam standartlarını olumsuz yönde etkileyecek. Yüzyıllar sonra olacağını düşündüğümüz bu felaketler aslında o kadar da uzak değil, önümüzdeki 50 yıl içinde bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Ekim Uluslararası İklim Hareketi Günü&lt;br /&gt;181 ülke, şehirlerde, dağlarda, su altında, göllerde, sokaklarda, köy ve kasabalarda kadın, erkek ve çocuklarıyla, 5000 inden fazla etkinlikle Uluslararası İklim Hareketi Gününde bu büyük eyleme katılarak dünyayı kurtaracak “350” sayını ön plana çıkardılar. Ankara’da 150 bisikletli “350” sayısını sokaklarda dolaştırırken, Eymir Gölü’nde anaokulu çocukları aileleriyle birlikte yaşanabilir bir dünya ve iklim için “350” bayraklarıyla doğa yürüyüşü yaptılar. Bu eylemlerin hedefi Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak “İklim Zirvesi” ne katılacak dünya liderlerine önemli bir mesaj vermek içindi. İklim değişikliği bizden sonraki nesilleri ve onların çocuklarını da etkileyecek küresel bir sorundur. İklim değişikliğine sebep olan nedenleri ve karbon salınımlarını en aza indirecek gerekli tüm önlemleri  alın. İnsan neslini ve dünyayı kurtarmak, çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmak tüm dünyanın sorumluluğudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümetler ve büyük şirketler fosil yakıtlar yerine güneş, rüzgar ve dalga enerjisi, hidroelektrik ve biokütle enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yaparak dünyanın geleceğini değiştirebilirler. Atıkların, metan kaynakları olan çöp depolarına gitmesi yerine geri dönüşüm için gerekli alt yapıyı sağlayabilirler. Petrol yerine hidrojen gazıyla çalışan arabalarla hava kirliliğini önleyecek tedbirler alabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuran Akkılıç Kansu&lt;br /&gt;nuran@oncecocuklar.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 06 Kasım 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-4873843273267280470?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/4873843273267280470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/iklim-degisikligi-yasamda-engeller.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/4873843273267280470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/4873843273267280470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/iklim-degisikligi-yasamda-engeller.html' title='İklim Değişikliği Yaşamda Engeller Oluşturuyor'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RnoK5s8kI/AAAAAAAAAGs/WTDJYMjvodc/s72-c/350.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-2950642979040757063</id><published>2010-01-30T09:03:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T09:47:03.211-08:00</updated><title type='text'>GECENİN KARANLIĞINDA ZEHİRLİ ETLERLE GELDİ ÖLÜM</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RnOs9nvSI/AAAAAAAAAGk/djwBwlkozug/s1600-h/kus_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RnOs9nvSI/AAAAAAAAAGk/djwBwlkozug/s400/kus_2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432580552801107234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RnIrHNmXI/AAAAAAAAAGc/ozZ9wjamOb4/s1600-h/Gazete_Zehir_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 304px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RnIrHNmXI/AAAAAAAAAGc/ozZ9wjamOb4/s400/Gazete_Zehir_2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432580449225251186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RnC_S9HyI/AAAAAAAAAGU/U9acP7huPpI/s1600-h/Gazete_Canlar.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 313px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RnC_S9HyI/AAAAAAAAAGU/U9acP7huPpI/s400/Gazete_Canlar.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432580351563996962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Fotoğraf: Nilgün Ertürk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Başka bir canlın ölümüne neden olmak kabul edilebilir mi? Peki çirkin yüzlerini, arabalarının plakalarını sinsice gecenin karanlığına saklayarak uyguladıkları  korkunç  katliamlarla başka canlıların ölümüne neden olmak herhangi bir gerekçeyle açıklanabilir ya da kabul edilebilir mi?  HAYIR !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne acıdır ki, açıklaması ya da kabulü olmayan bu yolla 14.Ekim.2009 Çarşamba günü Ankara’nın bir çok yerinde çok sayıda hayvan öldü, öldürüldü! Kuşlar, kediler, köpekler. Neden? Çünkü “İNSAN” denen canlı türü sokaklarda yaşayan canlar için çözüm üretmek yerine onları istemediğine karar verdi. Ve olabilecek en sinsi şekilde can aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizler hiç can çekişen bir hayvanın gözlerindeki şaşkınlığı gördünüz mü? Üstelik kısa bir süre önce karnını doyurmak için yediği zehirli etler yüzünden dayanılmaz acılarla kasılan vücutlarına şifa  olsun diye yedikleri otlar ağızlarının kenarında kuruyamadan, gözlerini bile kapatamadan kasıldıklarını gördünüz mü? Ve sadece veterinere yetiştirebildiğiniz bir canı kurtarırken, gözlerinde şaşkınlıklarını gördüğünüz diğer ölü bedenleri? Kuşların birdenbire pike yaparak yere düştüklerini? Etrafta kalan zehirli etleri toplarken saatler önce benzer bir insan elinin onları oraya nasıl attığını anlamaya çalıştınız mı? Ya da otopsiye götürdüğünüz kulağı küpeli ve bir süre önce sizi gördüğünde sevinçle kuyruk sallayan dost bir köpeğin acısını içinizde hissettiniz mi? Ve karanlığa saklanarak, alçakça bu katliamı yapanlarla bir arada yaşamanın aynı adı taşımanın “İnsan Olmanın” utancını taşıdınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte biz bir avuç hayvan sever 14.Ekim.2009 Çarşamba günü bunların hepsini gördük ve yaşadık. Ve belki de en kötüsü bu katliamlar 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na karşın Türkiye’nin her yerinde yıllardır devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimiz için yaşam alanları yaratırken, yaşam alanlarını yok ettiğimiz canlılar ise hala bizleri sevmeye ve yaşam savaşlarını vermeye devam ediyorlar. Sevmek bir tercih ve kimse bir başkasını ya da bir başka canlıyı sevmeye zorlanamaz ama unutulan bir gerçek var; o da insanoğlunun diğer bütün canlılara saygı duyması gerektiği ve yeryüzünü bütün canlılarla paylaşmak zorunda olduğudur. Çünkü bir diğeri olmadan bütünlük bozulacaktır. Bu noktada hiçbir esneklik olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın içinde birer engel olarak görülen canlıların bütünün bir parçası olduğunu görmemek için harcanan çabanın çok daha azı yok etmek yerine çözüm üretmek için harcandığında “İnsan Olmak” yolunda biraz daha ilerlemiş olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa insanoğlu bu ilerlemeyi yapmak yerine hep kalem kırmayı tercih etti. Her kırılan kalem, bir başka katliamı daha getirdi. Ve “Benim karar verdiklerim dışında hiçbir canlı yaşayamaz etrafta. Ben yeryüzünde istediğim her şeyi yaparım, ben insanım ve istemediğim sürece hiçbir canlı benim bölgemde yaşayamaz”. dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ne acıdır ki Ankara’nın göbeğinde yaşanan katliamlara hiçbir yetkili sahip çıkmadı, çıkamadı. O yüzden artık bu katliamlardan biz sorumlu değiliz açıklamalarının hiçbir hükmü kalmadı.  Bu günden sonra sokak hayvanları konusunda 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile yetkileri ve sorumlulukları belirlenen bütün merciler, sorumluluğu üstlenmemekten vazgeçip bir adım daha ileri gitmek ve yapılan alçakça katliamları önlemek zorundalar. Aksi takdirde gecenin karanlığına saklanıp sinsice can alan katillerin onlardan çok daha güçlü ve etkili olduklarını kabul etmiş olacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güne kadar hayvanlar bizim yüzümüzden barınaklarda olmasın, bizlerle bir arada yaşasınlar dedik ama bu canlara insanların zulmünden korunacakları bir alan bile veremedik. Kimi bu gerekçeleri kullanarak ormanlara, şehir dışlarına atılıp ölüme terk edildi, kimileri ise şehrin içine bırakılıp zehirlendi. Ve ne yazık ki yine bizim kötülüğümüz yüzünden bizler bu canlar için daha iyi bir yaşam alanı bulana ve haklarını korumak konusunda ileri adımlar atana kadar barınaklarda korumak zorundayız ve bunun içinde bütün barınaklardaki koşulların daha iyi noktalara taşınması ve sokakta yaşayan canların daha güvenli koşullara sağlanması için sizlerin desteğinize çok ama çok ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen bizleri ve hayvan dostlarımızı bu zorlu yolda yalnız bırakmayın. Ses verin, omuz verin ve bizler bu zorlu yolda yalnız olmadığımızı bilmenin gücüyle daha hızlı ilerleyebilelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Ertürk&lt;br /&gt;HAYKOD ( Hayvanları Koruma Derneği)&lt;br /&gt;nilgun.erturk@gmail.com&lt;br /&gt;www.haykod.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 30 Ekim tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-2950642979040757063?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/2950642979040757063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/gecenin-karanliginda-zehirli-etlerle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2950642979040757063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2950642979040757063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/gecenin-karanliginda-zehirli-etlerle.html' title='GECENİN KARANLIĞINDA ZEHİRLİ ETLERLE GELDİ ÖLÜM'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RnOs9nvSI/AAAAAAAAAGk/djwBwlkozug/s72-c/kus_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-393228324076228625</id><published>2010-01-30T09:00:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T09:03:12.413-08:00</updated><title type='text'>EKVATOR’DAN MEKTUP VAR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RmSG5XVpI/AAAAAAAAAGM/qKAFS-WIQ0Q/s1600-h/ekvator.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RmSG5XVpI/AAAAAAAAAGM/qKAFS-WIQ0Q/s400/ekvator.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432579511790556818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;(Ayşe Çıklayedekçi. ODTU Kimya Bölümü 2000 mezunu. İstanbul’da çeşitli şirketlerde çalıştıktan sonra, Ekvator’da Tisaleo'da, "Fundacion Manos Unidas" kapsamında özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklara gönüllü destek vermeye karar verdi ve geçen yıl Ekvator’a gitti. Sağ kolundaki bir sağlık problemi nedeni ile ortapedik engelli, ama “Engeliniz nedir?” sorusunu  “Sadece Kendim!” diyerek cevaplıyor.)&lt;br /&gt;Ne zaman kaybettik çocukluk mutluluklarımızı, ne zaman büyüdük biz... Şu kısacık hayatımızda ne zaman başladık bir şeylerimiz olsun istemeye, evimiz, arabamız yetmedi daha birçok şey... Az ile yetinmeyi, basit ama mutlu olmayı unuttuk. Hep isteklerimiz, planlarımız oldu geleceğe dair, hiç bitmedi gittikçe daha da arttı. Gelecekteki daha iyi şartlardaki hayatlarımız için durmak bilmeden çalışırken bugünü kaçırdık hep. &lt;br /&gt;Aylardır ne bir evim var yerleşik, ne ödenecek faturalarım, yarın için bir planım bile yok, hele bir yarın olsun bakalım. Hiçbir yere ve hiçbir şeye ait olmamak ne güzel. Ne zaman kazandık hep bir yerlere ve bir şeylere ait olma alışkanlığımızı... Ne zaman o güvenli ve rahat hissettiğimizi sandığımız çemberler oluşturup, bu çemberlere hapsettik kendimizi? Sonra hiç çikmak istemedik bu çemberimizden. Varlığımıza ait olmayan birçok şey ekledik sonradan ve bu sonradan eklenenleri bizden sandık. Şimdi öyle bir ben var ki, geçmişten ve herşeyden uzak, yeni ve bilinmeyen, eskiye ait yanımda taşıdığım sadece bir kendim var yanımda... Kendimi tanımaya yeniden başlıyorum. Meğer ne çok ben varmış içimde hiç tanışmadığım ve ne çok ben varmış hiç hoşnut olmadığım... &lt;br /&gt;Şimdi tüm gün çocuklarla oynuyorum, onlarla vakit geçiriyorum. Kimi zihinsel engelli, kimi ise hem fiziksel hem de zihinsel engele sahip. Öyle herşeyi iyi yapmak, bir şeyler başarmak için değil, sadece hayata biraz daha uyum sağlayabilmek, biraz daha günlük yaşamlarımızı kolaylaştırmak için çabalıyoruz. Hiçbir acelemiz yok, öğrendiklerimizin çoğunu da unutuyoruz bir sonraki gün. Varsın olsun, biz yapamadıklarımızla da, farklı biçimde yaptıklarımızla da gülümsüyoruz hergün... Çocuksu haşarılıklarımız, özgürlüklerimiz, kimseyi takmayışımız aynı ama diğer tüm çocuklar gibi. Şimdi bir gösteri için çalışıyoruz, üç tane öğrenmemiz gereken dans var. Dans ederken her birimiz farklıyız; kimimiz daha hızlı, kimimiz yavaş, kimimiz daha estetik, kimimiz sadece dengesini sağlamaya çalışıyor. Biz farklılıkların güzelliğini ve uyumunu dansımızda birleştiriyoruz ve yansıtıyoruz aslında. Bir de hava çok soğuk olmasa. Dağlık ve kırsal bir alandayız, hava o kadar soğuk, rüzgar o kadar keskin ki, ellerimizi tutarken birbirimizin sıcaklığını değil, diğer arkadaşımızın buz gibi elini hissediyoruz. Birazdan yemek vakti, önce ellerimizi yıkamalıyız. Su buz gibi, soğuktan çatlamış ellerimiz şimdi su değdikçe daha bir sızlıyor. Ama biz çocuğuz; her şartta ve her zaman mutlu olmayı, gülücükler dağıtmayı, birbirimize yardımcı olmayı ve paylaşmayı biliyoruz. Biz aslında büyüklerimiz gibi çemberlerimizi daha yaratmadığımız için herşeyle ve herkesle bütün olmayı ve tüm masumiyetimizle sadece özgürce var olmayı biliyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk ve bana ait olmadığını bildiğim, bir yatak, üç sandelyeli bir oda, basit ve az ama leziz iki öğün verilmekte olan yemeğim, sonsuz sevgi ve masumiyet dolu çocuklar... Meğer hayatımız esas fazla şeylere sahip oldukça karmaşıklaşıyormuş. Şimdi hiç olmadığım kadar az şeye sahip ama bir o kadar da çok mutluyum...&lt;br /&gt;Ekvator'dan Sevgiler…&lt;br /&gt;AYŞE ÇIKLAYEDEKÇİ&lt;br /&gt;idagood@yahoo.com&lt;br /&gt;(Bu yazı 23 Ekim 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-393228324076228625?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/393228324076228625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/ekvatordan-mektup-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/393228324076228625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/393228324076228625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/ekvatordan-mektup-var.html' title='EKVATOR’DAN MEKTUP VAR'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RmSG5XVpI/AAAAAAAAAGM/qKAFS-WIQ0Q/s72-c/ekvator.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-7652838459713357377</id><published>2010-01-30T08:58:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T09:00:44.617-08:00</updated><title type='text'>ANLAYIŞ, SEVGİ VE GÜVEN</title><content type='html'>Ruh Sağlığı Haftasında ruh sağlığı üzerine kafa yorunca insanın aklına sorular takılıyor. Ruh sağlığı aslında insan yaşamına çok önemli yollarla etki etmektedir. Ruh sağlığının bu kadar önemli olmasına rağmen göz ardı edilmesinin başlıca sebebi deli diye adlandırılmaktan kaçınmaktır. Toplumumuzda deli diye adlandırılmak başlıca korku sebebidir. Çünkü yıllardır insanlar deli denilen kişilerden uzak durmuş ve onların kötülükler yarattığına inanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruh sağlığıyla ilgili bir sorunu olduğunu düşünen insanlar doktorlara gitmekten kaçınmış ve bilimden uzak çeşitli yollar aramışlardır.  O aklı başında insanın nasıl olup da delirmiş olduğu sorusu ya da biraz çatlaktı zaten tutumu işi daha da zorlaştırır. Çünkü delirmek ya da çatlak olmakla ilgisi yoktur bu meselenin. Hepimizin ruhu bir gün halsiz düşebilir. Yaşamın içinde hepimizin başına gelebilecek bu doğal olayın tedavisi zordur çünkü ruhumuz halsiz düştüğünde etrafımızda sessiz sessiz delirdi galiba diye konuşulur. Çünkü ruhumuz halsiz düştüğünde kendimiz ve yakın çevremiz  hastalığı  saklama gereğini  duyarız. Tedavi gecikir de gecikir. Geciken tedavi ise ruhu halsiz düşen insanın yaşamla olan bağlarını daha da zayıflatır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük streslere karşı kimi insanlar daha duyarlı olup o stresin altında kalıyorsa bu o insanın hassaslığıyla ilgilidir ve kimse kimseyi daha hassas ya da daha az hassas olduğu için suçlama hakkına sahip değildir. Bir insan ruh sağlığıyla ilgili bir şüpheye düştüğünde ilk yapılması gereken doktora başvurmaktır. Ama belki  o insanı doktora yönlendiren süreç daha da önemlidir. Ruh sağlığının her birey için önemi anlatılmazsa ve şizofreni sözcüğü hakaret olarak kullanılmaya devam edilirse hastanın en önce ulaşması gereken doktor en son çare olarak görülür. O halde hepimize düşen bir görev var. Başımıza gelmemiş olsa da hastalık isimlerini kısık sesle veya yüksek sesle  telaffuz ederken onların ne anlama geldiğini öğrenmeye ve anlamaya çalışalım. Birbirimizi anlamak için aynı hastalığı yaşamayı beklemeden anlayışlı ve duyarlı olalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığıyla yaşamayı öğrenmekte olan bir insan için en zor şeylerden biri hastalığından dolayı arkadaşlarının,sevdiklerinin ondan uzaklaşmasıdır. Bir insanın yeni tanıştığı bir insana kendi hastalığını söyleyip söyleyememe arasında gidip gelmesinin sebebi o insandan alacağı tepkinin de uzaklaşmak, kaçmak olduğunu düşünmesidir. En yakınınızdakilerin ya da yabancıların sizden kaçmak istediği bir dünyada siz de evden dışarı çıkmak istemezsiniz. Evden dışarı çıkmadıkça hayata katılmak pek mümkün değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep beraber yapabileceğimiz bir şeyler var.  Ruh sağlığı haftasında herkes kendi ruh sağlığının ne kadar yerinde olduğunu düşünerek kendisini şizofreni hastasının yerine koyabilir. Hayallere ihtiyacımız olduğu bu dünyada hayalleri gerçekleştirmek için ruh sağlığına ihtiyacımız var. Ruh sağlığımızın tam olarak yerinde olması için bizlerin birbirimizi anlamaya, birbirimize güvenmeye ve destek olmaya ihtiyacımız var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışladığınız,uzaklaştığınız,kaçtığınız o insan aslında size çok şey söylemek isterdi ama onu anlamayacağınızı düşünerek vazgeçti ve sessizliği seçti. Ruh hastası dediğinizde bize, korktuk ruhumuz ölür mü diye. Oysa ruhumuz halsiz düşmüştü sadece…Anlayış ve sevgi ile her an canlanabilir ve eskisinden de sağlıklı olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhu halsiz düşmüş bir insan düşünün. Ne zaman istekle yaşama karışır? Siz onu dinlemeye ve anlamaya çalışırsanız ve siz ona güvenip sorumluluk verirseniz. Cümleler devrik olsa da dinlemek… Düşünceler karışık olsa da anlayabilmek… Ruhumuza iyi gelecek bir arada olmak. Ruhumuza iyi gelecek beraber başarmak…  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                                     Yasemin Şenyurt&lt;br /&gt;                                                                          yaseminsenyurt@gmail.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 16 Ekim 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-7652838459713357377?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/7652838459713357377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/anlayis-sevgi-ve-guven.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7652838459713357377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7652838459713357377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/anlayis-sevgi-ve-guven.html' title='ANLAYIŞ, SEVGİ VE GÜVEN'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-2004897434858586961</id><published>2010-01-30T08:56:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T08:58:38.102-08:00</updated><title type='text'>AİLE OLMAK:  ENGEL TANIMAMAK</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RlNvk9e0I/AAAAAAAAAGE/g9vNuVSXh_E/s1600-h/ao.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 318px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RlNvk9e0I/AAAAAAAAAGE/g9vNuVSXh_E/s400/ao.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432578337299856194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yirmi yaşında üniversitede okuyan ve geleceğe dair beraber hayaller kurduğunuz çocuğunuzun bir gün şizofreni hastası olduğunu öğrendiğinizde ilk tepkiniz ne olurdu? Neler düşünür ya da neler hisseder ve nasıl davranırdınız? Soruyu değiştirerek de sorabiliriz. Bir gün çocuğunuzun şizofreni hastası olduğunu öğrenirseniz neler yaparsınız? Kendinizi suçlu hissedebilirsiniz. Bu hastalığı kabullenmeyip çocuğunuzun işine gelmediği için öyle davrandığını düşünebilirsiniz. Suçluluk hissettiğinizde de kabullenmediğinizde de çocuğunuza yardımcı olamazsınız. Onun hayatla olan bağlarını güçlendiremezsiniz. İlk anda elbette üzülürsünüz. Ancak bu üzüntüyü atlattıktan sonra neden böyle olduğunu düşünmek yerine çocuğunuza, kendinize nasıl yardımcı olabileceğini düşünmenin zamanı gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yirmi yaşında üniversitede okurken hastalandığımda beni anlayan ve üzüntüsünü atlatıp benimle anlayışlı ve sakin bir şekilde konuşup dertleşen bir annem vardı. Eğer o konuşmalarımız ve dertleşmelerimiz olmasaydı ben daha çok içime kapanabilir ve annemi üzdüğümü düşünüp kendimi kötü hissedebilirdim. Annemin benimle içten bir şekilde konuşup bu hastalığı beraber aşacağız demesi  kendime olan güvenimi arttırdı. Bu sohbetlerimiz ve dertleşmelerimiz sürüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemin yüzünde maske olduğunu düşündüğümü anneme anlattığımda onun içinin büyük bir korkuyla kaplandığını düşünebiliyorum. Anne uyuyamıyorum dediğimde  onun da benim kadar uykusuz kaldığını biliyorum. Üzüntülerimin ve sıkıntılarımın bu hayatta belki de en çok onu etkilediğini   biliyorum.  Annem geçen gün bana eğer bir daha dünyaya gelsem ve bir daha çocuk doğurma şansım olsa seni doğurmak isterdim dedi.  Bu cümlenin olumlu etkisi bütün hayatım boyunca beni güçlü tutacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuzun şizofreni hastası olduğunu öğrenirseniz hayata küsüp kızmak yerine bu hastalıktan çocuğum ve ben neler öğrenebiliriz diye düşünüp hareket etmeniz size zaman ve moral verir. Evde oturup kara kara düşünmek ya da önyargılardan etkilenip utanç duymak yerine yapılabilecek o kadar çok şey var ki… Küçük adımları çocuğunuzla beraber atın. Büyük ve önemli adımlar da zamanla atılacaktır. Bir anda mucizeler beklemekten vazgeçip günün içinde neler yapabileceğinizi düşünün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önerim de var elbette.  Ankara’da Beşevler’de  hasta ve hasta yakınlarının dayanışma içerisinde olduğu ve üreterek hayata tutundukları bir mekan var: Ankara Şizofreni Hastaları ve Yakınları Dayanışma Derneği. Bu derneğe gelip bizlerle tanışmak iyi bir başlangıç olabilir. Derneğin iki bina ötesinde de Mavi At Kültür ve Yaşam Ortamı var. Bu ortamda da bizler çalışıyoruz. Annelerimiz, babalarımız, kardeşlerimiz, gönüllü dostlarımızla hayata dört elle sarılıyoruz. Bu dayanışma, çalışma, üretme, paylaşma ortamına varlığınızla, düşüncelerinizle katılmak size de iyi gelecektir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utanılacak, sıkılacak, çekinecek bir durum yok. Her an hepimizin veya bir yakınımızın başına gelebilecek şizofreni hastalığı gözünüzü korkutmasın. Şizofreni Hastası ve Yakınları Dayanışma Derneği olarak bir aileyiz. Bu ailenin içinde zorluklara beraber katlanıp sevinçleri, üzüntüleri paylaşıp geleceğe anlamlı fotoğraflar bırakmak istiyoruz.    &lt;br /&gt;Derneğimizin adresi: Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi 39/6 (Telefon: 212-11-12)&lt;br /&gt;Mavi At Kültür ve Yaşam Ortamı :Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi 31/8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Yasemin Şenyurt   yaseminsenyurt@gmail.com&lt;br /&gt;(Bu yazı 09 Ekim 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-2004897434858586961?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/2004897434858586961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/aile-olmak-engel-tanimamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2004897434858586961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/2004897434858586961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/aile-olmak-engel-tanimamak.html' title='AİLE OLMAK:  ENGEL TANIMAMAK'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RlNvk9e0I/AAAAAAAAAGE/g9vNuVSXh_E/s72-c/ao.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-7566519094491773995</id><published>2010-01-30T08:53:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T08:56:18.277-08:00</updated><title type='text'>YAŞAMI SEVMEK ICIN YÜREK BAŞARMAK İÇİN EMEK GEREK</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2Rkouckx5I/AAAAAAAAAF8/EZSxdXvMDsE/s1600-h/kilimanjaro3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2Rkouckx5I/AAAAAAAAAF8/EZSxdXvMDsE/s400/kilimanjaro3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432577701341087634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RkiGqRhmI/AAAAAAAAAF0/psJWCaNCScs/s1600-h/KAYA1.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 249px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RkiGqRhmI/AAAAAAAAAF0/psJWCaNCScs/s400/KAYA1.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432577587581912674" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2Rkcs-XWmI/AAAAAAAAAFs/JqJ8XrusaW4/s1600-h/dag.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 203px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2Rkcs-XWmI/AAAAAAAAAFs/JqJ8XrusaW4/s400/dag.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432577494787512930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RkXmjqOMI/AAAAAAAAAFk/UnYK-8Q8HtM/s1600-h/22-k.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 308px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RkXmjqOMI/AAAAAAAAAFk/UnYK-8Q8HtM/s400/22-k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432577407165544642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;"Türkiye'de engellilerin işi zor ve bence giderek de zorlaşıyor. Örneğin, bundan on-on beş yıl öncesine kadar bir görme engelli olarak&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;bastonumun desteği ile Bursa’da daha rahat geziyordum. Fakat artık zorlanıyor ve korkuyorum."&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Yukarıdaki ifadeler bana ait. Bir televizyon söyleşinde kurguladığım tümceler bunlar. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Spiker soruyor; “Türkiye’nin ilk görme engelli dağcısı ve milli atleti olarak dağlara çıkıyor, maraton koşuyorsunuz. Son olarak 2008’de Afrika’nın Çatısı Kilimanjaro zirvesine ulaştığınızı biliyoruz. Bunları yapan bir engelli olarak şehirde gezmekten korktuğunuzu ve zorlandığınızı söylüyorsunuz, burada bir paradoks yok mu?” &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;“Hayır yok, zira durum gerçekten böyle. Bazen dağlarda gezmenin şehirlerde gezmekten daha kolay olduğunu düşünüyorum. Engellilerin büyüyen, kalabalıklaşan kentlerdeki yaşamı giderek zorlaşıyor.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Bunu Bursa’daki deneyim ve gözlemlerimden bilmekteyim.” &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;yanıtını veriyorum. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Şu an şehir merkezindeki evimde yalnız yaşıyorum. 22 yıl önce Ankara Körler Rehabilitasyon Merkezi’nde almıştım bağımsız hareket derslerimi. Başarılı tarzda beyaz baston kullanabilmek, dilediğim yerlere özgürce ulaşabilmek bu merkeze gitmekteki temel amaçlarımdandı.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bu motivasyon ile amacıma büyük oranda ulaştım. Rehabilitasyon Merkezi’nde aldığım baston eğitimimi Bursa’daki gezmelerim esnasında daha da geliştirdim. Üç beş yıl öncesine kadar her şey nispeten az sorunlu gidiyor, büyük oranda özgürce zorlanmaksızın geziyordum Bursa kaldırımlarında. Şu an ise tablo epeyce değişti; kaldırımlara park etmiş bol sayıda araba, dükkan sahiplerinin kaldırımlara koydukları yönlendirme-reklam levhaları, sattıkları mal numuneleri, kent merkezindeki kaldırımlarda araç park edilmesini önleyebilmek için konulmuş diz yüksekliğinde demir borular. Yani bizler için potansiyel tuzaklar. “Ama bunlar zaten öncesinde&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;de&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;vardı.” denilebilir. Fakat&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;öncelikle biz engellilerin, sonrasında diğer yayaların&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;yaşamlarını zorlaştıran bu olgular son yıllarda misliyle arttı. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kent suçu düzeyinde daha farklı gelişmeler de yaşanmakta. Örneğin; şehrin en işlek yerinde, evimin hemen yakınında açılan bir özel hastane önündeki kaldırımı oto park olarak kullanabiliyor.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Ben her gün ortalama iki kez, ana caddeden geçiyormuşçasına yaşadığım çekince ve dikkat ile oto park yapılmış bu kaldırımdan geçmek zorundayım. Her keresinde söyleniyor ve bir engelli olarak yaşamımı zorlaştıran bu müessese sahiplerini eleştiriyorum. Kimlere mi? Yardım isteyerek kolunu tuttuğum her hangi bir vatandaşa. İlginç değil mi, bir kaldırımdan yürürken &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bile ezilmekten korkuyor ve yardım talep ediyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Fakat son süreçte belleğimde oluşan bir düşünce var; sinirlenmeyecek, söylenmeyeceksin, hele hele önüne ansızın çıkan &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;ve kaldırımı bir Çin Seddi gibi kesmiş arabaları tekmeleme arzunu kontrol edeceksin diyorum. Zira keskin sirke küpüne zarar. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Toplumun tüm parçalarını gözetmeksizin plansız ve kontrolsüz gelişen bir kent ortamını, engelliler ve tüm vatandaşlar için daha yaşanılır kılmanın yolu nereden geçiyor? Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek var mı, aslında sorumun yanıtı demokrasi tanımları içinde çoktan verilmiş durumda. Yanıt var, ancak bu yanıta uygun eylem ve örgütlenmelerin olup olmadığı hayli tartışmalı. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Demokratik süreçlerin doğasına uygun yanıtı yineleyelim; örgütlenmek, engelli dernekleri ve destek verecek tüm sivil toplum örgütleri ile birlikte hareket etmek, demokratik baskı grupları oluşturabilmek.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Engelliler için daha kolay ve yaşanılır bir Türkiye umuduyla… &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Necdet Turhan &lt;/p&gt;  &lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:12;"  &gt;&lt;a href="http://www.necdetturhan.com/"&gt;www.necdetturhan.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;(Bu yazı 02 Ekim 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-7566519094491773995?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/7566519094491773995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/yasami-sevmek-icin-yurek-basarmak-icin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7566519094491773995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/7566519094491773995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/yasami-sevmek-icin-yurek-basarmak-icin.html' title='YAŞAMI SEVMEK ICIN YÜREK BAŞARMAK İÇİN EMEK GEREK'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2Rkouckx5I/AAAAAAAAAF8/EZSxdXvMDsE/s72-c/kilimanjaro3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-985720396122717807</id><published>2010-01-30T08:47:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T08:51:25.350-08:00</updated><title type='text'>OLİMPİYAT ŞAMPİYONUMUZ  GİZEM GİRİŞMEN</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RjdmwcwWI/AAAAAAAAAFc/49hYGjL06vQ/s1600-h/gizem_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RjdmwcwWI/AAAAAAAAAFc/49hYGjL06vQ/s400/gizem_2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432576410786775394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:Calibri; 	mso-font-alt:"Century Gothic"; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:0cm; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12;" &gt;1981’de Ankara’da doğdu. Tevfik Fikret Lisesi’nden sonra, Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü’nden 2004 yılında şeref öğrencisi olarak mezun oldu. İlk kez 2005 yılında İtalya’da Bedensel Engelliler Dünya Okçuluk Şampiyonası’nda milli okçumuz olarak Türkiye’yi temsil etti. O günden beri ulusal ve uluslar arası yarışmalarda bir çok ödül aldı. 4. Avrupa Okçuluk Şampiyonası’nda Avrupa Üçüncüsü oldu. Pekin’de 2008 Paralimpik Oyunları’nda altın madalya alarak bu başarıya imza atan Türkiye’nin ilk kadın sporcusu oldu. Olimpiyat madalyasını yıllar önce kaybettiği babasına ithaf etti. Dünya sıralamasında 3 senedir birinci. Geçtiğimiz ay Çek Cumhuriyeti’nde gerçekleşen Dünya Okçuluk Şampiyonası’nda da altın madalya alarak bir kez daha göğsümüzü kabarttı.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;İngilizce, Fransızca ve İtalyanca bilen Gizem, çok yönlü uğraşıları ile yaşamın her alanında yer almayı başaran bir kişilik. Şampiyonu ziyaret ettik, şimdi söz onda;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12;" &gt;“Ne istediğini bilmek ve bu doğrultuda yaşamı yönlendirmek konusunda bazı insanlar daha şanslıdır. Ben kendimi bu şansa sahip olan insanlardan biri olarak görüyorum. Emeklerimin karşılığını görmek, ülkemi bu şekilde temsil edebilmek çok güzel bir duygu. Belirtmeliyim ki; amacım sadece altın madalyalar almak değildi. Bir sporcu şunu hiç unutmamalı: &lt;i style=""&gt;Başarı örnek olursa ve paylaşılırsa anlamlıdır.&lt;/i&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12;" &gt;Başarıya sizi götüren pek çok etmen çok önemli. Benim başarımda ailemin rolü çok büyüktür. Başarılarımda annemin en az benim kadar emeği var. Ailemin verdiği destek çok değerli benim için. Tek başına sportif başarının anlamlı olduğunu düşünmüyorum, bir sporcu sadece antremanlarla başarıya ulaşamaz, eğitimi, kültür birikimi, hayattaki duruşu, fikirleri ile sportif yaşamı bir bütün olmalıdır. Bu anlamda bugüne kadar aldığım eğitim ve kültür de bu başarıda çok önemli bir yere sahip. Bunun yanı sıra temsil ettiğiniz ülkenin, devletin, federasyonun desteğini arkanızda hissetmeniz çok önemli. Okçuluk bireysel bir spor gibi gözükse de, ben bir takımın parçasıyım, ekip arkadaşlarımla çalışarak bugünkü performansıma ulaştım, bir ekibin parçası olabilmek ve o ekibin desteği de çok önemli. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12;" &gt;Olimpiyat ve dünya şampiyonluğu, günlük ve sosyal yaşamımda büyük değişikliklere sebep olmadı çünkü zaten hedeflediğim ve istediğim yaşamı sürüyorum. Yaşam tarzımda bir değişiklik olmadı yani. Ama manevi anlamda elbette çok büyük bir etkisi oldu; sadece Türkiye’den değil, dünyanın bir çok ülkesinden, beni tanımayan yüzlerce insandan tebrik ve sevgi mesajları, beni kendilerinden, ailelerinden biri olarak gördüklerini bildiren mesajlar aldım. Bunlar hiçbir maddi getirinin sağlayamayacağı güzellikler. Ayrıca, basın yolu ile özellikle engellilik konusunda düşüncelerimi çok sayıda insana ulaştırabildim. Bu da çok önemli benim için.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12;" &gt;1992’de trafik kazası geçirerek omurilik felci oldum. O tarihe kadar ben ve ailem engelli olmak konusunda hiçbir şey bilmiyorduk. Çünkü maalesef ülkemizde bu eğitim ve bilinç verilmiyor. İsterim ki insanlar başlarına bir kaza gelmeden, engelli olmadan da bu konuda bilinçlenebilsin. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12;" &gt;Ben engelime odaklı yaşayan biri değilim. Evet engelliyim, ama hayat devam ediyor. Yürüyemiyorum, ama bu dünyanın sonu değil. Herkesin çeşitli sorunları olabilir, herkes de bunlarla başetmek durumunda. Önemli olan bu sorunlarla nasıl başedeceğinizin yolunu çizmek ve bu yolda ilerlemek. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;font-size:12;" &gt;Bence engellilik konusunda yapılması gereken ilk iş eğitim alanında. İlkokullardan başlayarak çocuklarımıza aynı ülkede, aynı dünyada birlikte yaşadığımızı, herkesin aynı gemide olduğunu, birbirine saygı duyması gerektiğini, farklılıkları reddederek değil, ötekileştirerek değil, kendinden farklı olanlarla birlikte yaşayabildiğimizde daha güzel bir dünyaya ulaşabileceğimizi öğretmemiz gerekiyor. Bunu başarabilirsek, zaten engel dahil pek çok sorunumuzu çözmüş olacağız. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="line-height: 115%;font-family:Calibri;font-size:12;"  &gt;Gizem Girişmen&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;gizemgirismen@yahoo.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 25 Eylül 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-985720396122717807?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/985720396122717807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/olimpiyat-sampiyonumuz-gizem-girismen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/985720396122717807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/985720396122717807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/olimpiyat-sampiyonumuz-gizem-girismen.html' title='OLİMPİYAT ŞAMPİYONUMUZ  GİZEM GİRİŞMEN'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RjdmwcwWI/AAAAAAAAAFc/49hYGjL06vQ/s72-c/gizem_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-6296747538671368312</id><published>2010-01-30T08:34:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T08:47:29.929-08:00</updated><title type='text'>ENGELSİZ YAŞAM MERKEZLERİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RinGw2hOI/AAAAAAAAAFU/CII0tNPHRio/s1600-h/logo.nazli.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RinGw2hOI/AAAAAAAAAFU/CII0tNPHRio/s400/logo.nazli.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432575474485593314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İster engeli olmayan biri olun ister engelli ve engelli iseniz hangi engel grubunda olursanız olun, hep tekrarlıyoruz; inandığımız en temel şey “engel düşünce ve düşlerde”, bedenimizde değil. Dolayısıyla insan eğer isterse her şeyi yapabilir. Ancak yaşamınız başka birilerinin desteğine bağımlı ise, bağımlı olduğunuz kişilerin bir gün artık olmayacakları gerçeği  engellileri ve aileleri, ne kadar direnirlerse dirensinler kara kara düşüncelere götürüyor.&lt;br /&gt;Zihinsel ya da ortopedik engelli bir çocuğunuz var, bugüne kadar yaşamın içinde yer alması için gerektiğinde beyni oldunuz, gerektiğinde gözü kulağı, gerektiğinde eli ayağı. Ama aklınızın bir köşesinde kendini sürekli hissettiren, hiç susmayan bir soru: bizden sonra ne olacak?&lt;br /&gt;Türkiye’de özellikle son yıllarda bu konuda da gelişmeler oldu. Bazı illerimizde Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na (SHÇEK) bağlı olarak hizmet veren, kimsesiz ve maddi durumu iyi olmayan engellilere yatılı olarak hizmet sağlayan yerler kurulmaya başladı. Bu bakımevlerinde yatılı hizmet alan engelli sayısı SHÇEK’in raporlarına göre yaklaşık 5000.&lt;br /&gt;Varolan bu bakım merkezlerinden faydalanabilecek engelli sayısını gördüğünüzde siz de benim gibi sorabilirsiniz: nüfusunun % 12’si engelli olarak belirtilen bir ülkeye,  mevcut bakımevleri yeterli mi? Peki az sayıdaki bu kontenjana başvurular nasıl elenecek? Öncelik fakir ve kimsesizlere. Peki kimsesiz ve maddi durumu iyi olmayan ne demek? Aylık geliriniz 330 TL’nin altında ise sizin maddi durumunuz iyi değil, üstünde ise iyi. Bu bakımevlerinden birine girmek istediniz, aylık geliriniz 330 TL’nin altında, bu parayla geçinemeyen bir engelli fakirliğini kanıtlamayı ve bakımevi başvuru belgelerini tamamlamayı nasıl başaracak acaba?&lt;br /&gt;Ayrıca, şunu da merak ettim; neden yıllardır böyle bir ihtiyaç varken kurulmadı bu kurumlar da son yıllarda ortaya çıkmaya başladılar? İnsanların bu konudaki duyarlılığı nasıl oldu da çoğalıverdi? Nedeni basit; devlet bir kanun çıkarıyor, bakıma muhtaç engellilere belirli miktarda bir aylık bağlıyor, eğer sen bir bakımevi açar, fakir ve kimsesiz engellilere burada hizmet verirsen, engellilere verilen bu aylığı devlet sana veriyor. Kimsenin kazanmaya çalıştığı parada gözümüz yok ama bu para doğru kişilere doğru şekilde harcanıyor mu acaba? Kim nasıl denetliyor? Televizyon ve gazetelerde bakımevlerinde yaşayan engellilere yapılan kötü muamele örneklerini izlediğimiz haberler çok uzakta değil.&lt;br /&gt;Özetle diyorum ki; tek başına yaşama şansı olmayan engelli vatandaşlarımızın başta yiyecek, barınma ve sağlık hizmetleri olmak üzere yaşamlarını sürdürmelerini sağlayacak yeterli sayıda merkeze ihtiyaç bulunmaktadır. Bu merkezlerde yaşayacak engel gruplarının farklı özellikteki ihtiyaçları nedeni ile, bu merkezler çeşitli uzmanlık dallarında personelin çalıştığı, fiziksel koşullarının her engel grubuna uygun olduğu yerler olmalıdır. Önemli bir konu da, bu merkezlere alınacak engellilerin, eğer yaşadığımız ülkedeki devlet sosyal bir devlet ise, bizzat araştırılarak bulunması ve hizmetin engellinin ayağına giderek sağlanması gerekliliğidir. Çünkü kimsesiz, fakir ve başka birinin yardımı olmadan hareket edemeyen engellilerin bu merkezlere başvurmak için girişimde bulunmaları mümkün değildir. Ayrıca, zengin fakir engelli kriterleri yerine, meseleye insan hakları ve ayrımcılık gözlüğü ile bakarsak çözüm yolları da daha makul ve mantıklı bir biçimde ortaya çıkacaktır inancındayım.&lt;br /&gt;Herkes ve her canlı için engelsiz yaşam dileği ile…&lt;br /&gt;ŞULE TÜZÜL&lt;br /&gt;sule.tuzul@isbank.net.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yazı 18 Eylül 2009 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-6296747538671368312?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/6296747538671368312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/engelsiz-yasam-merkezleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6296747538671368312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/6296747538671368312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/engelsiz-yasam-merkezleri.html' title='ENGELSİZ YAŞAM MERKEZLERİ'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RinGw2hOI/AAAAAAAAAFU/CII0tNPHRio/s72-c/logo.nazli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-3657991045206962662</id><published>2010-01-30T08:31:00.000-08:00</published><updated>2010-01-30T08:34:27.217-08:00</updated><title type='text'>ENGELLİLER İSTEDİĞİ MESLEĞİ SEÇEMEZ Mİ?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RfeSXI7kI/AAAAAAAAAFE/dPaM5IAmCSs/s1600-h/03092008019.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RfeSXI7kI/AAAAAAAAAFE/dPaM5IAmCSs/s400/03092008019.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432572024445267522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Lisedeyken karar verdim psikolog olmaya. Etrafımdaki herkes “ Ne de güzel avukat olur senden!” diye düşünürken. İtiraf etmek gerekirse tercihlerim arasında hukuk da vardı, ama iyi ki olmamış. İlk tercihimdi ODTÜ Psikoloji. Toplumun genelinden farklı özellikleriniz varsa ve bu durum onları rahatsız ediyorsa yaşamak pek kolay olmuyor. Aslında asalak asalak yaşamak çok da zor değil, ama hayatınızı topluma göre “anormal”  bir birey olarak “normal” bir şekilde yaşamak istiyorsanız dirençle karşılaşıyorsunuz. Tabii bu, üniversitede de böyle oluyor. Bölümünüz psikolojiyken bile bazı psikolog hocalarınızın önyargılı tutum sergilemeyeceğini kimse garanti edemez. “Sen bu dersi alamazsın.”, “Sen bu okulda okuyamazsın.” “Yüksek lisans yapamazsın.” gibi başka bir sürü söz geliyor dikiliyor karşınıza. Tabi hep olumsuz değil tutumlar; herkese haksızlık etmeyelim. Yine de hal böyleyken bölümümü yüksek şeref öğrencisi olarak bitirdim. Sonra yine aynı okulda psikolojik danışma ve rehberlik bölümünde yüksek lisansa başladım. Bir buçuk ay önce bitirdim yüksek lisansı. Hani derler ya; yapamazsın diyenlere inat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada “yapamazsın!”ların asla sonu gelmiyor. Her yere sizden önce gidip yerleşmiş onlar. Okulu bitirmişken yüksek lisansın da sonu görünmüşken çalışmak lazım oldu artık. Başvurdum KPSS atamalarına; derken atanıverdim Türkiye’nin güneyinde küçük bir ilçeye. Hastanemdekiler beni çok olumlu karşıladı önce, ama sonra benim normalde istenen belgelere ek bir de psikolog olarak çalışabileceğime dair heyet raporu istendi. İnsan elinde diploması olduğu halde, üstelik o diploma için 4 sene en az arkadaşları kadar çalışmışken böyle bir tavırla karşılaşınca kendini aşağılanmış hissediyor. Hem doktorlara ne benim psikolog olup olmamamdan, onlar neye göre karar verecek? Tabi el mahkum gittik bir hastaneye; aldık raporu. Döndüm başladım çalışmaya. 5 aydır çalışıyorum. Şimdiye kadar benimle ilgili bir şikayet gelmedi hastaneye. Her etik sahibi uzman gibi uzmanlığımı aşan vakaları yetkili uzmanlara yönlendiriyorum. İnsanlara yardımcı oldukça motivasyonum artıyor. Doğru mesleği seçmişim kendim için. Her psikologun uzman olduğu alanlar vardır ve tabi olmadığı da. Benim engelim bana bazı sınırlılıklar getiriyor. Örneğin küçük çocuklar benim görmediğimi, hele bir de kendilerine baktığım halde nasıl olup da görmediğimi anlayamıyorlar. Onun dışında insanların gerginliği, üzgünlüğü gibi şeyler seslerinden de anlaşılıyor. Benim görmemem işimi yapmamı engellemiyor, tabi kısıtlıyor olabilir ama ben görsem çocuklarla çalışacağım diye de bir şey yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası 2001’den beri uğraştım durdum psikolog olmak için, sonunda uzman psikolog oldum. Ve kendi işimi yapıyorum. Şimdi yeni hedeflerim var. Yine “yapamazsın!”lar var karşımda. Ben “yapamazsın!”ları aştıkça güçleniyorum, hedeflerim büyüyor, tabii bu arada “yapamazsın!”lar boş durmuyor, onlar da güçleniyor. Ama benim vazgeçmeye hiç niyetim yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DENİZ AYDEMİR&lt;br /&gt;eylemsiz@gmail.com&lt;br /&gt;(Bu yazı 11 Eylül 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2381970892222455260-3657991045206962662?l=afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/feeds/3657991045206962662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/engelliler-istedigi-meslegi-secemez-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3657991045206962662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2381970892222455260/posts/default/3657991045206962662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://afsadengelsizcumhuriyet.blogspot.com/2010/01/engelliler-istedigi-meslegi-secemez-mi.html' title='ENGELLİLER İSTEDİĞİ MESLEĞİ SEÇEMEZ Mİ?'/><author><name>yalnizbiropera</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04430038143561135834</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/SR8D_R0JB7I/AAAAAAAAAAM/llt0EALVbno/S220/IMG_3297.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S2RfeSXI7kI/AAAAAAAAAFE/dPaM5IAmCSs/s72-c/03092008019.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2381970892222455260.post-8648111448045797464</id><published>2010-01-23T12:52:00.000-08:00</published><updated>2010-01-23T12:55:49.232-08:00</updated><title type='text'>ZİHİNSEL YETERSİZ ÇOCUKLARI YETİŞTİRME VE KORUMA VAKFI'NDA BİR GÜN</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S1tiPkSJgAI/AAAAAAAAAE8/HApbadq01TE/s1600-h/Atolye_9_by_ZIHIN_ergo_sum.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S1tiPkSJgAI/AAAAAAAAAE8/HApbadq01TE/s400/Atolye_9_by_ZIHIN_ergo_sum.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430041795302621186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S1tiIwotSFI/AAAAAAAAAE0/wDeJaNOOp_g/s1600-h/IMG_0676-kucuk.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_P0ZHAm4M0dE/S1tiIwotSFI/AAAAAAAAAE0/wDeJaNOOp_g/s400/IMG_0676-kucuk.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430041678359382098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Cuser%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Comic Sans MS"; 	panose-1:3 15 7 2 3 3 2 2 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:script; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;} @font-face 	{font-family:Calibri; 	mso-font-alt:"Century Gothic"; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin-top:0cm; 	margin-right:0cm; 	margin-bottom:10.0pt; 	margin-left:0cm; 	line-height:115%; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:Calibri; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Yaşamın yanından geçip gidiyoruz yaşananlardan habersizce. Tam da yanlarındayız aslında.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;Bir dirsek mesafesinde.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Bazen bakıyoruz ama görmüyoruz. Bazen de bananeciliğimiz tutuyor anlamsızca. Bazen bakmıyoruz yüzlerine bakışlarımızı kaçırarak. Bazen de amansendeciliğin en renkli&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;elbisesini giyerek üzerimize.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNorm
