9 Temmuz 2010 Cuma

KAVAKLIDERE’NİN ENGELLERİ

f: Şennur DEMİRER

f: Nuran KANSU

Daha güzel bir dünya düşünü, yaşadığımız sokaktan, mahalleden ya da kentten başlatmayı amaçlayan Kavaklıderem Derneği, kurulduğu günden beri bu amaca yönelik etkinlikler düzenliyor. “24 Saat Kavaklıderem” fotoğraf çalışması, son 4 yıldır düzenlenen bir etkinlik. Herkesin katılımına açık olan bu etkinlik kapsamında, bir konu başlığı altında ve belirlenen bir gün boyunca Kavaklıdere sınırları içerisinde fotoğraflar çekiliyor, daha sonra bir sergi yapılıyor.
Bu yıl düzenlenen etkinliğin konusu: ENGEL(SİZ). Kavaklıderem Derneği ve AFSAD (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) işbirliği ile “Herkes için Engelsiz Yaşam” diyen fotoğraf severler, 12 Haziran Cumartesi günü 24 saat boyunca Kavaklıdere semtindeki engelllerin fotoğraflarını çektiler.
Bir grup engelli ve engeli olmayan arkadaşla birlikte biz de bu çekime katıldık. Tahmin edeceğiniz gibi, sokaklarda engel bulmak konusunda hiç sıkıntı çekmedik. Çağdaş bir ülkenin başkentine yakışmayacak öyle çok manzara ile karşılaştık ki. Neredeyse kaldırımların büyük bölümü bozuktu. Tekerlekli sandalyeyi bırakın, engeli olmayan birçok insan için de engellerle dolu sokaklar. Attığımız her adımda karşımıza ya çukurlar çıktı, ya bozulmuş zeminler ve tümsekler, ya da kaldırımın ortasına konduruluvermiş direkler. Pek çok kaldırıma gerekli yerlerde rapma konmuştu ama bu rampalardan kolaysa bir tekerlekli sandalye ile geçin bakalım. Çoğu rampanın önüne yağmur sularının geçişi için oyuklar yapılmıştı, bir kısmı kırık döküktü, hele bir rampa vardı ki görmeye değer; tam önüne logar kapağı konmuştu. Ama bizi en çok şaşırtan rampaların önüne arabalarını parketmiş sürücüler oldu.
Karum’un önünden başladığımız yürüyüş boyunca çeşitli yerlerde engelli araç park yerleri vardı ama buralara engelli araçları değil, başka araçlar park etmişti. Bir kişiyi aracını parkederken yakalayınca ikaz ettik, aldığımız cevap şu oldu: “Ya abla 10 dakika şuraya sakal traşı olup gelicem, idare ediver.”
Kuğulu parkın yanında mola verdiğimiz kafe girişine de rampa yapılmıştı, ama o kadar dikti ki tekerlekli sandalyedeki arkadaşlar yardımla bile o rampadan inmeye çekindiler, merdivenlerden indirilmeyi daha güvenli buldular.
D&R’ın önünden Kuğulu Park’a karşıdan karşıya geçmeyi denedik. Tam bir maceraydı. Ama başardık.
Bankaların para çekme makinelerinden (ATM)yardımsız para çekmeye çalıştık, imkansızdı.
Sonra bir otobüse binme denemesi yaptık. Bir tekerlekli sandalye kullanıcısının kucaklanmadan bir otobüse binmesi münkün mü sizce?
Kaldırım kenarlarındaki mantarlar arabaların kaldırımlara park etmesini engellerken, özellikle görme engellilerin de bu kaldırımlarda yürümesini engelliyor, bunu biliyor muydunuz?
Gerekli gereksiz çaldığınız kornalar, bir CP’li ya da bir ortistik için bir işkence olabilir, bunu biliyor muydunuz? Engeli olmayan insanlar için de sinir bozucu bir durum değil mi bu zaten?
Tüm bu maceraları yaşarken güzel şeyler de oldu elbette. Aslında mesele engelliler ve engeli olmayanlar, biz ve siz değildik. Biz sokakta bunları yaşarken, pek çok insan bizi izledi, bize hak verdi, kimi bilmediğini öğrendiğini söyledi, kimi zaten bildiğini ve bundan sonra daha çok insanı ikaz edeceğini. Biz 24 Saat Kavaklıderem etkinliğine engelleri fotoğraflamak-belgelemek için yola çıkmıştık ama farkına varmadan sokakta uygulamalı bir bilinçlendirme eğitimi vermiş olduk, hem de yüzlerce insana. Sokaktaki insanlara kendimizi anlatmış ve yüzlerce kişi ile yaşadıklarımızı paylaşmış olduk.
Daha da önemlisi, yine farkettik ki, sokaklar nasıl olursa olsun en büyük görev biz engellilere düşüyor, sokaklara çıkmaktan vazgeçmemeliyiz, başka türlü kendimizi anlatma şansımız yok.
Herkes için engelsiz yaşam dileği ile...
ŞULE TÜZÜL
sule.tuzul@isbank.net.tr

(Bu yazı 09 Temmuz 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Ankara ekinde yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder